Bu yazıyı 2 ay önce yazmış ve sonra yayınlamak için kaydetmiştim. Konu konu üzerine girince unutmuşum tamamen, bugün yayınlanmamış gönderilere bakarken farkettim..:) Jessie burada 10 aylık, 1.5 ayda yine kocaman oldu benim yakışıklım, doğumgünü bile geldi çattı..:)

Gördüğünüz üzere evde de oğlumun yakasından düşmüyorum ve onu pek boş bırakmıyorum. Canı sıkılmasın ve komutları unutmasın diye eğitim komutlarını pratik edip sık sık tekrarlıyoruz. 

jessie golden retriever egitim komutlari | izlesene.com



Pozitif Enik'ten spariş vermiş olduğum Easy Walk tasma ve Twist&Treat oyuncak az önce elime ulaştı. Sharon Savage Yıldız'a bana sağladığı bilgilerden ve ilgisinden dolayı çok teşekkür ediyorum. 

Ürünleri kullanmak için akşamı nasıl sabırsızlıkla beklediğimi anlatamam, özellikle de Easy Walk için. Bakalım beyimiz ne kadar çekiştirebilecek. Akşam özelliklere tüm dişi köpeklere yaklaşıp test edeceğim, kötü müyüm ne..:)
  • Easy Walk ve Gentle Leader tasmalarla ilgili daha önceki yazım da BURADA. Juen Pet'den ilk aldığım Easy Walk olan tasmadan memnun kalmamıştım, hem yürüyüş hiç easy değildi, hem de Jessie çok rahatsızdı. Tecrübelerimi detaylıca paylaşmıştım. Juen Pet'deki ürünü tavsiye etmiyorum. Bu arada tecrübe yazımın sonuna  Pozitif Enik'tekini alabilirim diye yazmışım, çok öngörülü gördüm kendimi..:) 



Marley ve Ben Ekran Koruyucu İsteyenler..:)

Marley ve Ben filmini izlemeyeniniz var mı? Peki izleyip de beğenmeyen ya da eğlenmeyeniniz var mı?..:) 

Daha önce online izleme linki ve film fragmanını paylaşmıştık. Şimdi de Marley'i ekranında her gün görmekten mutluluk duyacaklar için ekran koruyucusunu paylaşmak istiyorum. :) Çok tatlı..:) 

Ekrankoruyucu indirme linki:
Marley&Me Ekran Koruyucu



Cesar Millan'ın kitabından köpeklerde sahiplenme ve saplantılarla ilgili kısmın çevirisine kaldığım yerden devam ediyorum. Daha önce takıntı ve saplantının ne olduğunu ve nasıl tespit edebileceğimizi yazmıştık. 
Bu yazımızda ise bu hareketlerin nasıl durdurulması ve düzeltilmesi gerektiğini okuyabilirsiniz. 


  
Köpeklerde Saplantı ve Takıntının Engellenmesi:
1. Köpeğinizin takıntılı hareketlerini engellemek için ilk adım oyununun yoğunluğunu gözlemlemek olmalıdır. Aynen çocukların oyunlarını gözlemler gibi; şöyle ki çocuklar arasında bir tanesi daha hızlı, bir diğeri fiziksel olarak kuvvetli ya da zayıf olabilir. Oyunlarının yoğunluk derecesi orta derecede tutulabildiği sürece birbirlerini fiziksel veya duygusal olarak incitemezler. Bununla birlikte hala eğlenebilirler. 

Esas nokta şudur: Köpeğiniz her oyunun limitleri olduğunu bilmelidir. Bu en sevdiği oyuncağı, kedileri kovalamak, vs. olsun böyle olmalıdır. Bu limitler ise köpek sahibi tarafından belirlenmelidir, kesinlikle köpeğin kendisi tarafından değil.

Saplantı ve Sahiplenmenin Düzeltilmesi
1. Köpeğinizin düzenli ve düzgün bir egzersiz programı olmalı ve içinde bastırılmış enerjisi olmamalıdır. Unutulmamalıdır ki takıntılar çoğu zaman köpeklerimizin atamadıkları enerji, sıkıntı ve asabiyetleri sonucu oluşur.
 

2. Sahiplenme ve savunma gösteren hareketler olay anında engellenmelidir. Bu noktada sizin köpeğinizi iyi tanıyor ve gözlemliyor olmanız çok önemlidir. Köpeğinizin sahiplenme ve saplantı hareketlerine başlayacağını belli eden fiziksel ipuçlarını ve işaretleri çok iyi bilmelisiniz. Bu sayede o birinci aşamadan onuncu aşamaya gelmeden siz onu engelleyebilir, dikkatini başka kanallara yönlendirebilirsiniz. 
En ideal itaat için; sahiplenme gösterdiği nesneden gönüllü olarak ayrılana dek o nesneyi yanında tutmalısınız. Çoğu köpek sahibi bu durumda oyuncağı bir kenara atar ve "hayır" der. Ancak bunu yaparsanız saplantısı bir üst aşamaya geçmekten başka bir işe yaramayacaktır. Çünkü bu durumda hem söz konusu nesne daha erişilmez olacak, hem de köpeğiniz zamanla sizi kendine karşı görmeye başlayacaktır. Köpekler aile bireylerine zarar vermek istemezler; fakat saplantılı anlarının köpeğinizin kendini durduramadığı anlar olduğunu ve köpeklerin rasyonel bir mantığa sahip olmadığını unutmamalısınız.



Cesar Millan'ın kitabını okumaya devam ediyorum. Son facebook paylaşımlarımız üzerine köpeklerde savunma, koruma ve sahiplenme olarak nitelendirdiğimiz hareketlerle ilgili bir kısmı Türkçe'ye çevirdim. Bu hareketler daha genel bir tanımla aşırı bağlılık, saplantı ve takıntı olarak adlandırılıyor. 

Bu yazıda saplantı ve aşırı bağlılık duygularının ne olduğuna, nasıl anlayabileceğimize ve ne gibi sonuçlar doğurabileceğine bakacağız. İkinci bir yazıda ise takıntıların nasıl engellenebileceğini çeviriyor olacağım.  

(Çevirim blog kaynak olarak gösterildiği sürece paylaşılabilir) 
Köpeklerde tutkuyla bağlanma ve saplantılar insanların bağımlılıkları kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Bir oyuncağa, kemiklere, gidip getirme oyunlarına ya da kedilere tutkuyla bağlı olduğu için gülüp geçmek sokakta sarhoşluktan düşen birine gülmekle benzerlik gösterir. 

Anlık olarak bu hareket komik görünmekle birlikte asıl gerçek köpeğinizin tutkusu söz konusu olduğunda kendi üzerinde fiziksel ve psikolojik kontrolünün olmadığıdır. Ve bir gün bundan dolayı kendini ya da etrafındakileri incitmesi gayet olasıdır; zira saplantı ve aşırı düşkünlük köpekler için bir çeşit bağımlılıktır. Köpeklerimizin davranışlarının aşırı bağlılığa dönüşmesine izin verdiğimiz takdirde onları mutsuzluk ve hayal kırıklığına itmiş oluruz.

Aşırı Bağlılık ve Saplantının Anlaşılması
1. Normal bir köpek sizinle, çocuklarla ve diğer köpeklerle güzel ve sorunsuz oynar. Dengeli köpekler bazı oyunları ya da oyuncakları diğerlerinden daha çok sevebilirler; ancak bu hiçbir zaman oyun olmaktan çıkıp, ölüm kalım meselesi haline gelmemelidir. Saplantılı bir köpek saplantılı olduğu oyun ve oyuncakları çok ciddiye alır ve oynama şekli farklı bir yoğunlukta gerçekleşmeye başlar.

2. Bir köpeğin takıntıları ortaya çıkmaya başladığında yüzü ve vücut dili anlaşılır bir şekilde değişir. Vücudu sabitleşir, gözlerini belli bir noktadan ayırmaksızın bakmaya başlar, öyle ki  gözbebekleri sabitleşir ve bakışını oradan ayırmakta güçlük çekersiniz. Dışarıdan çoğu zaman transa geçmiş gibi görünebilir. Bu durumlarda köpeğiniz artık oyununda kaygısızlık, rahatlık ve eğlence olmayan bir bölgeye adım atmıştır. Bir kumar makinasının başında kilitlenmiş bir şekilde makinanın kolunu sürekli çekmekte olan birini düşünün; odaklanmış ve artık kesinlikle eğlenmeyen birini. Saplantı ve tutkular, içinde bulunulmaktan mutlu olunan sınırlar içinde yer almazlar; çünkü bu bölge etraftaki mutluluk verebilecek herşeye karşı körlüğün başladığı bölgedir



Ve geldik tüy dökülmesi yazı dizimizin son yazısına..:) "Tüylerle ilgili kısa bilgiler" ve "Az tüy döken ırklarla ilgili yazı"larımızdan sonra tüy dökülmesini nelerin arttırdığını ve nasıl azaltabileceğimize de bir göz atalım mı?
Tüy Dökülmesini Arttıran Etkenler:

  • Sık yapılan banyolar ve uygun olmayan şampuanlar deri ve tüy sağlığını bozabileceğinden tüy dökülmelerinde artış olabilir. Köpeğin cinsine, deri ve tüy yapısına bağlı olarak değişmekle birlikte ev içinde yaşayan köpekler de ayda bir kez yapılacak banyo çoğunlukla yeterlidir.
  • Sağlıksız ve dengesiz beslenme, köpeği gereğinden fazla beslemek, abur cubur gıdalarla beslenmesine izin vermek aşırı tüy dökülmesi olarak geri dönecektir.
Mevsimsel tüy dökülmesi nedir?

  • Mevsimsel olarak özellikle bahar aylarında tüy değişiminin başlayacağını ve oldukça fazla tüy dökeceğini unutmamalısınız. Bu dönemlerde sizi endişelendirecek boyutta bir tüy dökülmesi olabilir ki bu da gayet normaldir. Özellikle bu dönemde fırçalama sayısının artırılması tüy değişim dönemini kısaltmasa da etrafa saçılacak tüyleri önlemek açısından önemlidir. 
Tüy Dökülmesini Azaltmak İçin Neler Yapılmalıdır? 

  • Köpeğinizin herhangi bir deri problemi yoksa günde en az bir kez yapılan fırçalama ile köpeğinizin üzerindeki ölü tüyleri alarak etrafa saçılmalarını önleyebilirsiniz. Bazı uzun tüylü ırklarda günde iki kez dahi fırçalama yapmak gerekebilir.
  • Ayrıca normal zamanlarda da deriyi güçlendiren çeşitli spesifik ürünleri düzenli olarak kullanarak aşırı tüy dökülmelerini önlemek mümkün olabilir. Bu ürünler veterinere danışılarak alınmalıdır.
Unutmayın ki tüy dökmeyen veya çok az tüy döken bir kaç ırkın dışında tüm köpekler tüy dökerler ve bunu tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir.



Az Tüy Döken Cinsler ve Apartmanda Besleme Değerlendirmesi 
Her köpek tüy dökmekle birlikte bazı cinsler ırksal özelliklerinden dolayı daha az tüy dökerler. Bu ırkların apartmanda bakılma durumunu değerlendirecek şekilde kısa bilgileri ve ırksal özelliklerinin detaylarını bulabileceğiniz linkleri aşağıda görebilirsiniz. Bu konuda çok soru geliyordu, umarım işinize yarar..:)

Yorkshire Terrier ve Papillon: Yorkshire Terrier'ler neredeyse hiç tüy dökmezler. Papillon da temiz, kokusuz ve oldukça az tüy döken bir ırktır. Her ikisi de ev için uygun köpeklerdir; fakat bu köpeklerde yalnız kalmaya fazla tahammül edemezler. Gün içinde ne kadar yalnız kalacaklarsa ona göre belli bir süre buna alıştırılmaları gerekir. Gürültücüdürler, herşeye havlayabilirler, özellikle yalnız kaldıklarında havlamaları komşuları rahatsız edebilir. (Komşuların rahatsız olmasından önce evde yalnızken havlayan köpeğin bir sorunu olabilir ve bu halledilmelidir.)


Basenji: Basenji temiz, köpek kokusu olmayan ve çok az tüy döken bir ırktır. Özellikle allerji problemi olan insanlar için idealdir. Tüyler için haftada bir kez fırçalama yeterlidir. Basenji yeterli egzersiz yaptırılırsa bir apartman dairesinde yaşayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki günlük egzersiz gereksinimi fazla olan bir ırktır. Uzun yürüyüşler, yorucu egzersizler ve oyunlarla hem fiziksel hem zihinsel açıdan dinç tutulmadığı takdirde şişman ve tembel bir köpeğe dönüşme eğilimi vardır. 

Basenji Irk Özellikleri

Shih-tzu: Bu ırk hemen hemen hiç tüy dökmez ve apartman yaşamı için ideal bir köpektir. Alerji problemi olan kişiler tarafından oldukça sık tercih edilmektedir. Ev içinde yeteri kadar hareket edebilir ve bahçesiz bir evde bakılması problem yaratmaz. Az tüyü dökülmekle birlikte günlük en az yarım saat süren bir tüy bakımına ihtiyacı vardır. Shih-Tzu sahiplerinin bir kısmı kürkün bakımının daha kolay olması ve daha az zaman gerektirmesi açısından tüyleri traş ettirmektedir.  
Shih Tzu Irk Özellikleri
 

Poodle: Poodle ise ev ortamında bakılacak en ideal köpeklerden biridir. Hatta ilk sırayı alır. Hemen hemen hiç tüy dökmez ve yine bu ırk da alerji sorunu olanların gözdesidir.
Eğitilebilirlikte ilk sıralardadır. Bütün sirklerde poodle'ları görmeniz mümkündür. 3 boyu vardır. Toy yani oyuncak, minyatür ve standart. Az tüy dökmekle birlikte tüylerinin bakıma fazlaca ihtiyacı vardır. Sık sık taranmalıdır ve gerektiğinde kesilmelidir.

Poodle Irk Özellikleri



Tüy Dökülmesi Hakkında Kısa Notlar

Tüy dökülmesi konusunda birkaç yazı yazıyor olacağım. Bu giriş niteliğinde olan, kısa ama önemli notları aşağıda bulabilirsiniz;

  1. İster kısa tüylü isterse uzun tüylü olsun tüylerini dökmeyen bir köpek düşünmek imkansızdır. Çünkü köpekler tüy değişimini yapmak zorundadır.  
  2. Sağlıklı bir tüyün belirli bir ömrü vardır ve zamanı geldiğinde bu tüyler dökülerek yerini yeni tüyler alır. Bunu insanların saç dökülmesi gibi düşünebiliriz. 
  3. Sağlıklı beslenen bir köpek normalin üzerinde tüy dökmemelidir. Beslenme ve deri sağlığına dikkat etmek tüy dökülmesinde temel faktörlerdendir.
  4. Kısa tüylü ırklar daha az tüy döker diye bir durum yoktur, tüylerine iyi bakılan bir Golden bir Labrador'dan çok daha az tüy dökebilir. Bireysel tecrübemle sabittir..:)



Apartmanda Beslemek İçin Uygun Köpek Irkları

Köpek ırkı seçimi hakikaten zor iş, iyi düşünüp doğru karar vermek oldukça önemli. "Çocuklarımız var ve iyi bir aile köpeği mi istiyoruz", "apartmanda mı bakacağız yoksa bahçede mi", "ne gibi özellikleri olsun isteriz", gibi pekçok konuyu düşünmek gerekli. 

Bu yazımızda apartmanda bakacağımızı düşünerek hangi adımları izlememiz gerektiğine bir bakalım. Daha önce paylaştığımız yazıların sırasıyla hangi adımda yapılacağını anlatarak bir derleme yapmaya çalıştım, umarım faydası olur;
  1. Karar verme aşamasında daha önce paylaştığımız köpek almadan önce düşünülmesi gerekenler yazımızı okuyalım ve kararımızı gözden geçirelim.
  2. Sona köpek ırk seçim testini yapalım. Buradan erişebilirsiniz. 
  3. Apartmanda bakılmaya uygun ırklar ile ilgili videomuzu izleyelim. O da bu link'te mevcut.
  4. Evde beslemeye uygunluk ile ilgili tüm yazılarımız da burada bulunuyor. 
  5. Animallia'nın sayfasında çocuklarla iyi anlaşan, iyi aile köpeği olarak nitelendirilen köpeklerin bir listesi bulunuyor. Ona da bakmak isterseniz buradan erişebilirsiniz. 
Kolay gelsin..:)



Bloğumuzu takip eden bir arkadaşımızın köpeği evde yalnız kaldığında çok havlıyor ve huzursuz oluyormuş. Bu konuda bildiklerimi paylaşıyorum, umarım faydası olur.

Yavru köpeğiniz sizi, ailesi ya da sürüsü olarak görür ve mümkün olduğunca sizinle birlikte olmak ister. Her ne kadar bazı zamanlar onu yalnız bırakmanız gerekli de olsa, bu onlar için stresli bir durum olacaktır. Çünkü yavru köpeğiniz sizin ne zaman döneceğinizden emin olamaz. Endişelenebilir ve ağlayabilir, mızmızlanabilir, uluyabilir (sürüsünü bulmaya çalışan bir kurt gibi). Yavru köpeğiniz yalnızlıkla başa çıkabilmeyi öğrenmek için güven verilmeye ve övgüye ihtiyaç duyar.

Köpeğinizi Evde Yalnız Kalmaya Alıştırmak İçin Öneriler;

  1. Köpeğiniz dışarı çıkabilecek kadar büyükse onu dışarıda iyice yorun, evde sakin bir şekilde uyumasına yardımcı olacaktır.
  2. Yalnızlık olgusundan dikkatini çekmesi için ona güvenli oyuncaklar verin. Siz evdeyken en az sevdiklerini, siz çıkarken de en çok sevdiklerini önünde bırakmaya gayret edin.
  3. Evden ayrılma ve eve dönüş anlarını büyük bir mesele haline getirmeyin. Bu durum yavru köpeğinizin endişe duygusunu destekleyecektir.
  4. Odada hafifçe çalan bir radyo bulundurmayı tercih edin. Böylece yavru köpeğiniz sesler duyacak ve kendini güvende hissedecektir.
  5. Çalışmadığınız günlerde kısa zamanlı dönemlerde evi terk edin. Bu zaman dilimlerini kademeli olarak artırarak yalnız başına kalması durumunu olağan hale getirin.
  6. Çıkarken erişebileceği yerlerde ona zarar verebilecek veya parçalayabileceği nesneler bırakmayın.
Kulübe yöntemi uyguluyorsanız; Yavru köpeğinize yalnız başına kalmayı öğretmeye, siz evde iken kısa zaman dilimlerinde kulübesinde yalnız bırakarak başlayın. Kulübesinde sessizce oturduğu zamanlarda onu takdir edin ve övün. Onu kulübesinin dışına çıkardığınız zamanlarda, onun bu durumu onu kurtarıyormuşsunuz gibi algılamasına izin vermeyin.



Jessie kuru mamayla beslenmiyor biliyorsunuz. Onu kendi usulümüzde bir çeşit Barf ile besliyorum. Yemekleri Barf kategorisinde olmakla beraber tamamı pişiyor, yalnızca kemikleri çok az pişirerek veriyorum

Şu an Jessie'nin yemeği pişiyor, Jessie de etrafımda deli gibi dönüyor ben mutfağa gidip geldikçe..:) Akşam menüsünde ciğer ile burgur-pirinç karışımı var. Kuzu etli pirinçli mama misali ciğerli, pirinçli, bulgurlu mama diyebiliriz..:) İçinde biraz sebze olsun diye pirincin içine biraz da ıspanak ve bezelye attım. Pirinçleri ciğerin suyunda kaynatıyorum ki daha da severek yesin. :)

Bu menüsünden alacağı besin kaynakları ve faydaları şöyle;

Ciğer: Vitamin ve enerji deposudur. Keskin ve lezzetli kokusu ile de köpekler çok severek yer. Ancak köpeğinizi ciğerle çok beslememeli, haftada 1 kez vermeniz yeterlidir. A vitamini deposu olan ciğer fazla miktarda verildiğinde besin zehirlenmelerine neden olabilir. 
Pirinç ve Bulgur: Karbonhidrat deposudur. Proteinin değerlendirilmesinde, vitamin ve minerallerin işlenmesinde, sindirim sisteminin gereğince çalışmasında azımsanmayacak görev ve yararları vardır. 
Ispanak: Kemikleri ve dişleri güçlendirir. Hatfada 2 kereden fazla verilmemesi gerekir, zira fazlasının vücuttaki demiri azaltma ve kalsiyum metabolizmasını negatif yönde etkileme ihtimali vardır.



Cesar Millan'dan: Köpekler ve Çocuklar İçin İpuçları

Cesar Millan'ın kitabını almıştım hatırlarsanız. Ara ara açıp farklı kısımlarını okumaya gayret ediyorum. Çocuklar ve köpekler için ipuçlarını bugün okudum ve aşağıda Türkçe'ye çevirdim. Her hakkı saklıdır..:) Kopyalanırken kaynak gösterilmesi emeğe saygı açısından rica olunur. 


  1. Çocuğunuz çok heyecanlı ise köpeğe yaklaşmasını engelleyin. Çocuklarınıza köpeklerin yanında sakin bir enerji yaymanın önemli olduğunu öğretin. 
  2. Çocuğunuza köpeklere nasıl yaklaşmaları gerektiğini öğretin. Herkes için ana kural: köpeklerden yaklaşılmasını istediğini gösteren herhangi bir işaret almadan ona dokunmamak, onunla konuşmamak ve göz kontağı kurmamak gereklidir
  3. Yavru köpek ilk geldiğinde çocuklarınızdan birkaç gün boyunca sakin duracaklarının sözünü alın. 
  4. Çocuklarınızı köpeklere liderlik konusunda eğitin. Yavru köpek yaramazlık yapmaya başladığında onu nasıl yatıştırmak ve durdurmak gerektiğini ona öğretin. 
  5. Köpekleri kesinlikle kızdırmamaları ve heyecanlandırmamaları gerektiğini çocuklarınıza önemle vurgulayın. Bunu yapmalarına izin vermeyin.
  6. Güreş, boğuşma, kovalamaca, ısırmaca gibi sert oyunları kesinlikle yasaklayın. Onlara köpeklerle gidip getirme, saklayıp bulma oyunları oynamaları konusunda teşvik edin. Yahut yüzme, yürüyüş gibi aktiviteleri önerin. 
  7. Çocuklarınıza köpeklerle oyunların net birbaşlangıç ve bitiş anı olması gerektiğini öğretin



Günah Çıkarıyorum

Bugün kötü bir şey yaptım ve bunu paylaşacağım ki en azından biraz rahatlayayım. Sabah yakındaki parkımıza gittiğimizde her zamanki gibi Jessie'yi çimlere attım ve birlikte top atmaca oynamaya başladık. O an normalde kedilerin olduğu çimlik alanda duran köpek giremez tabelasını yine köpeklerin alanına koyduklarını farkettim ama taşımak istemedim. Bunu oradaki mağazalar sık sık yapıyorlar. 

Parkta 4 çimlik yer var; 1 kediler, 1 kuşlar, 2 de köpekler için. Hatta park "köpek parkı" olarak geçiyor, eskiden köpekler için kocaman bir tuvalet alanı da vardı ama sonra çocuklar da parktan faydalansın diye salıncaklar yaptılar oraya. Bu yüzden 2 köpek alanına kaka poşeti kutuları koyuldu belediye tarafından . 

Jessie ile benim o an kimseye zararımız yok, kendi halimizde takılıyoruz. Havlama yok, başkasına gitme yok, hiçbir şeye zarar verme yok, vs; Jessie topa ve bana odaklı, ben de öyle. O sırada ilerideki bankta oturan adam ve kadın bana bakıp çocuklarına bir şey söyledi ve onu yanımıza yolladılar.Çocuk bana yaklaştı ve seslendi "pardon, burda köpek giremez tabelası var, siz neden burdasınız?" İlk başta duymazdan geldim ama ardımdan gelip gelip 4 kere sordu. 

Normalde oradaki çocuklara karşı inanılmaz sabırlıyımdır, ne sorsalar saatlerce cevap veririm ama bu sabah biraz huysuzcaydım ve çocuğa "sana ne?" dedim. Oysa ki o sadece çocuk ve kendine deneni yapıyordu, böyle bir şey yapmamam gerekirdi. Kendimi bundan dolayı kınıyorum. O an çocuğun annesi ve babası kalktı ve gelip bana demediklerini bırakmadılar, bir kısmını sayayım "medeniyetsiz, geri zekalı, salak, hayvan, yanındaki köpek bile senden daha medeniyetli, köpek beslemekle medeni mi olduğunu sandın, vs.." Hiç cevap vermeden top oynamaya devam ettim. Yaklaşmaya devam ettiklerinde ise yalnızca "medeni olduğumu söylemiyorum, zaten köpek beslemekle medeni olunmaz. Ama kendiniz gelmek yerine çocuğunuzu yollamanızdan ve şu an söylediklerinizden yola çıkarak medeniyet adına nutkunuzu dinleyecek değilim". Sonra da aldırmadan topa devam ettim. 

Evet ben çok hatalıyım, çocuğa neden kızıyorum ki, ne suçu var? Anne babasına kızıyorum, ama bana dedikleri laflara değil. Çünkü birincisi ben de olsam aynı şekilde olmasa da tepki verirdim muhtemelen. İkincisi ise ben onların demesiyle söyledikleri şeyler olmuyorum. Neye mi kızıyorum? Onun arkasına sığınıp çocuklarını bu şekilde kullanmalarına kızıyorum. Çocuğun karakterinin oluşmasına izin vermemelerine ve onu düzgün bir şekilde yönlendirmek yerine kendi yapamadıklarına yönlendirmelerine kızıyorum. 

Ve o çocuk bugün anne babasının tüm o laflarını dinledi, izledi. Üç gün sonra kendine en ufak bir şey söylenince böyle tepki veren bir insan olacak. Çok güzel bir şekilde evlat yetiştiren bu anne babayı -kendi suçumu kabul edip özür dileyerek- tebrik ediyorum.



Mikroçip sistemininin nasıl uygulandığını ve köpeğiniz çalınır ya da kaybolursa onun nasıl bulunabileceğini de paylaşmak istedim.

Köpeğiniz çalınırsa onu çalan kişiler veterinere götüreceğini sanmıyorum; ancak sahiplenen kişinin götüreceği veterinerdeki kayıtlardan köpeğinize ulaşma şansınız var. Böyle bir durumda kalıp da keşke çipi olsaydı demektense taktırıp sonradan hayıflanmamak daha iyi diye düşünüyorum.

  1. Mikroçip uygulama: Veteriner hekim tarafından petinize mikroçip implante edilir.
  2. Sisteme kayıt olma: Mikroçip takılan pet'e ait bilgiler veteriner hekim tarafından internet ortamında sisteme kaydedilir.
  3. Petin kaybolması veya çalınması: Kaybolan veya çalınan pet için veteriner hekim internet teki sisteme KAYIP VEYA ÇALINAN PET KAYIT FORMU doldurur ve pete ait bilgiler sisteme kayıtlı tüm üye veteriner hekimlere ulaştırılır.
  4. Kimlik tespiti: Kayıp veya çalınan bir pet hayvanı bir şekilde üye veteriner kliniklerine teması olduğunda özel mikroçip okuyucuları ile numarası tespit edilir. Tespit edilen mikroçip numarasına kayıtlı pet sahibinin erişim bilgilerine ulaşılır ve petiniz size ve yuvasına kavuşur.
  5. Uluslararası seyahatte kolaylık: Yurt dışına çıkışlarda yasal bir zorunluluk haline getirilen mikroçip uygulanması ile pet sahibi ve pet hayvanının bilgilerinin inceleme işlemleri de kısa sürede bitmiş olur. Mikroçip numarası alan bir petin bütün kimlik kayıtları ve medikasyon uygulamaları İnternet ortamında kayıtlı olduğunda pet sahibine büyük kolaylık verir.



Köpeğinizin Mikroçip'i Var mı?

Mikroçip dostunuzun size ait olduğunu dünyanın her yerinde kanıtlayabilen elektronik nüfus cüzdanıdır denebilir. Yurtdışında pek çok ülkede evcil hayvanlar için şart koşulan mikroçip uygulaması, kalıcı bir kimlik sağlamayı ve hayvana ait bilgileri ortak bir veri tabanında toplamayı hedefliyor. Kedi ve köpeklere takılan bu minik çipler, sadece o hayvana özel bir numara barındırıyor ve mikroçip ortak veri tabanına kayıt edilen kedi ya da köpeğin her yerde tanınmasını sağlıyor.


Türkiye'de yapılan bu uygulama yurtdışında da geçerli oluyor. Ayrıca farklı ülkelerin kendi içlerinde kurdukları veri tabanlarının bir araya getirilmesi amaçlı bir proje başlatıldı ve biz de bu projenin içerisindeyiz. Yakında bu veri tabanlarının hepsi birleşecek ve dünyanın neresine giderse gitsin hayvan görüntülenebilecek. Ancak köpekte takılı olanın navigasyonlu (GPS'li) mikroçip olması şartıyla tabii. 

Jessie'nin mikroçip'i geçtiğimiz hafta KIF uluslararası ırk standartları yarışmasında takıldı. 3 saniye süren bir uygulama sonrası oğlum da artık çiplendi. Önceden kendisini severken "tipitip" derken şimdi artık "çipiçip" diyorum şaşkın şaşkın bakıyor suratıma..:)



Apartmanda Beslemeye Uygun Köpekler: Video

Hangi köpek ırkının bize uygun olduğu ile ilgili bir test yayınlamıştım. Şimdi de apartmanda yaşamaya uygun köpekler ile ilgili bir video paylaşmak istiyorum. 
Son günlerde facebook sayfamızda "evde bakım zor olur mu" gibi tartışmalarımız olmuştu, umarım bu video soru işaretlerini az da olsa giderir. Bir de köpek almadan önce düşünülmesi gerekenler konulu bir yazımız vardı, almayı düşünenler ona da göz atabilirler
Herkese iyi hafta sonları..:)



Cesar Millan'ın Resmi Web Sitesi ve Facebook Sayfaları

Geçtiğimiz günlerde Cesar Millan'a mail attım..:) Milyonlarca maili içinden benimkini okur mu bilemiyorum tabii ama kendisini Türkiye'ye çağırdım. 

Maili direk resmi internet sitesi üzerinden atabiliyorsunuz, ben sık sık Cesar Millan'ın web sayfasını ziyaret etmeme rağmen buna daha önce dikkat etmemişim. Bir de o an aklıma Cesar Millan ile ilgili bu kadar şey yazıyorum da şimdiye kadar web sitesi ve diğer iletişim kanallarını yazmak gelmedi diye düşündüm. Ve şu dakika bu açığımı hemen kapatıyorum..:) 

Cesar Millan'ın Resmi Web Sayfası: 

İngilizce bilenler için süper bir kaynak.
http://www.cesarsway.com/

Cesar Millan ve Dog Whisperer'ın Orjinal Facebook Fan sayfası: 
Gayet düzenli bir şekilde güncellenen bu sayfayı İngilizce bilenlere tavsiye ederim. Güncel bilgileri, Cesar'ın yaptıklarını ve pekçok detayı daha içeriyor.
http://www.facebook.com/profile.php?id=522373476#!/dogwhisperer

Köpeklere Fısıldayan Adam Facebook Hayran Sayfası:
Köpeklere Fısıldayan Adam'ın Türkçe sayfası da olmakla birlikte düzenli bir şekilde güncellenmiyor ve pek bilgi içermiyor. Genelde hayran gönderilerinin bulunduğu sayfaya yine de arada bir göz atmakta fayda var.
http://www.facebook.com/profile.php?id=522373476#!/kopeklerefisildayanadam?ref=ts



Mama alırken kesinlikle dikkat etmemiz gereken bazı hususlar bulunuyor. Aşağıda bir kısmını özetlemeye çalıştım, umarım faydalı olur;
  1. Mama alırken etiketlerine mutlaka dikkat etmemiz gerekir. Etikette mamanın içeriği, son kullanma tarihi, beslenme değeri analizi, besleyici ve diğer katkı maddeleri hakkında temel bilgiler bulunmalıdır. Ek olarak ürün ve üretici hakkında birçok bilgiyi de bulabilmemiz gerekir. 
  2. Mamalar yavru, erişkin, hamile, yaşlı, vs. köpekler için ayrı kategorilerde üretilmektedir. Köpeğimizin ihtiyacına cevap verecek uygun kategoriyi seçmeliyiz.
  3. Köpeğimizin büyük ya da küçük ırk olmasına göre farklı çeşitler bulunur, bunu da dikkate almamız faydalı olacaktır.
  4. Kilo sorunu olan obez köpeklerin düşük kalorili mamaları kullanması tavsiye edilir.
  5. Deri problemleri veya alerji sorunları olan köpeklerin özel mama kullanmaları gerekebilir. Bu durumda mamaya veteriner ile birlikte karar verilmelidir.
Mama Alırken Dikkat!!
Eğer mama hakkında bilmek istedikleriniz mama üzerinde yoksa o taktirde ya mamayı almayınız ya da üretiçi firmadan bilgi edininiz. Üzerinde köpek maması deyiminden başka bir şey yazmayan, basit ambalaj ile sarılmış ürünler bir takım deri ve tüy sorunları veya sindirim ve ürolojik bozukluklara neden olabileceklerinden bu tip ürünleri almayınız. 



Köpeklerimizi hangi sıklıkta yıkamamız gerektiğini yazdıktan sonra bir de adım adım ne şekilde yıkamamız gerektiğini yazalım. Nasıl yıkamamız gerektiğinden sonra dikkat edilmesi gerekenleri de okuyun lütfen; köpeklerimizin sağlığı için bu kısım önem taşıyor. 
Köpeklerimize temiz, pak ve hastalıksız günler dileklerimle..:) 

Köpek Nasıl Yıkanmalıdır?
  1. Yıkayacağınız zaman onu önce ılık suyla ıslatmalısınız. Köpeğinizin altına onun kaymayacağı paspas şeklindeki malzemeden koyarsanız iyi olur. 
  2. Veterineriniz özel bir şampuan önermediyse köpek şampuanını bir kasede birkaç misli su ile çoğaltın. Bir sünger parçası alın ve su ile karıştırdığınız şampuanı süngere emdirip köpeğinizin üzerine sürün
  3. Köpek şampuanları insan şampaunları gibi üretilmediğinden çok köpürmesini beklemeyin
  4. Durulamayı bol ılık suyla çok iyi bir şekilde yapın. 
  5. Eğer çok kirli ise aynı işlemi ikinci kez tekrar uygulayabilirsiniz. 
  6. Sonrasında onu önce bir havlu ile silin ve fön makinesinin ılık ayarıyla iyice kurutun
  7. Köpeklerin derileri zor kuruduğundan hava akımından uzakta bir yerde tutun ve mümkünse o gün (en azından 4-6 saat) dışarı çıkarmayın
Dikkat!!!
  1. Kulağına su kaçırmamaya ve gözüne şampuan gelmemesine dikkat edin. Bunun için kulağına vazelinli pamuk koyun. Çünkü kaçan su kulakta kronik (uzun süreli) otitis externa dediğimiz dış kulak yolu enfeksiyonuna sebep olabilir. 
  2. Kesinlikle insan için üretilen şampuan ve sabunları kullanmayın. 
  3. Şampuanı köpeğinizin üzerine direk dökmeyin.
  4. Kendiniz rahat yıkayamıyorsanız köpek kuaförlerinde de yıkatabilirsiniz. Ancak herhangi bir nedenle farklı bir şampuan kullanması gerekiyorsa kuaföre giderken köpeğinizin şampuanını da beraberinizde götürün.



Köpekler kolay kolay kokmaz ve sık yıkamak daha iyi temizlik anlamına gelmez. Zira köpeklerde ter bezleri yoktur ve patileri dışında terlemezler. Dolayısıyla tere bağlı koku oluşmayacağından bizim gibi sık olarak yıkanmaya ihtiyaç duymazlar.

Deride medikal bir problem olan durumlarda farklı uygulamalar yapılabilir; ancak bunun dışında köpeğinizi yıkamak istiyorsanız ayda ya da 2 ayda bir kez yıkama önerilir. Çoğu tüylü köpek sadece fırçalamakla temizlenebilir. 

Köpeğinizi sık yıkamanın sakıncaları:
  • Sık yıkandığında derinin Ph değeri değişir ve aslında koruyucu olan derinin üzerindeki yağımsı tabaka kaybolur. Köpeğiniz mantar ve uyuz gibi hastalıklara daha duyarlı hale gelebilir. 
  • Sık yıkama köpeğinizin daha çok kokmasına neden olur. Deri ve tüyleri tamamen kurulamak çok zor olduğu için kısmen nemli kalır ve bu da hem yıkama sonrasında geçici olarak, hem de ileriki dönemlerde daha kalıcı bir koku sorununa dönüşebilir.
  • Sık yıkama size sağlıksız, çok dökülen tüyler ve deri problemleri olarak geri dönecektir.


    Yavru köpekleri yıkamaya ne zaman başlamalıyız?
  • Yavru köpeklerde aşılama dönemi bitmeden yıkama yapılmamalıdır. Yavrular çok hassas oldukları için kolaylıkla hastalanabilirler.



Havlama çeşitleri ve nedenlerine baktıktan sonra yine Cesar Millan'ın aşırı havlama sorunu için önerilerini de yazmak istedim. Az havlamalı günler dilerim!



Aşırı havlama davranış sorunu olabilir. Bilimsel araştırmalara göre köpek sahiplerinin üçte biri, köpeklerinin aşırı havlaması ile ilgili sıkıntılar yaşıyor. Havlamak, normal şartlar altında köpeklerin doğal iletişim ve davranış yapılarının bir parçası. Ancak gereğinden fazla havlamaları genellikle davranış problemleri, yaşadıkları ortamla ilgili uyumsuzluklar veya başka sorunlarla ilgili olarak ortaya çıkabiliyor. Bunu kontrol edebilmek ve engellemek için öncelikle havlama çeşitlerine ve neden havladıklarına bir göz atmak gerekiyor.

Aşırı Havlamayı Önlemek İçin Neler Yapabilirsiniz?

  1. Köpeğin havlamasını azaltmak istiyorsak öncelikle onun huzurlu olmasını ve sahibine itaat etmekten keyif almasını sağlamalıyız. Özellikle yavru köpekleri yanınıza çağırıp severek, yere yatırarak (köpekler yatarken daha az havlarlar!) yanınızda durmasını sağlarsanız havlama sorununu çözme konusunda doğru yoldasınız demektir.
  2. Köpeğiniz havladığında ona yüksek sesle “HAYIR!” diye bağırmanız, problemi çözmek yerine daha da şiddetlendirebilir. Çünkü köpeğiniz yüksek sesle bağırmanızı “yaşasın sahibim de havlayarak bana katılıyor” diye anlayacaktır.
  3. Evdeki herkesin ortak kullanacağı bir kelime seçip bunu sabit olarak normal ses tonuyla ona susması için komut olarak kullanabilirsiniz. Örneğin, “TAMAM” ya da “YETER” gibi.
  4. Davranış değişikliği zaman isteyen bir uygulama. Bu nedenle sabırlı olmalısınız. Köpeğinize sinirlendiğinizde, davranışını değiştirme şansını da yitirebilirsiniz.
  5. Onu pozitif yönde motive ederek havlama ile ilgili davranış değişikliğini hem daha hızlı hem de sağlıklı ve kalıcı bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Uygun davrandığı her sefer onu ödüllendirip, sevgi ve mükafat sözcükleri ile severek bunu kolaylaştırabilirsiniz.
  6. Köpeğinizin havlamasını oyun olarak kullanmak veya havladığında onu kucağa almak gibi gereksiz veya aşırı ilgili davranışlar, havlama sorununu çözmek yerine içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.
  7. Havlama ile ilgili davranış düzenlemesi eğitimlerinizi 5-10 dakikayı aşmayacak sürelerle ve sık olarak uygulayın.
  8. Köpek eğitim uzmanları, köpek davranış bilimcileri ve veteriner hekiminizden yardım almaya çekinmeyin.



Cesar Millan'ın normal ve davranış sorunu olarak nitelendirdiği havlama çeşitleri ve nedenlerine bir göz atalım mı? 


Köpeklerde normal havlama çeşitleri ve nedenleri: 
  1. Uyarı havlaması, genellikle herhangi bir tehlike karşısında veya yabancı biri geldiğinde sahibini uyarmak içindir. Bu davranış çoğu kez hayvan sahibinin bebeklikten itibaren köpeğe bu yönde cesaret vermesi ile gelişir. Uyarı havlamaları tehlikeye yol açan unsurun yaklaşması ile birlikte sıklaşır.
  2. Korku ve saldırı ile ilgili havlamalar, genellikle düşük perdede ve hırlama ile birlikte duyulur. Bu özellik, uyarı ile korkuya bağlı havlamaları ayırt etmek açısından önemli.
  3. İlgi çekmek için havlama, genellikle yavru köpeklerde görülür. Israrcıdır, kontrol edilmezse ileri yaşlarda bir davranış sorunu olarak rahatsız edebilir.
  4. Oyun ve heyecan esnasında havlamalar, genellikle kısa ve keskindir. Köpeğin oyunun heyecanı ile keyif almasından kaynaklanır.
  5. Köpeğin kendini tanıtmak için havlaması, genellikle sesini duyduğu diğer köpeklere verdiği “ben buradayım” anlamındaki yanıttır.
  6. Köpeğin sıkıldığı zaman havlaması, enerji harcamak istediğinde ve çevre ile daha interaktif bir ilişki yaşamak istediğinde görülür.
  7. Köpeğin yalnızlık ve kaygı ile havlaması, genellikle sahibinden uzak kaldığı zaman yaşadığı ayrılık kaygısı ile ilgilidir. Kaygı ile mücadele etmek ve güçlü hissetmek içindir. Oldukça yüksek tonda ve uzun süreli olabilir ve genellikle komşuları en rahatsız eden havlamalar da bunlardır.
  8. Ürkme ve şaşkınlıkla ilgili havlamalarsa genellikle köpeğin aşina olmadığı veya ani çıkan seslere karşı tepkisel bir durumdur.

PATALOJİK HAVLAMALAR
Yukarıda bahsettiğimiz havlamalar dışında, genellikle ayrılık kaygısının veya diğer davranış hatalarının kontrol edilememesi ve patolojik bir hal almasından kaynaklanan obsesif-kompulsif bozukluklar gibi davranış problemlerine bağlı havlamalardır. Bu durumdaki köpekler genellikle aşırı gergindir. Çevrelerinde hareket eden en ufak şeye bile şiddetli havlarlar ve kendilerine yaklaşan insan ve diğer canlılara aşırı heyecanlı ve yüksek sesle normal ötesi tepkiler verirler. Eğer havlamayla birlikte asabiyet de izleniyorsa, önce bu asabiyetin ve ardında yatan sorunların çözülmesi gerekir.
Davranış problemi ve patolojik havlaması olan köpeklerin mutlaka aile bireyleri, veteriner hekim, köpek eğitimi ve davranışı konusundaki profesyonellerden oluşan bir takım tarafından ele alınması gerekir.



Hamilelikte Köpek Beslemek Zararlı mıdır?

Ülkemizde köpeklerin kendilerini sokakta bulma sebeplerinden biri de sahibinin hamile kalması. Peki köpekler hamilelik döneminde ve sonrasında bebekler için sağlık sorunları oluşturur mu gerçekten? 

1) Genellikle en büyük korku parazit ve hidatik kist kapma korkusu oluyor. Kist konusuna daha önce detaylı değinmiştik. Köpeğinize kontrolsüz çiğ et vermediğiniz ve parazit aşılarını yaptırdığınız sürece böyle bir risk bulunmuyor. Kaldı ki siz aşıları yaptırmayıp hergün pis koşullarda kesilen çiğ et de verseniz bu risk oldukça az. Zira insanların tümü bu paraziti hayatlarının bir döneminde farkında olmadan farklı kaynaklardan alırlar. Bu parazitleri alan bir vücut bağışıklık kazandığı için ileri dönemde ciddi bir sorun ortaya çıkmaz. Ayrıca bu tür parazitlerden dolayı rahatsızlığı bulunan kişilerin çoğu zaten hayvan sahibi olamaz.
    2) İnsanlar hayvanları severken ve onlardan bahsederken rahatlatıcı endorfin hormonlar salgılar. Bu hormonlar da tansiyonu düşürür, kalbi rahatlatır ve stres giderir. Bu nedenle hamilelik döneminde evde hayvan beslemenin hiçbir sakıncası olmadığı gibi, insanlara huzur ve mutluluk vermesi açısından son derece önemlidir. Hayvanlar yalnızlığımızı gideren, sosyal yaşamımıza olumlu etkileri olan canlılardır. Bu nedenle hayvanlarla daha fazla vakit geçirmemiz hamilelik döneminin güzel geçmesine katkıda bulunur.



      Hiperaktivite Çözümü: Jessie'nin Favori Topuyla Huzura Erdim

      Jessie oyuncak sever, ama çok da oyuncak delisi değildir. Alternatif olarak daha cazip şeyler varsa önce onları değerlendirir; diğer köpekler, kendini sevdirmek, vs.. Dışarıda oyuncaklara pek bakmaz, yalnızca evde oynar. Aslında bu cümlelerin hepsi için geçmiş zaman kullanmalıydım; zira delicesine taptığı bir top var artık. 

      Bu topu veterinerimizde yerde görüyordu ve kesinlikle bırakmak istemiyordu. Orada başka kalmadığı için bayadır alamamıştık, veterinerimiz Erkut Bey "ben aynısından size bulacağım bir şekilde" demişti 1 hafta önce. Acelesi olmadığı için bekliyorduk biz de. 

      Cumartesi günü Jessie'yi yıkatmak için Petpoint'e gittiğimde orada aynısından gördüm ve hemen aldım. Söyleyebileceğim tek şey "Aman tanrım" olabilir sanırım; çünkü o andan sonra topu o gün ağzından bırakmadı. Parka gitti;orada köpeklerin yüzüne bakmadı, top oynadı, akşam da topunu yanından ayırmadan yattı. 

      Bu mutluluğumuz kısa sürüp, Pazar günü topu FCI yarışmasına giderken kaybetmemizle son bulmuştu. Bütün gün de top diye sızlanıp durmuştu orada. Bugün hemen Petpoint'e gittik ve aynısından 1 tane, benzerlerinden de 2 tane daha aldık. Mutluluk ve huzurumuz geri geldi, topuyla yatıyor şu dakika..:) 

      Topu neden bu kadar sevdi derseniz;
      • Ben Jessie parçaladığı için ya sert toplar alıyordum, ya da yumuşak olmasına rağmen çok da ezişip büzülmeyenlerden. Bu top yumuşacık, ama o kadar yumuşak ve ısırınca içe göçüyor ki parçalamıyor. 
      • Isırınca ses çıkaran cinslerden
      • Büzüştükten sonra eski şeklini alıyor hemen. Şeklini alırken yavaşça açılıyor. Bu hareket Jessie'nin çok hoşuna gidiyor ve her seferinde topu yere koyup, kulaklarını da dikip pür dikkat kesilerek izliyor..:) 
      Merakta bırakmadan topu da yazayım. Markası Ferplast ve basket topu şeklinde. Resimlerini de ekliyorum. Herkese tavsiye ederim, özellikle de hiperaktif köpeği olanlara. evde bile yoruyor Jessie'yi. Oysa ki dışarıda bile 2-3 saatten erken yorulmaz kendileri. 
       

       
       
       



      Köpeğinize Ödül Olarak Verebileceğiniz Yiyecekler

      Köpek ödül mama ve bisküvilerinin üzerinde yazanlara dikkat etmişsinizdir. Neredeyse tamamı günde 3-4 taneden fazla tavsiye edilmiyor. Zira içerikleri genel olarak çok yoğun ve bol kalori içeriyorlar. 


      Peki köpeğimize hem daha faydalı olacak hem de daha fazla miktarda neler verebiliriz acaba? Kendi tecrübelerim ve öğrendiklerime göre önerebileceklerim şunlar;
      • Yağsız - az yağlı peynir: Özellikle dil peynirini tavsiye ederim. Hem çok az kalorili hem de çok kolay bir şekilde parçalayabilirsiniz. Dilerseniz cebinize bir kalıbın yarısını atabilirsiniz ve yolda giderken tek elinize alıp diğer elinizle küçük küçük bölerek yanınızda yürümesini sağlayabilirsiniz..:)
      • Balık kraker: Bora Erbek'in tavsiyesiyle bir süre kullanmıştık, kendisi eğitimlerinde ödül olarak yalnızca balık kraker kullanıyor. 
      • Diyet Bisküviler: İnsanlar için olan Altınbaşak, Eti Form ve türevleri. Jessie 3-4 taneden sonra yemeye devam etmekle beraber çok da istekle yemiyor. 
      • Elma ve muz: Her ikisi de köpeğe verilebilecek besinler arasında bulunuyor. Elma tüyleri güzelleştirme, sağlıklı bir tüy ve deri yapısı oluşturma özelliğine sahip. Bunları evde daha rahat kullanabilirsiniz, dışarıda parçalama sorun olabilir. Haftada 2 elma, 1 muzdan fazlasını önermem.
      • Havuç: Parçalara bölerek cebinize atıp ödül olarak kullanabilirsiniz. Haftada bir havuç verebilirsiniz, şekerli olduğu için fazla verilmemesini tavsiye ederim.



      Köpeğiniz İçin Kek Tarifi: Kuru Mama ve Peynirli

      Malzemeler:
      2 bardak kuru mama
      1 bardak tam buğday unu
      1 bardak rendelenmiş az yağlı peynir
      1 bardak su
      2 kaşık dolusu zeytinyağı
      1 kaşık dolusu kabartma tozu

      Yapılış ve Pişirme
      1. Kuru mamayı toz haline getirin. Bunun için kahve öğütücü ya da blender kullanabilirsiniz. Alternatif: Sağlam bir poşet ya da kumaş torba içerisine koyduğunuz mamayı elinizle poşeti sıkıca yoğurarak veya sert zemine bastırarak da ezebilirsiniz. 
      2. Kuru mamayı toz haline getirmek için Mamanın un kıvamında toz olmasına gerek yok, biraz büyük parçalar halinde de kalabilir. 
      3. Mamayla birlikte tüm malzemeleri karıştırın.
      4. Küçük kek kalıplarınızı veya tepsinizi biraz yağlayın ve içeriğinizi koyun.
      5. Kalıp kullanıyorsanız kapları tepeleme doldurmayın, kabarma açıklığı bırakın.
      6. Fırını 350 derecede ön ısıtmaya alın.
      7. Kekinizin üzeri hafifçe kızarana dek pişirin. Yaklaşık olarak yarım saatte olacaktır.
      8. Keklerinizi soğutun ve servis yapın..:)
      Jessie'min doğumgünü yaklaşıyor da.:) Bu kekten yapabilirim, zira mama yemeyen köpekler bile bayılarak yiyorlarmış. Sırrın peynirde olduğu söyleniyor. :)



      Jessie Uluslararası Irk Standartları yarışmasında ırkının ÇOK İYİ derecesini elde etti. Detayları ve yaşadıklarımızı daha sonra detaylı olarak yazacağım. Şimdilik güzelliği tescillenen oğlumun resimlerini ekliyorum sadece..:)

       
       
       
       
       
       
       
       
       
       
       
       
       



      Cesar Millan Köşesi Yayında!

      Cesar Millan'dan bloğumuzda oldukça sık bahsediyorum. Onunla ilgili yazılar, videoalar ve herşey çok fazla merak ediliyor, sizden soru olarak geliyor. Bu yüzden bloğumuzda ona da ayrıbir köşe yapıp tüm Cesar Millan yazılarımıza oradan kolayca ulaşalımistedim. Sol menüde de görebileceğiniz üzere artık tek tıkla erişebileceğimiz bir Cesar Millan köşemiz bulunmakta! Hayırlı olsun efendim..:)

      Cesar Millan Köşesi:
      http://goldenjessie.blogspot.com/search/label/Cesar%20Millan



      Cesar Millan'ın Kitabındaki Yavru Pit-Bull'un Videosu

      Cesar Millan'ın How To Raise The Perfect Dog kitabındaki yavru pitbull ve Cesar'ın ölen köpeği Daddy'nin kısa bir videoları. 

      cesar millan video izlesene.com



      Köpeklerde Öğrenme Nasıl Gerçekleşir?

      • Köpeklerde öğrenme tekrarlarla gerçekleşir. Öncelikle dağarcıklarında bulunan (daha önce öğrendiği) davranışları uygularlar. Bu davranışlar amaçlarına ulaşmaya yeterli gelmezse değişik yollar denerler. Denemeler ve yanılmalardan sonra doğru davranışı bulurlar. Yani ödülü elde ederler. Aynı davranışı her tekrar ettiğinde ödüle ulaşıyorsa, bu davranış köpeğinizin dağarcığına gittikçe yerleşir ve aynı uyaran etki olduğu müddetçe benzeri davranışları sergiler. Yani bu tepki öğrenilmiş olur.

      • Köpeklerde bir diğer öğrenme yöntemi ise şartlı reflekstir. Örnek vermek gerekirse; mama verilmeden önce her zaman “mama vakti” diye sesleniliyorsa, konuşma esnasında kullanılacak bir mama kelimesi kendisine yemek verileceğini zannetmesine neden olur. Dışarıya çıkmak için sahibinin mantosunu giydiğini gören köpeğin, sahibine karşı sevgi gösterilerinde bulunması da başka bir şartlı refleks örneğidir. Bunun nedeni, mantonun giyilmesi ile dolaşmaya çıkarılacağını ilişkilendirmesidir.



      En Sevilen 7 Çizgi Film Köpeği

      Scooby Doo

      Pluto


      Snoopy


      Goofy


      Astro


      Matley



      Değerli



      Related Posts with Thumbnails