Cesar Millan'ın web sayfasındaki bir yazıyı türkçeye çevirerek paylaşıyorum.
Köpeklerin agresif ve saldırgan tavırları şu sebeplerden kaynaklanabilir;
- Asabiyet ve engellenme
- Dominantlık ve hakimiyet kurma
Asabiyet ve engellenme eksik egzersiz yapmaktan kaynaklanır. Dominantlık ve hakimiyet kurma ise köpek sahibinin sakin ve dengeli bir liderlik yapmamasından.
Dominantlığı engellemek ve köpeklerin davranışlarını düzeltmek için köpek sahipleri ile çalışmaaya başlamak daha doğrudur. Bunun için de köpek sahiplerinin kendilerini sürü lideri olarak görmeleri ve köpeklerinin içindeki duyguları anlamaları önem taşır. Köpeği rehabilite etmenin en önemli yolu köpek sahibinin davranışlarını değiştirmesidir. Köpek sahibi eski davranışlarına döndüğü an köpek de döner, bu yüzden dengeli davranış tutumu oldukça önemlidir.
Egzersiz eksikliği de saldırganlığın başlıca nedenlerinden biridir ve agresif bir ruh haline neden olur. Fiziksel aktiviteler köpeğin fazla enerjisini atarak daha sağlıklı bir ruh haline sahip olmasına yarar. Bu önemlidir; çünkü köpeklerin ruhuna erişebilmek için bedenindeki fazla enerjisini atması sağlanmalıdır.
Saldırgan köpeklerin pek çoğu çaba gösterilmedi halinde zamanla düzelebilir. Davranışı bu şekilde kabullenmeyip ona güvenmeyi öğrenmeyi ve çözüm yöntemleri denemeyi köpeklerimize borçluyuz.
Çeviri: Mehtap Aslan
http://goldenjessie.blogspot.com
saldirganlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saldirganlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Nisan 2011 Cumartesi
26 Şubat 2011 Cumartesi
Köpekler Neden Isırır?
Köpeklerde pek çok davranışın nedeni içgüdüseldir. Bu durum köpeklerin ırklara bağlı karakterinin bir yansıması olarak kabul edilebilir. Örneğin bazı köpeklerin bekçilik özelliğinin olmasına karşın bazılarında bu özelliğin olmaması gibi.
Isırmak, köpeklerin doğasından gelen bir davranıştır. Çünkü doğal yaşamda yiyeceğini elde edebilmek için ve kendini korumak için savaşmak zorundadır. Yüzyıllar boyunca sosyalleştirilerek insanlar ile birlikte yaşamasına karşın bu içgüdüsel davranışı özellikle kendini tehlikede hissettiği ve yiyeceği alınmaya çalışıldığında sergilemekten kaçınmaz.
Ayrıca köpekler koruma içgüdüsüyle kendilerini, sahiplerini veya mekanlarını tehlikede hissettiği durumlarda, ani gürültü ve hareketlerde, aşırı uyarı durumlarında, kızdırıldığında, daha önce yaşadığı ve zarar gördüğü bir davranışın tekrarı gibi bir durumda da saldırganlaşabilir ve ısırabilir.
Bu içgüdüsel durum dışında özellikle saldırganlık eğitimi verilmiş köpeklerde sıkça gözlenen bu durum hoş olmayan olayların yaşanmasına neden olabilir.
Doğasından gelen bu içgüdüsel davranışın önlenebilmesi ancak yavru döneminde verilen eğitimlerle mümkündür. Onunla bol bol insanların yoğun olduğu parklarda gezinti yaparak, çocuklara, bisiklet ve araba gibi hareket eden araçlara hatta diğer köpeklere alışmasını sağlamalısınız. Mümkün olduğunca kafasını, kuyruğunu ve ağzını okşayarak ve çevrenizdeki diğer insanlarada okşatarak bu temasa alışmasını sağlamanız oldukça fayda sağlayacaktır.
Yemek yerken önünden tabağını alarak veya ağzından kemiğini alarak bu durumu kabullendirmeli ve sizi ısırmasına oyun amaçlı da olsa izin vermemelisiniz. Mutlaka ve mutlaka hayır, dur veya yapma komutlarını öğretmeli size itaat etmesini sağlamalısınız. Aksi halde müdahale etmeniz gereken durumlarda ona söz dinletmeniz mümkün olamayacağı gibi zor anlar yaşamanıza da neden olabilir.
Bu durumların dışında köpeğin algılamasının kısıtlandığı anestezi, yaralanma, şok ve kavga gibi durumlarda size de tepkili olabileceğini unutmamalı ve temkinli olmalısınız.
Her ne kadar gerekli eğitimleri vermiş olsanızda tasmasız gezdirmemeye özen göstermelisiniz.
Ayrıca unutulmaması gereken önemli bir durumda yanında yavruları olan anne köpeğe fazla yaklaşılmayacağıdır. Annelik içgüdüsüyle yavrularına zarar gelebileceği endişesiyle onları korumak isteyeceğinden saldırganlaşarak ısırabilir.
Tüm çabalarınıza karşın ısırma içgüdüsünü engelleyemeyeceğiniz durumlar olabilir. Bu büyük oranda köpeğin karakteriyle ilgilidir. Böyle bir durum söz konusu ise çevrenizdeki diğer köpeklere, kedilere veya insanlara zarar vermemek ve tehlikeli bir durum yaşamamak için özel ağızlıklar kullanmalısınız.
Isırmak, köpeklerin doğasından gelen bir davranıştır. Çünkü doğal yaşamda yiyeceğini elde edebilmek için ve kendini korumak için savaşmak zorundadır. Yüzyıllar boyunca sosyalleştirilerek insanlar ile birlikte yaşamasına karşın bu içgüdüsel davranışı özellikle kendini tehlikede hissettiği ve yiyeceği alınmaya çalışıldığında sergilemekten kaçınmaz.
Ayrıca köpekler koruma içgüdüsüyle kendilerini, sahiplerini veya mekanlarını tehlikede hissettiği durumlarda, ani gürültü ve hareketlerde, aşırı uyarı durumlarında, kızdırıldığında, daha önce yaşadığı ve zarar gördüğü bir davranışın tekrarı gibi bir durumda da saldırganlaşabilir ve ısırabilir.
Bu içgüdüsel durum dışında özellikle saldırganlık eğitimi verilmiş köpeklerde sıkça gözlenen bu durum hoş olmayan olayların yaşanmasına neden olabilir.
Doğasından gelen bu içgüdüsel davranışın önlenebilmesi ancak yavru döneminde verilen eğitimlerle mümkündür. Onunla bol bol insanların yoğun olduğu parklarda gezinti yaparak, çocuklara, bisiklet ve araba gibi hareket eden araçlara hatta diğer köpeklere alışmasını sağlamalısınız. Mümkün olduğunca kafasını, kuyruğunu ve ağzını okşayarak ve çevrenizdeki diğer insanlarada okşatarak bu temasa alışmasını sağlamanız oldukça fayda sağlayacaktır.
Yemek yerken önünden tabağını alarak veya ağzından kemiğini alarak bu durumu kabullendirmeli ve sizi ısırmasına oyun amaçlı da olsa izin vermemelisiniz. Mutlaka ve mutlaka hayır, dur veya yapma komutlarını öğretmeli size itaat etmesini sağlamalısınız. Aksi halde müdahale etmeniz gereken durumlarda ona söz dinletmeniz mümkün olamayacağı gibi zor anlar yaşamanıza da neden olabilir.
Bu durumların dışında köpeğin algılamasının kısıtlandığı anestezi, yaralanma, şok ve kavga gibi durumlarda size de tepkili olabileceğini unutmamalı ve temkinli olmalısınız.
Her ne kadar gerekli eğitimleri vermiş olsanızda tasmasız gezdirmemeye özen göstermelisiniz.
Ayrıca unutulmaması gereken önemli bir durumda yanında yavruları olan anne köpeğe fazla yaklaşılmayacağıdır. Annelik içgüdüsüyle yavrularına zarar gelebileceği endişesiyle onları korumak isteyeceğinden saldırganlaşarak ısırabilir.
Tüm çabalarınıza karşın ısırma içgüdüsünü engelleyemeyeceğiniz durumlar olabilir. Bu büyük oranda köpeğin karakteriyle ilgilidir. Böyle bir durum söz konusu ise çevrenizdeki diğer köpeklere, kedilere veya insanlara zarar vermemek ve tehlikeli bir durum yaşamamak için özel ağızlıklar kullanmalısınız.
10 Aralık 2010 Cuma
Köpeklerde Saldırganlık
Liderlik mücadelesinde veya sokak karşılaşmalarında sosyal üstünlük taslamak, kolaylıkla saldırı tehditlerinin meydana gelmesini sağlar.
Tehdit davranışı sadece saldırı için değil, ikaz ve savunma amacıyla da yapılmaktadır. Tabii ki bu davranışlar bakımından, köpekler arasında az yada çok farklılıklar olmaktadır.
Eğer bir köpek, yabancı bir köpeği veya insanı düşman olarak algılıyorsa, tüm dikkatini bu canlı üzerinde toplar. Özellikle, ense ve boyun bölgesindeki kılların dikleşmesi ve gerilmiş eklemler, vücudu büyük gösterip, köpeğin saldırıya geçeceğini belirtir. Kuyruk, yukarıda belirtildiği gibi ırka göre az veya çok şekilde sırta doğru kıvrılır ve kaldırılır veya yere paralel düz tutulur. Kafa ise az miktarda öne doğru eğilir, böylece köpek tüm vücudunu sırtıyla düz bir hizada tutmuş olur. Bu arada, enerji harcamamak için kuyruk sallanmayabilir. Bazen de kökten çevrilip daire çizilir. Bu hareket köpeğin hızını artırıp dengeyi sağlar, bu arada kuyruk ucundaki duyarga görevi yapan kıllar, muhtemelen çevredeki sinyalleri algılar.
Kendine güvenen bir kurt, tehditkar bir bakışın yanına diğer yüz mimiklerini de katar. Çatılmış alın bölgesinin altından bakan gözler, böyle bir durumda daha da aşağı noktana bakar. Dudakların güçlü bir şekilde geri çekilmesiyle, tehditkar dişler ortaya çıkar, boyun derisi son derece gerilir. Kulaklar, hafif eğik olarak önde tutulur ve son olarak, gerçek bir tehdit etme unsuru olan ağız da açılır. Bunlar, kurdun olduğu gibi, köpeğin de, ısırmaya başlayacağını gösteren mimiklerdir. Prensipte tehdit,saldırı hareketinin şekillenmesi için oluşur, ancak bu sırada köpeğin gerçekten saldırıya geçmesi gerekmez.
Tam bir saldırı tehdidinde, bakışlar tam olarak rakibinin gözlerinin içine yöneltilmiş vaziyette, dudaklar üste ve alta çekilerek öndeki dişler ortaya çıkartılmış, ağız açısı kısaltılmış ve yuvarlaklaştırılmıştır. Hayvan tetikte olup, en ufak bir tehlike anında, dudak araları daha da büyümekte, ağız ve dişler iyice ortaya çıkmaktadır. Ancak, saldırganlık durumunda dudakların aldığı bu pozisyon, çok az köpek ırkında dikkat çekici olmaktadır. Kurtta, ağız açısının yuvarlak şekle sokulması belirgin biçimde gözlenir. Birçok evcil köpekte ise bu önemli sinyal, uzun tüyler nedeniyle fark edilmez. Köpeklerde düşman karşısında ortaya çıkan mimiklere, kulakların arkaya (kulak kökleri dahil) çekilmesini de ekleyebiliriz. kurtlarda, tüm tehditkar davranışlar kesinlikle kurallara uygundur. Tehdit ya kavgayla ya da rakiplerden birinin teslimiyet göstermesi veya ortamdan uzaklaşmasıyla, yani uzlaşmayla sonuçlanır. Evcil köpeklerde, bu kurallar zaman zaman ihlal edilmektedir. Bu durum ya kalıtsal faktörlerden, ya köpeğin psikolojisindeki olumsuzluklardan ya da deneyimsizlikten kaynaklanmaktadır.
Tehdit eden köpek kafasını kaldırıp, bakışlarını karartır, kuyruk bayrak gibi havaya kalkar ve bacak kasları gerilir. Kasılmış bacakları sayesinde, yerden mümkün olduğunca yukarıda durur ve bedenini adeta büyütür. Bunun yanında, boyun ve sırt tüylerini kabalaştırıp, kaldırır. Bu tür davranış birçok memeli hayvanda görülebilir. Hepsinin ortak bir amacı vardır. Kendini olduğundan iri göstermek.
Savunmada olan köpekler tehdit davranışları sergileyebildiği gibi, ısırma davranışında da bulunabilir, bu ısırıklar ya düşmana karşı olur ya da boşa gider. Çoğunlukla, tehdit davranışı gösteren iki köpekten, savunma anındaki ısırmanın çok daha tesirli olduğu bilinir. Korkmuş köpekler, üzerlerine gelecek objelere saldırırlar, örneğin; tesadüfen oradan geçen bir insana saldırabilir. Savunma ifadesi gösterdikten sonra düşmanıyla kavgaya girebilir, kaçabilir veya alçakgönüllülük göstererek sinebilir.
Kaynak : Doç. Dr. Tamer Dodurka
Etiketler:
davranis sorunlari,
dik tuyler,
egitim,
isirma,
kopek psikolojisi,
kopeklerde saplanti,
sahiplenme,
saldirganlik,
saldiri pozisyonu,
savunma,
savunma pozisyonu,
tamer dodurka,
yere paralel kuyruk
29 Ekim 2010 Cuma
Köpekler Sahiplerinin Aynasıdır!
Bu öğlene doğru Maçka Parkı'nda yaşadığımız bir olay "Köpekler Sahiplerinin Aynasıdır" sözünün güzel bir örneği oldu. Henüz parka yeni girmiştik ve yandaki patikadan yürüyorduk. Jessie tasmasız haliyle, zira parka gitmemizin sebebi tasmasız bir şekilde gezip, birikmiş enerjisini atabilmesi.
İleriden tasmasında sahibini inanılmaz derecede çekiştiren bir Rottweiler geliyordu, tasmayı tutan bir bey, yanında da bir bayan arkadaşı vardı. Henüz daha yaklaşmadan biraz panik ve rahatsız halleri dikkatimi çekti. Jessie her zamanki arkadaş canlılığı ile onlara doğru bir atılım yaptı; hem insanları hem de diğer köpekleri çok seviyor ve kim olursa olsun yanaşmaya çalışıyor. Hatta parktaki arkadaşlarımız biz gidince "Jessie yine sevinç ve neşe içinde geldi" derler. Köpek sahibinin ciyak ciyak bağırdığını duyunca Jessie'ye seslendim ama beni duymadı, önden gidip Rott'a yaklaşmaya devam etti.
Köpek sahibi "erkek mi, erkek mi?" diye bağırmaya başladı, yanındaki bayan da öne doğru koşup Jessie'nin yolunu kesmeye çalıştı. Jessie bu hareket karşısında daha da heyecanlanıp iyice koşmaya başladı haliyle. Ben de hızlı hızlı yürüyerek Jessie'ye yetişmeye çalıştım ve bayanın da yardımıyla yetişip Rott'a çok yanaşma fırsatı bulamadan tasmasını taktım. Köpek sahibi nasıl bağırıyordu anlatamam size; "Tasmasız köpek gezdirilir mi?", "Köpek bakmayı bilmiyorsunuz sonra da parka getiriyorsunuz?", "Köpeğini kontrol etmeyi öğren!", vs.
Şok içerisinde kaldım ve ben bağırmaksızın "Bence siz köpeğinize saldırmamayı öğretin" dedim. Bu arada köpek tasmasında sahibini deli gibi çekiştirip Jessie'ye saldırabilmek için tüm enerjisini harcıyor, ağzından salyaları akıyordu. Sahibi de gayet güçlü görünmesine rağmen neredeyse düşecek. O an ne dese beğenirsiniz "Benim köpeğim saldırmıyor!". Bu komik söz karşısında yanından geçip yürümeye devam ederek "Evet, baya belli oluyor saldırmadığı". Ben yürürken arkamdan "Senin ağzını burnunu dağıtırım" şeklinde bağırmaya devam ediyordu ama hem kendi enerjimi bozmamak, hem de köpeğimin etkilenmemesi için yanıt bile vermedim. Zaten verilecek bir yanıt da yoktu artık.
Rott'un bu derece saldırgan ve asabi olması ne kadar normal. Başkalarının ağzını burnunu kırmak gibi tehditler yağdıran bir sahibi varsa köpeğinden ne beklenebilir ki? Rott için üzülmemek elde değil.
"Hatalı köpek yoktur, köpek sahibi vardır"
"Köpekler sahiplerinin aynasıdır"
Bu sabahtan kareler.. Herkese sevgilerimizle!
İleriden tasmasında sahibini inanılmaz derecede çekiştiren bir Rottweiler geliyordu, tasmayı tutan bir bey, yanında da bir bayan arkadaşı vardı. Henüz daha yaklaşmadan biraz panik ve rahatsız halleri dikkatimi çekti. Jessie her zamanki arkadaş canlılığı ile onlara doğru bir atılım yaptı; hem insanları hem de diğer köpekleri çok seviyor ve kim olursa olsun yanaşmaya çalışıyor. Hatta parktaki arkadaşlarımız biz gidince "Jessie yine sevinç ve neşe içinde geldi" derler. Köpek sahibinin ciyak ciyak bağırdığını duyunca Jessie'ye seslendim ama beni duymadı, önden gidip Rott'a yaklaşmaya devam etti.
Köpek sahibi "erkek mi, erkek mi?" diye bağırmaya başladı, yanındaki bayan da öne doğru koşup Jessie'nin yolunu kesmeye çalıştı. Jessie bu hareket karşısında daha da heyecanlanıp iyice koşmaya başladı haliyle. Ben de hızlı hızlı yürüyerek Jessie'ye yetişmeye çalıştım ve bayanın da yardımıyla yetişip Rott'a çok yanaşma fırsatı bulamadan tasmasını taktım. Köpek sahibi nasıl bağırıyordu anlatamam size; "Tasmasız köpek gezdirilir mi?", "Köpek bakmayı bilmiyorsunuz sonra da parka getiriyorsunuz?", "Köpeğini kontrol etmeyi öğren!", vs.
Şok içerisinde kaldım ve ben bağırmaksızın "Bence siz köpeğinize saldırmamayı öğretin" dedim. Bu arada köpek tasmasında sahibini deli gibi çekiştirip Jessie'ye saldırabilmek için tüm enerjisini harcıyor, ağzından salyaları akıyordu. Sahibi de gayet güçlü görünmesine rağmen neredeyse düşecek. O an ne dese beğenirsiniz "Benim köpeğim saldırmıyor!". Bu komik söz karşısında yanından geçip yürümeye devam ederek "Evet, baya belli oluyor saldırmadığı". Ben yürürken arkamdan "Senin ağzını burnunu dağıtırım" şeklinde bağırmaya devam ediyordu ama hem kendi enerjimi bozmamak, hem de köpeğimin etkilenmemesi için yanıt bile vermedim. Zaten verilecek bir yanıt da yoktu artık.
Rott'un bu derece saldırgan ve asabi olması ne kadar normal. Başkalarının ağzını burnunu kırmak gibi tehditler yağdıran bir sahibi varsa köpeğinden ne beklenebilir ki? Rott için üzülmemek elde değil.
"Hatalı köpek yoktur, köpek sahibi vardır"
"Köpekler sahiplerinin aynasıdır"
Bu sabahtan kareler.. Herkese sevgilerimizle!
30 Ağustos 2010 Pazartesi
CESAR MILLAN'dan: Köpeğinizi Çılgına Çeviren 5 Şey
Cesar Millan'In bir makalesini Türkçe'ye çevirdim. Buyrun köpeklerinize fısıldayın efendim..:)
Köpeğinizi Çılgına Çeviren 5 Şey
Köpeğiniz konuşabilseydi size eler derdi hiç merak ediyor musunuz? Kocaman, sıcacık, kahverengi gözleryle size ağlamaklı bir halde baktığında acaba aklından neler geçiyor?
Biz, köpek sahipleri olarak köpeğimizi şaşkınlık içerisinde bırakacak birçokşey yaparız. Ve işte köpeğimizle ilişkimizi sarsacak en kötü 5 alışkanlığımız;
1) Benim bir çocuk olduğumu düşünüyorsun, ama ben bir köpeğim!
O bir köpek ve tüm köpekler gibi koşmak, bazı şeyleri takip etmek ve iz sürmek için burnunu kullanmayı seviyor. Tüm bunlara disiplinli bir şekilde olmak kaydıyla izinvermelisiniz. Ancak en önemli kuralı unutmayın; disiplin kapsamında egzersiz ve sonra sevgi.
2) Bana bir iş ver, sıkıldım!
Pekçok insan köpeklerinin kötü bir alışkanlık edindiğinden şikayet etmektedir; halıyı kemirmek, evin içerisinde daireler çizerek koşmak, saldırganlık sergilemek, vs.. Esasen sebep çoğu zaman nettir: Köpeğiniz sıkkın ve birşeyler yapmak istiyor. Zira köpekler acıktıklarında doyurulup, her istedikleri yapılsın diye doğmamışlardır. Yiyeceklerini kazanmak için onu haketmeleri gerektiğini düşünürler. Yürüyüşe çıktığınızda ona taşıması için birşeyler verin, ya da evde getir götür işlerini ona yaptırın; ne kadar mutlu olduğuna inanamayacaksınız.
3) Liderim mi yoksa oyun arkadaşım mısın?
Köpeğiniz ailenizeilk katıldığı andan itibaren onun lideri olmanız çok önemlidir. Oysa bir gün eve gelirsiniz, köpeğiniz heyecanlı bir şekilde oyun istemektedir ve sonrasında hatırladığınız köpeğinizle birlikte arka bahçede top peşinde koştuğunuzdur. Ancak oyunun yalnızca sakin ve uslu olduğu zamanlarda olabileceğinin sinyallerini ona vermelisiniz. Böylece oyun için etrafınızda dönüp durmayı da bırakacaktır.
4) Garip şeyler söyleme! Çince ya da İspanyolcayı bile anlarım!
Köpeğiniz için söylediğiniz kelimelerin ötesinde vücut diliniz ve ona yansıttığınız elektriğiniz önemlidir. Hangi kelimeleri kullandığınız pek az önemlidir, zira sizin ona yaydığınız enerjiyi hissedebilirler. İşte bu yüzden köpeğinize yalan söylemeniz, onu klandırmaya çalışmanız bir işe yaramaz. Onunla konuşurken kelimelerin ötesinde vücut dilinizle, aklınızla, içinizde hissederek ve kalbinizle konuşmalısınız ki sözünüzü dinlesin.
5) Sakin ol! Beni sinirlendiriyorsun!
Köpeğimiz bizim enerjimizle beslenir. Başkalarına olan sinirinizi, stresinizi bilmez ve anlamazlar. Bu yüzden ona karşı her zaman aynı şekilde sakin ve pozitif bir enerji yaymalısınız. Siz sinirli olursanız, o da sinirli olacaktır ve bir yerden sonra bu asabiyet kavga ve saldırganlık olarak ortaya çıkacaktır.
Köpeğinizi dikkatli bir şekilde dinlerseniz onu tatmin etmenin o kadar da zor olmadığını göreceksiniz. Çünkü onlar basit şeyler isterler ve kolayca mutlu edilebilirler. Bu da aslında beraber mutlu olmanız anlamına gelecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



.jpg)

