Golden retriever resimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Golden retriever resimleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Aralık 2013 Cuma

1 Haziran 2012 Cuma

Jessie ile Bir Günümüz Nasıl Geçiyor?

Kendimi bildim bileli sabahları erken kalkarım ve bu huyumu seviyorum. Hafta içi olsun, hafta sonu olsun gün ışımaya başlar başlamaz benim gözler zınk diye açılır..:) Çoğu zaman Jessie bacaklar tepede yatıyor olur ben uyandığımda. Yataktan kalkınca ilk işim yatağımın hemen yanındaki kendi yatağında yatmakta olan oğluşumu sevmek olur. O da hemen ağzına bir top alıp sabah sabah suratıma dayar..:) Kısa bir sevgi faslından sonra hemen üzerimi değişirim ve yollara koyuluruz.

Jessie'yi yormak, enerjisini düzgün bir şekilde atmasını sağlamak, ona farklı işler vermek ve kafasını kullanmasını sağlayacak aktivitelere yöneltmek benim için çok önemli. Fiziksel ve beyinsel olarak yorgun köpek huzurlu köpektir. Bu yüzden sabah çeşitli aktiviteler yaparak 1 saat kadar dışarıda oluruz. Tüm aktivitelerin sonrasında eve girmeden önce güzelce taranırız, bazen de pudralanırız. Oğlum biraz metroseksüeldir de..:) Eve gelince Jessie alışageldiği üzere hemen küvete atlar, patilerindeki ve tüylerindeki toz, toprağı temizleriz. Sonrada havlu üzerinde kurulanırız.

Jessie yemeğini sabah da akşam da gezip geldikten sonra yiyor. Çünkü önce mamasını hak etmesi gerekiyor. Yemek faslından sonra benim için hazırlanma faslı başlıyor. Apar topar hazırlanıp işe geliyorum, ama elbette ki aklım kuzucuğumda kalıyor.:(

Akşam eve geldiğimde karşılaştığım sevgi selini anlatmama gerek var mı? Köpek sahibi olup da bu aşırı mutluluk ve sevinç selini bir gün bile yaşamayan yoktur. Oğlum hemen en yakınındaki oyuncağını ağzına alarak bana getirir. Kendini yere atıp bacaklarını tepeye diker kendini sevdirmek için. Bazen hemen bazen de evde 15-20 dakika geçirdikten sonra dışarı çıkarız. Evde biraz zaman geçirmek Jessie'nin sakinleşmesini, heyecanının azalmasını sağlıyor. Hemen çıktığımızda ise biraz daha heyecanlı ve meraklı oluyor. Akşam da yine sabah geçirdiğimiz kadar bir süre dışarıda oluyoruz. Bazen arkadaşları ile karşılaşıyoruz, onlarla zaman geçiriyoruz. Jessie yanında topu olduğu sürece başka bir köpekle oynamaya çok meraklı değil. Kısa bir karşılaşma sonrası topunun başına geçer. Topu kaldırdığım zaman diğer köpekleri daha çok görmeye, dış etkilere daha çok odaklanmaya başlıyor. Ben odağının topunda olmasını tercih ediyorum, bu yüzden topumuz yanımızdan hiç eksik olmaz.

Jessie'nin akşam yemeğini ben kendim sofraya otururken veririm. Yani yemek saatlerimiz aynı. Önce lider beslenmeli, sonra köpek beslenmeli gibi bir düşüncem yok. Yemeğini yiyen Jessie sindirmek için birkaç dakika uzanır ve sonra bana gelir. Biraz kendini sevdirir, birkaç top atarız. Bir süre sonra da uyur, dışarıda yorulduğu için evde çok ortalıklarda dolanma huyu yoktur. Benim oturduğum odada olması ve yatması onun için yeterlidir. Ben bir şeyler yaparken beni rahatsız etmez, yanıma gelip oyuna çağırmaya çalışmaz. Uyumuyorsa bile yatarak beni izler. Hatta ben evi süpürürken ve silerken de ortalıkta dolaşmasınıistemediğimi bilir. Süpürge çıktığı anda ben ilk olarak dış kapının önünü süpürürüm. O da alıştığı üzere hemen gider ve oraya yatar. Ev tamamen süpürülüp silinene ve ben kalk diyene kadar da orda kalır.

İşte Jessie'nin sıradan bir günü böyle. Sizin normal bir gününüze benziyor mu?




24 Mayıs 2012 Perşembe

Köpeğine Bak Sahibini Tanı!

Köpeklerimizin karakteri kadar dış görünüşünün de hakkımızdaki pek çok şeyi yansıttığını hiç düşünmüş müydünüz? 

Hep söylediğim ve çok sevdiğim bir söz var: “Köpekler sahiplerinin aynasıdır”. Karakteri olsun, ırkı olsun, dış görünüşü olsun, pek çok özellikleriyle bizi anlatırlar. Nasıl mı? 


Safkan mı, Kırma mı?
Safkan köpek edinmek daha çok zaman, araştırma ve planlama ister. Bu köpeklerin dış görünüş ve karakter özellikleri büyük ölçüde bellidir, en azından büyük sürprizlere yer yoktur. Bundan yola çıkarak safkan köpek sahiplerinin hayatlarını kurdukları planlar üzerine yönlendiren insanlar olduğunu düşünüyorum.
Aynı varsayıma dayanarak kırma köpek sahiplerin sürprizlere daha açık, kararlarını hislerine göre verebilen, değişikliklere kolayca adapte olabilen ve daha az kaygılı insanlar olduğunu düşünüyorum.
Jessie’m safkan Golden Retriever. Kendime baktığımda bazen fazla bile diyebileceğim ölçüde planlı ve sistematik olduğumu görüyorum. Anlık çılgınlıklar olsa da hayatımın genel akışı kurallar ve planlar üzerine kurulu, sonunu bilemediğim sürprizlerden çok hoşlanmam, hatta risk almayı da hiç sevmem..:)

Büyük Köpek mi, Küçük Köpek mi?
Büyük köpek daha çok yer, zaman ve enerji ister. Hareketlidir, enerjisini atması için daha çok gezmesi, hareket etmesi gerekir. Bu yüzden büyük köpek sahipleri dışarıda zaman geçirmeyi seven, outdoor sporlarına yatkın kişilerdir diye düşünüyorum.
Ayrıca büyük köpekler çamurlarda koşmayı, yüzmeyi ve pisliğe bulanılan her türlü aktiviteyi daha çok severler. Sahiplerinin temizlik konusunda daha toleranslı, daha az titiz olması gerekir.
Ufak köpek sahipleri genel olarak parkta sakin bir yürüyüş gibi aktivitelere yatkın insanlardır. Dışarıda köpeklerine ayırdıkları zaman genelde daha azdır ve daha az aktif geçer. Bu yüzden minik paticikler ve döndüklerinde büyük paticiklerden daha az pis olurlar. Buna dayanarak küçük köpek sahiplerinin titiz ve düzenli insanlar olması gerekir.
Gerekir diyorum çünkü ben bu tanımların yarısının dışında kalıyorum. Outdoor’a düşkün olduğum, dışarıda zaman geçirmeyi ve spor yapmayı aşırı derecede severim. Ama ev temizliği konusunda da aşırı pimpirikliyimdir. Evde Jessie olsa da olmasa da o ev her gün süpürülür, silinir, tozlar alınır.:) Dışarıda öyle titiz değilim ama ev konusunda bir saplantım var, ve dediğim gibi bu tamamen benden kaynaklanıyor, Jessie den önce de böyleydim, bu yüzden onun küçük de olsa bu durum beni fazla etkilemeyecekti her halükarda..:)

Uzun Tüylü mü, Kısa Tüylü mü?
Uzun tüylü köpeklerin ekstra bir tüy bakımına ihtiyacı olduğu aşikar. Düzenli taramak, fırçalamak, deri diplerinin havalanmasını sağlamak, masaj yapmak ve çeşitli tüy bakım ürünleri kullanmak gerekiyor.
Kısa tüylülerde bu ihtiyaçlar daha az.
Bakım, mesaj ve spa seanslarını seven insanların uzun tüylü köpeklere yönelebileceğini düşünüyorum.
Bana sorarsanız, ben masaja da bakıma da varım, köpeğim için de kendim için de.:)

Doğal Beslenme mi, Kuru Mama mı?
Köpeklerini evde yaptıkları özel yemeklerle, organik besinlerle ya da özel diyetlerle besleyen kişilerin market alışverişlerinde etiketleri uzun uzun inceleyen, beslenme konusuna azami özen gösteren kişiler olma ihtimali oldukça yüksek.
Kuru mamaya yönelenler ise hazır yiyecekleri de keyifle tüketmeyi seven, reyonlardaki ürünlere güvenen ve beslenmeye daha az zaman ayıran kişiler.
Köpeğimin yemeğindeki en ince detayı bile inanılmaz titizlikle araştıran ben markette alışveriş yaparken de uzun süre etiket okur, evde uzun zaman ayırıp yemek yaparım.:)


İyi Eğitimli mi?
Köpeğini eğitmek için emek ve zaman harcayan kişiler köpeği ile geçireceği zamanın hem köpeği hem de kendisi için daha kolay, kaliteli ve paylaşım dolu olmasını isterler. Bunun için hiçbir fedakarlıktan kaçınmazlar. Kontrollü, planlı ve mükemmeliyetçidirler.
Eğitimi geri plana atan kişiler biraz daha kaygısız, detaylara çok takılmayan, sorunları olduğu gibi kabullenebilen kişilerdir. Daha sabırlı ve zor sinirlenen insanlar olma ihtimallerinin de yüksek olduğunu düşünüyorum.
Eğitimsiz bir hayat düşünülemez, 7/24, her an, her yerde..



Bunlar benim Jessie ile olan hayatıma, gözlemlerime ve şimdiye kadar okuduklarıma dayanarak yaptığım tespitler. Kendinizi ve köpeğinizi düşündüğünüzde benzer tespitler yapabiliyor musunuz, katıldığınız, katılmadıklarınız var mı?


11 Mayıs 2012 Cuma

Jessie'nin Galatasaray Aşkı!



Sarı kırmızı renklere sevdalı Jessie, Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesi formasıyla poz vererek takımına destek olmak istedi..:) Elçiye zeval olmaz, bana paylaşmak düşer..:)

14 Ağustos 2011 Pazar

Doğum Günüm, Oğlum, Huzur..

Doğum günümün büyük bir kısmını oğlumla huzur içinde geçirmek istedim. İyi ki de öyle yapmışım. Sabah oğlum yanaklarımı öperek doğum günümü kutladı. Sonra da ona kabaklı kuşbaşı yaptım..:) O afiyetle yerken ben "bu işte bir terslik var sanki" diye düşünüp gülerek onu izledim..:) Akşam gezimiz, güzel oğlum ve ben..:) Tüm yaşlarımda yanımda ol güzel fıstığım, seninle yaşlanmak çok güzel..




18 Temmuz 2011 Pazartesi

Kedi Kankilerim..:)

Kedilerle köpeklerin dostluk içinde oynayan resim ve videolarına hep gıptayla bakmışımdır.Bu yüzden Jessie'nin bu resimlerdeki halleri beni ne kadar sevindirdi ve gururlandırdı anlatamam. Şunu anladım; Bir şeyin üzerine çok gidildiğinde pozitif sonuç almak zorlaşıyor. Ama biraz daha oluruna bırakıp, sakince yaklaşıldığında çözümler daha rahat gelebiliyor. 

İki örnek verebilirim. İlki yerden yemek yeme sorunumuz. Jessie yerde ne bulursa yerdi eskiden, şimdiyse birisi yemek verse bile ağzına sürmüyor. Sosis, salam dahi denedim ve dışarıda olunca ağzına bile almadı. İkinci sorunsa kediler. Kedi kovalamaması için eskiden yapmadığımı bırakmadım, her türlü yöntemi denedim ama kediler hep daha cazipleşti sanırım ben uğraştıkça. Şimdiyse kedi tepki vermediği sürece oğlum onlarla deli gibi oynuyor, yalıyor, topunu paylaşıyor. Burada kedinin sakinliği de ana faktörlerden biri tabii ki. Kedi kaçsa Jessie hala kovalar diye düşünüyorum. Zamanla göreceğiz..:)

12 Temmuz 2011 Salı

Jessie check-up'ta, annesi oğluşsuz bomboş kalan evde..:(

Jessie'ye kapsamlı bir check-up yaptırmak uzun zamandır aklımdaydı ama bacağımı kırınca bu süreç de uzamıştı. Son iki gündür dışarıda çok nefes nefese kalınca daha fazla uzatmayayım dedim. Oğluşum bugün check-up için VETDORA'da, bu akşam da orada kalacak. Giderken arabada çok ağladı, ardımdan bakakaldı. Kuzucuğuma içim parçalandı..:( 

Az önce veterineri İbrahim Bey ile telefonda konuştum. İyi haber şu ki minik kuşumun kalp, akciğer testlerinin tamamı çok iyi çıkmış. Kan testlerinin sonuçları ise yarın çıkacakmış. Umarım onlar da iyi çıkar ve oğlum delilercesine koşarken ben de gönül rahatlığıyla seyrederim..:) 

Köpeklerin check-up'ları bizimki kadar kapsamlı olmuyor ve belli periyotlarda yapılması öneriliyor. Aksatmamanızı tavsiye ederim. Özellikle yazın bu sıcak günlerinde pekçok sağlık sorunu baş gösterebiliyor, yaptırın ki köpüşünüz oynarken sizin de içiniz rahat etsin..:) 

8 Mayıs 2011 Pazar

Anneler Günü Kutlu Olsun!

Jessie tüm annelerin ve pati annelerinin anneler gününü kutlar, tüm vefakar annelerimize öpücükler yollar..
Jessie & Mehtap


13 Mart 2011 Pazar

Jessie'min Bacağındaki Diş Yarası..:(

Az önce Maçka Parkı'nda çok da hoş olmayan bir olay yaşadık. Hoş olmadığını eve gelip de minnoş kuşumun bacağındaki diş yarasını görünce daha iyi anladım malesef..:(

Saat 1:30 gibi Jessie ile evden çıktık ve önce Taksim'e yürüdük, Starbucks'ta oturup kahve keyfi yaptık. Sonrasınra ise geri Nişantaşı'na yürüyüp Maçka Parkı'na gittik. Bugün park çok kalabalıktı; köpek sahibi, çocuklu aile, çiftler, içenler, yani her kategoriden insan manzaraları görmek mümkündü. Son zamanlarda havanın soğuk olmasından dolayı kimseciklerin olmadığı parkımızı böyle şenlik alanı gibi görmek bugünlük hoştu, ama sürekli böyle olunca sıkılacağıma eminim, zira parka adım atar atmaz kadının biri nefretle bize bakıp "çocuk parkı değil köpek parkı sanki" dedi. Öyle kin dolu baktı ki anlatamam, normalde gülüp geçerdim ama dayanamayıp "hayır, herkesin parkı" dedim ve suratına bile bakmaksızın neşe içinde Jessie ile konuşarak yürümeye devam ettim. Arka yan bakışlarımla aşırı sinirlendiğini gördüm ve bu sinir katsayısıyla yetiştirdiği masum çocuğu için üzülmeden edemedim.

Minik kuşumla ilk önce parkın üst kısmında takıldık. Jessie arkadaşları ile birlikte havuza girdi, top oynadı, dişilere sarktı, vs.. Yani çok eğlendi..:) Baya bir süre orada zaman geçirdikten sonra aşağı doğru kısa bir tur atıp eve döneriz diye düşünerek aşağılara yürüdük. Parkın alt kapısının olduğu yerler ayrı bir köpek cennetiydi. Hatta Jessie'nin bebeklik arkadaşı Bobo da oradaydı. 5-6 kiloluk, inanılmaz heyecanlı ve tatlı hallerini bildiğim Bobo'nun kocaman delikanlı halleri inanılmaz güzeldi. Çok yakışıklı kahverengi bir labrador olur kendisi..:)

Jessie ve Bobo oynarken Jessie bir an 2-3 metre uzağa doğru gitti ve ne olduysa o zaman oldu. Başka bir Golden sahibi Jessie'yi sevmiş ve sahibini kıskanan köpek Jessie'ye saldırmış. Jessie durup dururken hiçbir köpeğe saldırmaz ama kendisine saldırılınca kendini çok iyi korur, gerekirse ısırarak karşıdakini durdurur. Jessie'nin dişlerini çıkarmış halini görünce birşeylerin ters gittiğini anladım, ancak köpek sahibi herhangi bir yara olmadığını söyledi, muhtemelen farketmedi o da. Çünkü kendi köpeğinin ısırmış olduğu kanayan eli ile uğraşıyordu. Adamın eli kan revan içerisinde kaldı. Ben Jessie'ye baktım, ama bir yara göremedim o an.

Eve gelip de oğluşumu temizlerken bacağındaki derin ısırık yarasını farkettim. Çok şaşırmadım, çünkü canı yanmadan o kadar diş göstermez benim oğlum. Az önce bolca biokadın sürdüm kuşumun yarasına. Yakında geçer muhtemelen, olur böyle şeyler diyorum.

Öylesine yorulmuş ki eve gelir gelmez bacaklarını dikip biraz yattı.
Biraz yemek verince kendine geldi ve şu an yanıbaşımda gülen surat haliyle bana bakmakta güzel yavrum.

6 Mart 2011 Pazar

6 Aylık Köpeğini Bir Kez Dışarı Çıkarmış!!!

Başlığı görünce şok geçirmeyeniniz var mı? Evet evet gerçekten de öyle, dün sabah 7'de Maçka Parkı'nda bir adamla karşılaştım ve 6 aylık olan Golden retriever cinsi köpeğini şimdiye dek sadece bir kez dışarı dışarı çıkardığını söyledi bana. Hem de öyle bir rahatlıkla söyledi ki sanki dünyanın en normal şeyi. Üstelik bir de utanmadan her sabah 7'de Maçka Parkı'na yürüyüşe geldiğini söyledi. Kendisinin ki can ama evdeki yavru can değil sanki!

Sabır gösterip adamla bir süre konuştum derdi neymiş anlamak için. Anladığım kadarıyla köpeği evde karısının can sıkıntısını gidermek için oyuncak olsun diye almışlar. Çünkü adama "bence siz o köpeği bir an önce düzgün bakabilecek birine verin" dediğimde eşinin evde onunla olmayı sevdiğini söyledi. Dışarı çıktıkları tek sefer için de yorumu şu şekildeydi "yaa, öyle çekiştiriyor ki namussuz!". Aynen cevabını verdim "Az bile yapmış, siz ona dışarıda nasıl yürümesi gerektiğini öğrettiniz mi ki çekiştirmemesini istiyorsunuz?"

Ben Jessie'yle 2-3 saat Maçka Parkı'nda takılmayı çok seviyorum. O saatlerden öylesine keyif alıyorum ki bazen Jessie yoruluyor ama benim eve dönesim gelmiyor..:) Adama da aynen şunu söyledim "ben köpeğimi 1 saat gezdirdiğimde bile az gezdirdiğim için suçluluk duyuyorum, sizin yerinizde olsam vicdan azabından ölürdüm herhalde". Adama her cümlemde o kadar yüklendim ki adam önce köpeğini ertesi sabah çıkaracağını, ben konuşmaya devam ettikçe de akşam hemen çıkaracağını söyledi. Köpek çıktı mı bilinmez ama ben bu sabah 7'de parkta adamı da köpeği de görmedim. Parkımız çok büyük gerçi, belki geldiler biz görmedik, belki de yolda çekiştirme halinde bir yerlerde takılı kaldılar.

13 Şubat 2011 Pazar

Hayatın Gelgitleri

Bu başlığı atmamın sebebi bugün kapımın beklenmedik bir şekilde 4. katta oturan yaşlı amca tarafından çalınmış olması. Kendisinden daha önce "Köpek ailenin bir parçasıdır" yazımda bahsetmiştim. Bir sabah 6'da Jessie'yi çıkarırken karşılaştığımızda bana kendisinin apartmanın yeni sahibi olduğunu söyleyerek Jessie için "bunu bir an önce elden çıkarmaya bakın" demişti. Ben de kendisine Jessie'nin elden çıkarılacak bir eşya olmadığını, tersine ailenin bir bireyi olduğunu söylemiştim. Daha sonra kendisi ile pek bir münasebetimiz olmadı birkaç kez yolda görmemiz dışında.

Yaşlı amca hakikaten çok yaşlı, iyice güçten düşmüş ve sanırım pek kimsesi de yok. Üst kattakilerden bir ara hastanede olduğunu ve çok da iyi olmadığını duymuştum. Bir de apartmanın sahibi olmasını söylemesi nedeniyle adamın deli olduğunu söylemişti üst komşumuz. Bizim dairenin tapusuna bakarak amcanın olmadığını söyleyebilirim kesinlikle ama bu beni adamın deli olması sonucuna vardırmaz. Başkalarını vardırabiliyor tabii, orası ayrı bir mevzu.

Sonuç olarak bugün kapı çaldı ve adamcağız dili yarı döner yarı dönmez bir şekilde benden bazı şeyler rica etti. Terziye verilip söküğü dikilecek kıyafetler, sağlıkla ilgili konularda yardım, vs. Biraz şaşırdım, çünkü apartmanda çalışan ve gündüzleri evde olmayan tek ben varım, diğer katlar aile ve tüm gün evdeler. Yani bu konularda adama benden çok daha rahat bir şekilde yardımcı olabilirler aslında. Neden benim kapımı çaldı bilmiyorum, belki köpek sahibi olmamdan ötürü daha yardımsever olabileceğimi düşündü. Ya da daha önce benim Jessie'ye nasıl davrandığımı ve onunla nasıl konuştuğumu (bebişim, güzel yavrum, vb.) duyduğundan ona daha cana yakın geldim. Sonuç olarak kendisine tabii ki yardım edeceğim. Bana bir zararı olmadı sonuçta ve gerçekten yardıma muhtaç görünüyor. Ben kapıyı kapadıktan sonra üst kattaki komşumuz kapısını açarak adama "doğalgaz parasını verdin mi?" diye sordu. İçim burkulmadı desem yalan olur, adamın doğalgazı düşünecek bir hali yoktu pek o an, ayakta zor duruyordu.

Kıssadan hisse; Hayat beklenmedik yüzünü her an gösterebiliyor. Ne oldum değil ne olacağım diyeceksin demiş atalarımız, ne kadar da doğru demişler.