Zuzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zuzu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2010 Pazartesi

Zıpırcan'lar Bebek'te!

Bugün Volkan bizi Bebek'e götürdü. Neler yapmadık ki, hangi birini anlatsam bilemedim..:)

Bebek parkı'nda National Geographic çekimine katıldık, yürüyüş yaptık, ayakkabılarımızı çıkarıp pozitif enerji yükledik, bir sürü süper resim çektik, hatta dönüşte midye dolma bile yedik. Jessie'nin ağzının suları aktı bize bakarken, yavrummm..:) 

Jessie şu an fosur fosur uyumakta, eve geldi geleli kafayı kaldırmadı, 10 dakika kadar önce bi kapı çalınca ona kalktı, o fırsattan istifade mama verdim ben de. Şimdi aynen kaldığı yerden devam horuldamaya..:) Bir köpeğin en mutlu anı en yorgun olduğu zamanmış. Çok doğru! Onu böyle mutlu gördükçe içimi inanılmaz bir mutluluk be huzur kaplıyor.. Ona karşı sorumluluğumu yerine getirmiş gibi hissediyorum kendimi, kaldı ki hayatım onun üzerine kurulu zaten.. 


Bebişim şanslı bir köpek, en içten dilerim ki güzellikler daha şanssız diğerlerini de bulsun, onların da yüzü gülsün..

Yolda..


Fenere nazır Volkan ve Zuzu'yla..

Çekimin bizim deklanşörümüzden bir karesi...

Haydut baksanaa..

Yaşasın Starbucks...

Güzeliz biz..

Hapur hupur...
,
Gülden ve Zuzu'yla kale önünde... Güzel İstanbul'um!

Dönüş yolu, ben haşat...



Zuzuuuu...

5 Nisan 2010 Pazartesi

Haftasonu ve Haftanın İlk Günü

Bir türlü fırsat bulup da yazamadım. Saat 12 ve daha şimdi oturuyorum yerime. Bebişim de fosur fosur uyumakta. :)

Haftasonu her 2 gün de Maçka parkındaydık. İki günümüz de gayet güzel geçti. İlk gün Zuzular ve yeni arkadaşımız Semih ile Rokko (5,5 aylık Labrador) ile beraberdik ve kaç saat kaldık hakikaten bilemiyorum. İlerleyen saatlerde Gülden'in kardeşi Özden ve arkadaşı Çiğdem de geldi ve kafede tavla bile oynadık. Rokko uslu uslu otururken bizimkiler kudurdu da kudurdu. Hiperaktivitenin doruklarında yaşıyorlar bu ikisi zaten, al birini vur ötekini, hık deyip burnundan düşse bu kadar olabilir.


Pazar ise yine değişik bir gün oldu. Yine parkta hayatını karavında gezerek yaşayan bir Alman ressam ile karşılaştım. Bu ressamlar hep böyle uçarı, serseri oluyorlar galiba, söz meclisten dışarı, Sanat ailesine sevgiler..:) Geçen hafta Nişantaşı'nda bir karavan görmüştüm her yeri grafik ve ışık kaplı, karşılaştığım Alman'ın karavanıymış. Yunanistan'dan gelmiş ve 3 ay kalacakmış, sonra vize uzatıp tekrar gelmeyi düşünüyor hatta, iş bulursa da çalışacakmış, şu an web sitesinden para kazanıyormuş. Yalnız baya komikti amca, daha ucuz diye su yerine kola içiyordu..:)) 2 tane de köpeği vardı Yunanistan'da sahiplendiği. Ben de Almanca otur, yat ve zıpla demeyi öğrenip (sözde lisede okuduk Almanca..:)) köpeklere yaptırdım. Eğitimde dil sınırlarını da aştım böylece. Sonra Semih ile karşılaştık yine, o da bizle takıldı, sanırım 6'ya kadar falan oralardaydık. Allahtan Jes Cumartesi günü yaptığı gibi suya atlamadı bu kez, ama bol bol piknikçilerin yanında sevimli bakışlar atıp taciz ederek paskalyaları, pastaları götürdü. İnsanlara vermeyin diyorum, anlatamıyorum, zaten ishal oluyor sürekli ve bunlar da körüklüyor tabii ki. Cumartesi akşam neler yediyse yine bir garipti dışkısı ama sanırım yediği çimlerden ötürü yeşillik olması dışında sorun yoktu.
Aslında aşımız da vardı bu hafta ama gidemedik, oğlum kocaman oldu, taksiyle gidiyorduk ve bu kez biraz çekindim binmeye. Çünkü zıp zıp zıplıyordu ve takside kimbilir nereleri kemirir, neler yapardı. Arkadaşım götürecekti ama o da programını değiştirince aşısız kaldık şimdilik, demek ki neymiş, programımızı başkalarının vaatlerine göre bozmuyormuşuz, "tecrübeyle öğrenme" oldu.


Bugün de akşama kadar işteydim, baya da yoğundu aslında hiç kalkamadım yerimden. Akşam da Gülden geldi bize geldi Zuzu'yla. Oturduk konuştuk baya, sonra da biraz gezdik. Durumlar bundan ibaret şimdilik. Milyonlarca fotoğrafımız var ama Jes fotoğraf makinasının kablosunu kemirdiği için aktaramıyorum, sıpa yaa, tam kerata..:)
İnşallah aktaracağım en kısa sürede.