pasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pasa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ağustos 2011 Cuma

Paşa'ya Veda! (Annesi Nimet Genco Ersoy'dan)

Dünyanın en hayvan sever, en sevgi dolu insanlarından biri Nimet Ablam'ın çok sevdiği Paşa'sı melek oldu. Öylece vurmuşlar Paşa'yı katiller! 

Kalakaldım! Benim gözlerim yaşlanıp boğazıma tükürükler takılırken sevgili Nimet Ablam kim bilir neler yaşıyordur? Nimet Ablacığımın Paşa'ya yazdığı veda mesajını paylaşmak istiyorum. Bir de şunu söylemek istiyorum: "Paşa çok şanslı bir köpekti Nimet Abla, o çok sevildi ve çok iyi bakıldı. Cennetten sizi izlediğine ve sizi beklediğine eminim. Allah sabır versin." 

Nimet Genco Ersoy'un Paşa'sına Vedası:
PAŞAM, ASIL DÜN GECE BENİ VURDULAR PAŞAM. SEN ŞİMDİ SONSUZ UYKUNDA IŞIKLAR İÇİNDESİN, YA BEN ANNEN NE HALDEYİM BİR BİLSEN? SEN BENİM AĞLAMAMA DAYANAZDIN SENDE AĞLARDIN GÖZYAŞLARIMI YALARDIN, O DİLİN DIŞARDA TOPRAK OLMUŞ OYYY KURBAN OLDUĞUM, UĞRUNA TÜM KIRŞEHİR'İ KARŞIMA ALDIĞIM SEN GİTTİN KÖR BİR KURŞUNA PEKİ BEN NE OLACAM? SEN BENİM HAVAM SUYUM TOPRAĞIM GÜNEŞİMDİN. BABAN DÜNYADA EN ÇOK KİMİ SEVİYORSUN DİYE BANA SORDUĞUNDA PAŞA HARİÇ DİYE BİDE EKLERDİ, BİLİRDİ SIRALAMADA SEN HEP İLK BEŞDİN SENDEN SONRA HERKES GELİRDİ. YAA BETTY'İM SIRF SEN YALNIZ KALMAYASIN BİZ YOKKEN ÜZÜLMİYESİN DİYE GELDİ SANA KARDEŞ OLDU, ŞİMDİ O YAVRUM YALNIZ. BEN ÖLDÜM, BEN KALDIM BU ŞEHİRDE SENZİZ, NE OLACAM PAŞAM, NEYAPACAM PAŞAM? ADINI DUYMAK SENDEN BAHSETMEK BENİM İÇİMİ ÇOŞTURURDU ŞİMDİ ADIN ACIM OLDU ADIN, KANIM OLDU. OYYY PAŞAM BEN SENSİZ NE YAPACAM, NE YAPACAM NE YAPACAM NE YAPACAM ?.........

5 Aralık 2010 Pazar

Zoraki Mesaimiz ve Jessie'ye Teşekkür!

Öylesine hastalandım ki anlatamam. Normalde haftasonu bile saat 6'da kalkan ben bugün saat 11'de kendimi yatakten zor çekip çıkarırken "off, yandık" demiştim zaten. Sabah Jessie'yi çıkarırken zorlandım açıkçası ve bunu hastalıktan ziyade çok uyumuş olmama yormaya çalıştım, zira ben saat 9'da bile kalksam sersem gibi kalkarım, alışmadık bünyede çok uyku durmuyor..:) Jessie'yi Valikonağı'nda biraz gezdirdim ama kakasını hemen yapmasına ve yağmaya başlayan yağmura şükrederek vicdan azabımı bastırdım.

Akşamüzerine doğru ise baya kötüleştim ve gözümde sadece iki düşünce büyümeye başladı; ilki akşam Jessie'yi nasıl çıkaracağım, ikincisi ise sabah işe gidecek hali nasıl bulacağımdı. Saat 5'e doğru biraz uzandım enerji toplamak için ama pek bir işe yaramadı malesef. 6 gibi kalkarken ilk defa Jessie'yi çıkarırken bu kadar zorlanacağımı düşünüyor, bir yandan da keşke Nişantaşı'nda pekçok olan köpek gezdirme işi yapanların telefon numaralarını alsaydım diye hayıflanıyordum.

Zar zor çıktık, yine biraz Valikonağı'nda yürüyüş, sonra da yakınımızdaki park. Jessie birikmiş enerjisi dolayısıyla pek bir hiparaktif sanki. Bense parka gidip de orada Paşa ve Ragıp'ı görünce baya sevindim. Bir de arkadaşı ve sevimli Beagle köpeği Angie vardı. Yürümenin etkisi ve onları da görmenin moraliyle olsa gerek biraz iyice hissettim kendimi. Orada durup zaman geçirdikçe de daha da iyi oldum gibime geldi. Aslında bunun tamamen bastırılmış bir iyi hissetme olduğunu tahmin etmekle birlikte çok iyi geldiğini söylemeden edemeyeceğim. Parkta zaman geçirmek, muabbet etmek ve açık hava almak hastalık düşüncesini kafamdan atıp başka şeylere odaklanmama neden oldu o kadar. Yani zorunlu akşam mesaim sayesinde en azından moralimi toparlamayı başardım, Jessie'ye teşekkür etmeliyim sanırım. Hem moralimi düzelttiği hem de parka gittikten sonra yaramazlık yapmadığı, yerdeki yemeklere saldırmadığı ve yalnızca topa odaklanıp komutlara uyarak oynadığı için. Yemeklere atlasaydı da engelleyecek mecalim yoktu zaten..:)

Parkta köpek gezdirme işi yapanları görünce hemen numaralarını almayı da ihmal etmedim. Çok zorunlu olmadıkça aramayacağımı düşünmekle birlikte her zaman hazırlıklı olmakta fayda varmış, günün kıssadan hissesi.:). Şu an hala daha iyi gibiyim ve bilgisayar başında yazı bile yazabiliyorum gördüğünüz üzere..:) Ama bu yine de aklımdaki ikinci zor düşünceyle(sabah 6'da kalkıp işe gitmek) boğulmamı engellemiyor..:) Neyse, ona da yapacak bir şey yok. Belki gidince kendimi daha da iyi hissederim..:))

İyi geceler diler erkenden yatarım..:) Sevgiler..

18 Kasım 2010 Perşembe

Jessie Diye Bir Ses Duymaktan Aldığımız Keyif

- "JESSIIEE"...
Jessie'nin kulaklar bir anda dikiliyor ve pür dikkat sağa sola bakmaya başlıyor. "Ne oldu" demeye kalmadan sağdan, soldan ya da arkadan el sallayan birilerini görüyoruz. Kimi zaman tanıdığımız arkadaşlarımız, kimi zamansa bloğumuzun takipçisi olan arkadaşlarımıza ait olan bu sesler bizi inanılmaz mutlu ediyor, keyfimize keyif katıyor.

Bu sabahki kısa gezintimizde de 3-4 kez "Jessiiiee" sesini duyduk ve sabahımız daha da güzelleşti. Eğer siz de yolda bizi görürseniz "Hey Jessie" diye seslenip (ben duymayabiliyorum ama Jessie kaçırmıyor :)) bir selamınızı vermeden geçmeyin, çok seviniriz..:)

Bu ve dün sabahtan birkaç resim.

 - Paşa ve Paşam, 2 aylık Rottweiler kardeşler..:) Şirinlikten yıkılmıyorlar mı, ne dersiniz?..:)

 - Sevgi bıldırcını Jessie ve çocuklar..:)

 - Maçka Parkı'ndan kareler


14 Haziran 2010 Pazartesi

Tarçın ve Paşa'nın Videosu

BURADA hikayelerini anlattığımız Tarçın ve Paşa kardeşlerin videosu seyirlerinize sunulur..:)
Teşekkürler Güldem, süper çalışma..:) 



Arkadaşlarımız Tarçın ve Paşa

Guldem'in kaleminden Tarçın ve Paşa Arkadaşlarımız sayfasına eklenmiştir.


Tarçın henüz dört aylık bir sokak kedisi, Paşa ise 1 yaşında erkek İngiliz cocker’ı. Tarçın’ı yaklaşık 6 hafta önce sahiplendim. Çalıştığım şirketin laboratuvarında annesi tarafından terk edilmiş olarak bulunmuş. Benim uzun zamandır evcil hayvan sahiplenmek istediğimi bilen arkadaşlarım aracılığı ile bende bu minikten haberdar oldum ve kedi mi alsam köpek mi alsam çelişkilerini bir çırpıda unutup sahiplendim. Zaman zaman annesini aramadığım için vicdan azabı çeksem de pişman değilim onu kapıp eve getirdiğime Bulunduğu ilk gün çok ürkek ve korkmuş olduğundan bulan arkadaşım kendisine Nazlı ismini vermişti ama cinsiyeti belli olunca zorunlu bir isim değişikliğine gitmek zorunda kaldık… Bu sebeple hala Nazlı olarak anıldığı oluyor…


Tarçın’nın eve gelmesinden iki gün sonra sahibi olan arkadaşım şehir dışına çıktığından Paşa 1 hafta boyunca misafirimiz oldu. İnsan canlısı, sevgi delisi ve normalde korkusuz bir köpek Paşa… Ama ilk gün hepimiz biraz korktuk(Paşa’da dahil olmak üzere;)). Bu korku uzun sürmedi ve hemen ertesi gün yerini arkadaşlığa bıraktı.Tarçın ile Paşa beraber oyunlar kurup birbirlerini tırmıklayıp yalamaya başladılar.. Tabi bu arada küçük iki kardeş gibi zaman zaman birbirlerinin oyuncaklarını veya diğerine gösterilen ilgiyi kıskandılar!!! İçgüdülerini ne denli kontrol edebileceklerini bilemediğimden gündüzleri ayrı kaldılar ne yazık ki. Ve bir haftayı sorunsuz bir şekilde geçirdik. Şimdi haftada bir gün görüşmeye devam ediyorlar. Birbirlerini gördüklerinde hala sevinçli, mutlu ve bir o kadar da heyecanlılar…

Paşa’nın eve dönmesinden sonra Tarçın biraz üzülüp tuvalet alışkanlığını unuttu(neyse ki hızlı öğreniyor), Paşa ise daha uyumlu ve sakin oldu. Artık sanırım abi olduğunun bilincinde Paşa ve bizim minik Tarçın’da üzülmesine gerek olmadığının …

Düşmandır deseler de siz inanmayın, gerçekleri gözlerinizle görün ;)
 Huzurlarınızda Paşaaaa ve Tarçınnnnn………

Sevgilerimle..
G.K