Amerika'da köpekler için yayın yapan bir TV kanalı(DOG TV) çıkmış. Üstelik köpeklerin gördüğü renklere göre yayın yapıyormuş. Keşke Türkiye'de de olsa dediğim bu haberin detaylarını paylaşmak istiyorum.
Köpek TV kanalı DOGTV yayında
ABD'de yayına başlayan Köpek TV (Dog TV) evde yalnız kalan köpeklerin imdadına yetişiyor. Genelde evde yalnız kalan köpeklerin can sıkıntısından evleri dağıttı bilinir. Bu sebeple köpekler sıkılmasıyın diye yayına başlayan Dog TV'de köpeklere özel programlar yayınlanıyor.
Değişik yayın kalitesiyle 3 ile 5 dakikalık programlar köpeklerin görebildiği renklere göre hazırlanıyor. TV kanalı için aylık üyelik bedeli 5 dolar. Şimdiden bu kanalın 1 milyon'a yakın abonesi var.
kopeklerle ilgili haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kopeklerle ilgili haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Nisan 2012 Cuma
11 Nisan 2011 Pazartesi
Samsun'daki İnsanlık Dışı Vahşet İçin Yapabileceklerimiz
Geçtiğimiz haftalarda internette dolaşan bir video içinde ufacık bir insanlık kırıntısı barındıran herkesi dehşete düşürecek nitelikteydi. Bu videoda Aziz Zengin, Arif Çakar ve Nefise Çakar isimli şahısların savunmasız bir köpeği elektrik direğine bağlayarak dakikalarca sopayla öldüresiye dövdüğü görülmekteydi.
Amacım videoyu paylaşmak ya da insanların duygularını sömürmek değil, kaldı ki bildiğiniz gibi bu bloğun amacı hiçbir zaman duygu sömürüsü olmadı, öncelikli amacımız bilgi ve tecrübe paylaşımı oldu. Bu yazı da aynı amaçla yazılmıştır; destek vermek isteyen hayvanseverleri yapabilecekleri konusunda bilgilendirmek.
1- Öncelikle konu hakkında bilgi sahibi olmak için aşağıdaki link'teki bilgileri okuyabilirsiniz.
http://www.sessizkalmasucaortakolma.com/dilekce/dilekce_detay.asp?id=795
2- Yine aynı sayfada bilgilerin en alt kısmında bulunan yere isminizi ve gerekli bilgileri girerek Samsun valiliğine yollanacak dilekçeye imza atabilirsiniz.
http://www.sessizkalmasucaortakolma.com/dilekce/dilekce_detay.asp?id=795
3- Bu konunun medyada ve sosyal platformlarda daha çok duyulması ve destek sağlanması için Taksim'de bir yürüyüş yapılacak, bu yürüyüş ile ilgili detaylar ve facebook sayfası aşağıda bulunmakytadır.
Zaman 16 Nisan Cumartesi · 14:00 - 17:00
Yer İSTANBUL TAKSİM
İletişim: MENİS DOĞAN 0535 013 25 92
http://www.facebook.com/event.php?eid=176334395752847
4- Savcılığa suç duyurusunda bulunmak için bir dilekçe formatı hazırlanmıştır. Bu dilekçe aşağıdaki linkte bulunuyor. Bu dilekçenin bir çıktısını alarak boş kısımları kendi bilgilerinize göre doldurmanız ve savcılığınıza vermeniz yeterlidir. Eke bir de kimlik fotokopinizi koymanız gerekiyor.
http://www.facebook.com/notes/asude-ustaoglu/samsun-vezirk%C3%B6pr%C3%BC-de-ya%C5%9Fanilan-toplumda-infial-yaratan-kangal-in-d%C3%B6v%C3%BClerek-%C3%B6ld%C3%BCr/209668269049884
Duyarlı hayvanseverlerin destek vereceğine ve sessiz kalıp suça ortak olmayacağına inanıyorum.
Amacım videoyu paylaşmak ya da insanların duygularını sömürmek değil, kaldı ki bildiğiniz gibi bu bloğun amacı hiçbir zaman duygu sömürüsü olmadı, öncelikli amacımız bilgi ve tecrübe paylaşımı oldu. Bu yazı da aynı amaçla yazılmıştır; destek vermek isteyen hayvanseverleri yapabilecekleri konusunda bilgilendirmek.
1- Öncelikle konu hakkında bilgi sahibi olmak için aşağıdaki link'teki bilgileri okuyabilirsiniz.
http://www.sessizkalmasucaortakolma.com/dilekce/dilekce_detay.asp?id=795
2- Yine aynı sayfada bilgilerin en alt kısmında bulunan yere isminizi ve gerekli bilgileri girerek Samsun valiliğine yollanacak dilekçeye imza atabilirsiniz.
http://www.sessizkalmasucaortakolma.com/dilekce/dilekce_detay.asp?id=795
3- Bu konunun medyada ve sosyal platformlarda daha çok duyulması ve destek sağlanması için Taksim'de bir yürüyüş yapılacak, bu yürüyüş ile ilgili detaylar ve facebook sayfası aşağıda bulunmakytadır.
Zaman 16 Nisan Cumartesi · 14:00 - 17:00
Yer İSTANBUL TAKSİM
İletişim: MENİS DOĞAN 0535 013 25 92
http://www.facebook.com/event.php?eid=176334395752847
4- Savcılığa suç duyurusunda bulunmak için bir dilekçe formatı hazırlanmıştır. Bu dilekçe aşağıdaki linkte bulunuyor. Bu dilekçenin bir çıktısını alarak boş kısımları kendi bilgilerinize göre doldurmanız ve savcılığınıza vermeniz yeterlidir. Eke bir de kimlik fotokopinizi koymanız gerekiyor.
http://www.facebook.com/notes/asude-ustaoglu/samsun-vezirk%C3%B6pr%C3%BC-de-ya%C5%9Fanilan-toplumda-infial-yaratan-kangal-in-d%C3%B6v%C3%BClerek-%C3%B6ld%C3%BCr/209668269049884
Duyarlı hayvanseverlerin destek vereceğine ve sessiz kalıp suça ortak olmayacağına inanıyorum.
8 Mart 2011 Salı
Film Yıldızı Olacak Ufak Irk Köpek Aranıyor!
Ufak boyutlarda köpeği olanlar ve köpeğinin film ya da reklam projelerinde yer almasını isteyenlere duyurulur! Yakında çekilecek bir reklam filmi için acil olarak cocker, terrier ya da ufak başka bir ırk köpek aranıyor. Sosyal, oyuncak ya da yiyeceğe karşı ilgisi olan ve az çok da olsa yönlendirilebilen bir köpek olması tercih sebebi.
Başvurularınızı bu reklam filmi dışında aktör/aktrist köpek başvurusu olarak da yapabilirsiniz. Zira bu reklam projesinin dışında yakında planlanan dizi, film oyunculuğu gibi işler için de çeşitli köpekler gerekiyor olacak.
Başvuru için köpeğinizin resimleri ve iletişim bilgilerinizi boraerbek@gmail.com'a mail atabilirsiniz.
Başvurularınızı bu reklam filmi dışında aktör/aktrist köpek başvurusu olarak da yapabilirsiniz. Zira bu reklam projesinin dışında yakında planlanan dizi, film oyunculuğu gibi işler için de çeşitli köpekler gerekiyor olacak.
Başvuru için köpeğinizin resimleri ve iletişim bilgilerinizi boraerbek@gmail.com'a mail atabilirsiniz.
1 Mart 2011 Salı
Kasko Hayvanların Tedavi Masraflarını Karşılayacak
Avrupa Birliği (AB) kriterleri çerçevesinde hazırlanan yeni Karayolları Trafik Kanunu, sadece sürücü ve yayalarla ilgili değil, hayvanları da kapsayan düzenlemeler getiriyor.
Mevcut yasaya göre, bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücüye hayvan başına 369 TL idari para cezası uygulanıyor. Zaman Gazetesi'nden Aslıhan Aydın'ın haberine göre, yeni teklif ise sürücünün çarptığı hayvanın tedavi giderlerini trafik sigortasından karşılayabilmesini içeriyor. Buna göre kaza sonucu yaralanan sokak köpeği, inek ya da ayağı kırılan atın veteriner masrafları kasko veya trafik sigortası tarafından karşılanacak.
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın daha önce çıkardığı 5199 sayılı kanunun 21. maddesinde, "Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır." hükmü yer alıyor. Kanuna aykırı davrananlara da hayvan başına 369 TL idari para cezası uygulanıyor. Yeni teklif ise sürücünün çarptığı hayvanın tedavi giderlerini trafik sigortasından karşılayabilmesini içeriyor. Tasarı hayata geçerse kaza sonucu yaralanan sokak köpeği, inek veya ayağı kırılan atın tedavi masrafları, zorunlu trafik sigortasıyla garanti altına alınmış olacak. Bu düzenlemeyle sürücülerin çarptıkları sokak hayvanlarını öylece kaza mahalline bırakıp gitmesi yerine, insani görevlerini yerine getirerek yaralı hayvanı en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine ulaştırması hedefleniyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı yetkililerine göre hayvan kazalarının en aza indirilmesi için ehliyet kurslarında, Hayvanları Koruma Kanunu'ndan ve ilgili ceza maddelerinden bahsedilmesi gerekiyor. Bu eğitimlerin düzenlenmesinde bakanlığa bağlı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü ya da il çevre ve orman müdürlüklerinden teknik yardım alınabiliyor. Yetkililer ayrıca sokak hayvanlarının karıştığı kazaları önlemede, belediyeler tarafından kısırlaştırılıp tekrar alındığı ortama bırakılan hayvanın, gerek yerel hayvan koruma görevlileri gerekse halk tarafından da sahiplenilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Mevcut yasaya göre, bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücüye hayvan başına 369 TL idari para cezası uygulanıyor. Zaman Gazetesi'nden Aslıhan Aydın'ın haberine göre, yeni teklif ise sürücünün çarptığı hayvanın tedavi giderlerini trafik sigortasından karşılayabilmesini içeriyor. Buna göre kaza sonucu yaralanan sokak köpeği, inek ya da ayağı kırılan atın veteriner masrafları kasko veya trafik sigortası tarafından karşılanacak.
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın daha önce çıkardığı 5199 sayılı kanunun 21. maddesinde, "Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır." hükmü yer alıyor. Kanuna aykırı davrananlara da hayvan başına 369 TL idari para cezası uygulanıyor. Yeni teklif ise sürücünün çarptığı hayvanın tedavi giderlerini trafik sigortasından karşılayabilmesini içeriyor. Tasarı hayata geçerse kaza sonucu yaralanan sokak köpeği, inek veya ayağı kırılan atın tedavi masrafları, zorunlu trafik sigortasıyla garanti altına alınmış olacak. Bu düzenlemeyle sürücülerin çarptıkları sokak hayvanlarını öylece kaza mahalline bırakıp gitmesi yerine, insani görevlerini yerine getirerek yaralı hayvanı en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine ulaştırması hedefleniyor.
Çevre ve Orman Bakanlığı yetkililerine göre hayvan kazalarının en aza indirilmesi için ehliyet kurslarında, Hayvanları Koruma Kanunu'ndan ve ilgili ceza maddelerinden bahsedilmesi gerekiyor. Bu eğitimlerin düzenlenmesinde bakanlığa bağlı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü ya da il çevre ve orman müdürlüklerinden teknik yardım alınabiliyor. Yetkililer ayrıca sokak hayvanlarının karıştığı kazaları önlemede, belediyeler tarafından kısırlaştırılıp tekrar alındığı ortama bırakılan hayvanın, gerek yerel hayvan koruma görevlileri gerekse halk tarafından da sahiplenilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Hürriyet
Etiketler:
anayasa,
faydali bilgiler,
haber,
hayvanlarla ilgili haberler,
kasko hayvan tedavisi karsiliyor,
kopek haberleri,
kopek haklari,
kopeklerle ilgili haberler,
saglik,
yasa degisikligi
23 Şubat 2011 Çarşamba
Ayşe Arman'ın Hasdal Barınağı Ziyareti
Ayşe Arman Hasdal Barınağı'nı ziyaret etmiş ve bugün Hürriyet gazetesindeki köşe yazısını bu konuya ayırmış. Ayşe Arman'ın ziyaretinin detaylarını anlattığı yazısını aşağıda görebilirsiniz.
Kimsesiz sokak hayvanları
Ayşe ARMAN
23.02.2011
İNTERNETTE gördüm.
Mahvoldum.
O köpeklerin hali içler acısı.
Küçücük hücrelerde yatıyorlar.
Ağızlarından kan geliyor.
Soğukta, fayansların üzerinde titreyerek can çekişiyorlar.
Kusmuk, dışkı ve kan içinde.
Genç yaşlı bakılmaksızın kısırlaştırılıyorlar, hatta hamile olanlar bile.
Gönüllüler, cep telefonlarıyla çektikleri görüntüleri ve içeriden yaptıkları tespitleri böyle aktarıyorlar.
Altına da Hasdal’ın bir işkence merkezi gibi çalıştığını yazıyorlar ve birilerinin bir an evvel bir şey yapmasını istiyorlar.
Biliyorsunuz ardından insanlar isyan etti, yürüyüşler düzenledi.
Sözünü ettiğim yer Hasdal Hayvan Barınağı. Evsiz, barksız, hasta, sakat köpekler güya orada rehabilite edilecekler. Tedavi edilip, aşılanıp, kısırlaştırılıp
mahallelerine geri iade edilecekler.
İşte kısır döngünün başladığı yer burası, bu noktadan itibaren, o kimsesiz sokak hayvanlarının daha da perişan olma süreci başlıyor.
Toplanıp barınağa getirildikten sonra bir kısmı iyileşiyor, bir kısmı iyileşemiyor.
İyileşenleri de, genellikle mahalleli geri istemiyor.
Her ne kadar hayvansevermiş gibi görünen bir milletsek de, işin gerçeği bu.
Zaten o barınakta bulunmalarının nedeni de o mahalleli.
Ya şikayet etmişler, “Gelin bunları alın!” demişler, ya taşlamışlar, ya yolda araba çarpmış, ya çocuklar taciz etmiş...
Hayvanların düştüğü bu acınası durumda, belediyenin hatırı sayılır bir payı olabilir.
Ama aynı oranda, mahallelinin de payı olduğu su götürmez. Sınıfı geçti diye çocuğuna köpek hediye edip, bir ay sonra, “Bakımı da çok zormuş!” deyip sokağa atanların da. Anlayacağınız, çözüm öyle kolay değil.
Sadece o fotoğrafları yayınlamak, yetkileri görev çağırmak tek başına çare değil.
Önce bu meselenin üzerine ciddi kafa yormak gerekiyor. Para bulmak gerekiyor.
Sonra, doğrusu nasıl yapılmalıyı öğrenmek ve öğretmek gerekiyor. Kafamda bu düşünceler, geçen pazar, Hasdal Hayvan Barınağı’nın yolunu tutuyorum.
Burası, Hasdal Hayvan Barınağı
BARINAĞA girmek istediğimizi söyleyince hafif bir tedirginlik oluyor.
Ama yine de fotoğrafçı arkadaşım Emre Yunusoğlu’yla birlikte içeri giriyoruz.
Engellemiyorlar.
Bizi Veteriner Hekim Mehmet Kerim Ayan karşılıyor.
Aslında görevi başka, gıdadan sorumlu, köpekler direkt onun sorumluluğunda değil ama bize elinden geldiğince bilgi vermeye çalışıyor ve barınağı gezdiriyor.
*
Tabii ki internette yayınlanan o vahşi görüntülerden sonra bir iyileştirme söz konusu olmuştur.
Ama benim gördüklerim bana yetti.
Şöyle anlatayım, orası köpekler için bir çocuk esirgeme kurumu gibi, göz göze gelince ağlamak istiyorsun, gerçekten yardıma, yuvaya, sevgiye ihtiyaçları var, çoğu sakat, zayıf, hasta...
İnsanın gözünün içine öyle melül melül bakıyorlar ki, kahrolmamak mümkün değil.
İnce uzun bir koridorda...
Yan yana kümes biçimde hücreler sıralanmış.
Önü demir parmaklık.
Her hücrede beş, altı köpek bir arada.
Çok dar bir alan.
Biraz eğimli, kakalarını da orayı yapıyorlar, yemeklerini de orada yiyorlar.
Her yer, beyaz fayans.
Ve soğuk.
Hava da soğuk, kullanılan malzeme de.
Kim inşa ettiyse oraya hayvan sever olmadığı kesin!
Hayvanlar rahat etsin diye düşünmediği kesin!
Zavallılar, inliyorlar, ağlıyorlar, acı çektiklerini göstermeye çalışıyorlar.
“Beni bırakma burada, al beni” der gibi bakıyorlar.
Ya da bana öyle geliyor.
O demir parmaklıkların arasından patilerini uzatıyorlar ki sevilsinler diye... Ki onları da bir seven çıksın diye...
Aralarında sokak köpekleri de var cins köpekler de...
İşte onlar sokağa atılanlar...
Hepsi ilgi istiyor.
Biri geldiğini, onlarla ilgilendiğini görünce de, sanki ortak bir isyana katılıyormuş gibi hep bir ağızdan havlıyorlar.
Ama burası bir rehabilitasyon merkezi, köpek bakım yeri değil.
Buraya gelenler, ya yaralı, ya sakat ya da hasta...
Hasdal’ın bir müşahade merkezi var, bir de ameliyathanesi...
En zor durumda olanlar, o müşaade merkezinde kalıyorlar, 20 hücre yan yana ama önü parmaklı değil, kapalı.
Orası, insanın kabusu olur, o kadar fena. Yer fayans bile değil, beton. Köpeklerin altında ne bir gazete kağıdı var ne bir muşamba.Üstelik bunları ameliyattan çıkmış ya da gidecek köpekler.
Bir tanesi de belli ki yeni anne olmuş, yanında yeni doğmuş hap kadar yavruları... Hepsi taşın üzerinde... Hayatta kalırlar mı bilmiyorum.
Orada iyileşenler, biraz önce anlattığım yere geçiyorlar, demir parmaklıklı hücrelere.
*
Beni karşılayan Mehmet Bey’e, Hasdal’ın yanındaki sivil toplum örgütüne ait olan barınağı soruyorum.
“Oradaki hayvanlar, doğal ortamda yaşıyorlar” diyor.
Ve ilginç bir kıyaslama yapıyor: “O köpekler özgürce dolaşabiliyorlar, biz yapamıyoruz, çünkü mevzuat böyle. İstesek de dışına çıkamayız!”
Mehmet Bey’e teşekkür edip yan barınağa geçiyorum.
Burası da, Doğal Hayvan Barınağı
Adı, Sahipsiz Hayvanları Koruma Derneği (SHKD) Doğal Hayvan Barınağı.
Burası bir İngilizin çabasıyla kurulmuş. Hayvanlara eziyet edilmesini istemeyen biri. Artık Türkiye ile bir bağlantısı yok, ülkesine geri dönmüş ama finansı sağlayan hâlâ o.
Bir model oluşturmak istemiş.
Barınaklar böyle de olabilir göstermek istemiş.
Bu satırları okuyan herkesin o iki barınağı gidip görmesini ve değerlendirmesini isterim. Burada köpekler, ağaçlık bir ortamdalar. Bir derinlik var, ormanlık alana doğru genişliyor.
Köpekler doğal bir alanda yaşıyor.
Her hallerinden mutlu oldukları anlaşılıyor.
Pal Sokağı Çocukları gibi duruyorlar.
Afacan Beşler.
Gizli Yediler.
Karo, fayans, beton yok.
Toprakta yatıyorlar.
Şirin kulübeleri var.
Kulübelerinin tepelerine battaniye konmuş, bakıyorum, aaa bir tanesi doğurmuş, yavrularını kucağıma alıyorum...
Sonra öğreniyorum ki, bu barınakta çalışan hemen herkes gönüllü, para almıyorlar. Kimse buraya gelmeleri için boyunlarına çökmüyor.Oysa, devlet memurları için barınaklar bir sürgün yeriymiş. Kolay kolay kimse barınaklarda çalışmak istemezmiş. Hasdal’da çalışanların gönüllü olduğunu söylemek zor yani.
Vardır ama işlerine tutkuyla bağlı durmuyorlar.
Buradakiler öyle.
Esas fark da şu:
Hasdal da sevgi yok, burada var!
Amaçları da, “Barınak inşa etmeyelim, hayvanlara doğal ortamlar yaratalım. Kısırlaştırıp aşılayıp serbest bırakalım, küpeleriyle mahallerinde salınsınlar, eğer onları kimse istemiyorsa yaşamlarını burada sürdürsünler.”
Yan taraftan bugüne kadar 700 köpek almışlar. Şu anda 2000 köpekleri var. Mutlu köpekler. Gidip görün derim.
Ve bir gün köpeğinizden kurtulmak istiyorsanız -bu felaket bir şey ama yapacaksanız-onu sokağa bırakmayın, buraya getirin.
Sizin veremediğiniz sevgiyi, bu barınaktaki gönüllüler onlara verecektir!
Bilgi, Murat, Selen, Elif, Zehra ve Nilüfer...
Oranın gönüllüleri...
Ben Louis Vuitton’dan gelen 20 bin lirayı, huzurlarınızda onlara vermek istiyorum, buradaki 2000 köpeğe mama ve ilaç almaları için...
Onlar Anadolu’ya sınır tanımaz veteriner olarak giden grubun içinde ayrıca, gidiyorlar bir bölgedeki bütün sokak köpeklerini tedavi ediyorlar, aşılıyorlar, kısırlaştırıyor...
Gönül isterdi ki Hasdal’daki parmaklıklar ardındaki köpekler için de bir şey yapabilelim...
Bu mesele üzerine de Kadir Topbaş ile konuşabilmek isterim...
Bana vakit ayırabilirse...
Ve sormak isterim:
Acaba Hasdal’ı da böyle doğal bir alana çevirmek mümkün olamaz mı?
Kimsesiz sokak hayvanları
Ayşe ARMAN
23.02.2011
İNTERNETTE gördüm.
Mahvoldum.
O köpeklerin hali içler acısı.
Küçücük hücrelerde yatıyorlar.
Ağızlarından kan geliyor.
Soğukta, fayansların üzerinde titreyerek can çekişiyorlar.
Kusmuk, dışkı ve kan içinde.
Genç yaşlı bakılmaksızın kısırlaştırılıyorlar, hatta hamile olanlar bile.
Gönüllüler, cep telefonlarıyla çektikleri görüntüleri ve içeriden yaptıkları tespitleri böyle aktarıyorlar.
Altına da Hasdal’ın bir işkence merkezi gibi çalıştığını yazıyorlar ve birilerinin bir an evvel bir şey yapmasını istiyorlar.
Biliyorsunuz ardından insanlar isyan etti, yürüyüşler düzenledi.
Sözünü ettiğim yer Hasdal Hayvan Barınağı. Evsiz, barksız, hasta, sakat köpekler güya orada rehabilite edilecekler. Tedavi edilip, aşılanıp, kısırlaştırılıp
mahallelerine geri iade edilecekler.
İşte kısır döngünün başladığı yer burası, bu noktadan itibaren, o kimsesiz sokak hayvanlarının daha da perişan olma süreci başlıyor.
Toplanıp barınağa getirildikten sonra bir kısmı iyileşiyor, bir kısmı iyileşemiyor.
İyileşenleri de, genellikle mahalleli geri istemiyor.
Her ne kadar hayvansevermiş gibi görünen bir milletsek de, işin gerçeği bu.
Zaten o barınakta bulunmalarının nedeni de o mahalleli.
Ya şikayet etmişler, “Gelin bunları alın!” demişler, ya taşlamışlar, ya yolda araba çarpmış, ya çocuklar taciz etmiş...
Hayvanların düştüğü bu acınası durumda, belediyenin hatırı sayılır bir payı olabilir.
Ama aynı oranda, mahallelinin de payı olduğu su götürmez. Sınıfı geçti diye çocuğuna köpek hediye edip, bir ay sonra, “Bakımı da çok zormuş!” deyip sokağa atanların da. Anlayacağınız, çözüm öyle kolay değil.
Sadece o fotoğrafları yayınlamak, yetkileri görev çağırmak tek başına çare değil.
Önce bu meselenin üzerine ciddi kafa yormak gerekiyor. Para bulmak gerekiyor.
Sonra, doğrusu nasıl yapılmalıyı öğrenmek ve öğretmek gerekiyor. Kafamda bu düşünceler, geçen pazar, Hasdal Hayvan Barınağı’nın yolunu tutuyorum.
Burası, Hasdal Hayvan Barınağı
BARINAĞA girmek istediğimizi söyleyince hafif bir tedirginlik oluyor.
Ama yine de fotoğrafçı arkadaşım Emre Yunusoğlu’yla birlikte içeri giriyoruz.
Engellemiyorlar.
Bizi Veteriner Hekim Mehmet Kerim Ayan karşılıyor.
Aslında görevi başka, gıdadan sorumlu, köpekler direkt onun sorumluluğunda değil ama bize elinden geldiğince bilgi vermeye çalışıyor ve barınağı gezdiriyor.
*
Tabii ki internette yayınlanan o vahşi görüntülerden sonra bir iyileştirme söz konusu olmuştur.
Ama benim gördüklerim bana yetti.
Şöyle anlatayım, orası köpekler için bir çocuk esirgeme kurumu gibi, göz göze gelince ağlamak istiyorsun, gerçekten yardıma, yuvaya, sevgiye ihtiyaçları var, çoğu sakat, zayıf, hasta...
İnsanın gözünün içine öyle melül melül bakıyorlar ki, kahrolmamak mümkün değil.
İnce uzun bir koridorda...
Yan yana kümes biçimde hücreler sıralanmış.
Önü demir parmaklık.
Her hücrede beş, altı köpek bir arada.
Çok dar bir alan.
Biraz eğimli, kakalarını da orayı yapıyorlar, yemeklerini de orada yiyorlar.
Her yer, beyaz fayans.
Ve soğuk.
Hava da soğuk, kullanılan malzeme de.
Kim inşa ettiyse oraya hayvan sever olmadığı kesin!
Hayvanlar rahat etsin diye düşünmediği kesin!
Zavallılar, inliyorlar, ağlıyorlar, acı çektiklerini göstermeye çalışıyorlar.
“Beni bırakma burada, al beni” der gibi bakıyorlar.
Ya da bana öyle geliyor.
O demir parmaklıkların arasından patilerini uzatıyorlar ki sevilsinler diye... Ki onları da bir seven çıksın diye...
Aralarında sokak köpekleri de var cins köpekler de...
İşte onlar sokağa atılanlar...
Hepsi ilgi istiyor.
Biri geldiğini, onlarla ilgilendiğini görünce de, sanki ortak bir isyana katılıyormuş gibi hep bir ağızdan havlıyorlar.
Ama burası bir rehabilitasyon merkezi, köpek bakım yeri değil.
Buraya gelenler, ya yaralı, ya sakat ya da hasta...
Hasdal’ın bir müşahade merkezi var, bir de ameliyathanesi...
En zor durumda olanlar, o müşaade merkezinde kalıyorlar, 20 hücre yan yana ama önü parmaklı değil, kapalı.
Orası, insanın kabusu olur, o kadar fena. Yer fayans bile değil, beton. Köpeklerin altında ne bir gazete kağıdı var ne bir muşamba.Üstelik bunları ameliyattan çıkmış ya da gidecek köpekler.
Bir tanesi de belli ki yeni anne olmuş, yanında yeni doğmuş hap kadar yavruları... Hepsi taşın üzerinde... Hayatta kalırlar mı bilmiyorum.
Orada iyileşenler, biraz önce anlattığım yere geçiyorlar, demir parmaklıklı hücrelere.
*
Beni karşılayan Mehmet Bey’e, Hasdal’ın yanındaki sivil toplum örgütüne ait olan barınağı soruyorum.
“Oradaki hayvanlar, doğal ortamda yaşıyorlar” diyor.
Ve ilginç bir kıyaslama yapıyor: “O köpekler özgürce dolaşabiliyorlar, biz yapamıyoruz, çünkü mevzuat böyle. İstesek de dışına çıkamayız!”
Mehmet Bey’e teşekkür edip yan barınağa geçiyorum.
Burası da, Doğal Hayvan Barınağı
Adı, Sahipsiz Hayvanları Koruma Derneği (SHKD) Doğal Hayvan Barınağı.
Burası bir İngilizin çabasıyla kurulmuş. Hayvanlara eziyet edilmesini istemeyen biri. Artık Türkiye ile bir bağlantısı yok, ülkesine geri dönmüş ama finansı sağlayan hâlâ o.
Bir model oluşturmak istemiş.
Barınaklar böyle de olabilir göstermek istemiş.
Bu satırları okuyan herkesin o iki barınağı gidip görmesini ve değerlendirmesini isterim. Burada köpekler, ağaçlık bir ortamdalar. Bir derinlik var, ormanlık alana doğru genişliyor.
Köpekler doğal bir alanda yaşıyor.
Her hallerinden mutlu oldukları anlaşılıyor.
Pal Sokağı Çocukları gibi duruyorlar.
Afacan Beşler.
Gizli Yediler.
Karo, fayans, beton yok.
Toprakta yatıyorlar.
Şirin kulübeleri var.
Kulübelerinin tepelerine battaniye konmuş, bakıyorum, aaa bir tanesi doğurmuş, yavrularını kucağıma alıyorum...
Sonra öğreniyorum ki, bu barınakta çalışan hemen herkes gönüllü, para almıyorlar. Kimse buraya gelmeleri için boyunlarına çökmüyor.Oysa, devlet memurları için barınaklar bir sürgün yeriymiş. Kolay kolay kimse barınaklarda çalışmak istemezmiş. Hasdal’da çalışanların gönüllü olduğunu söylemek zor yani.
Vardır ama işlerine tutkuyla bağlı durmuyorlar.
Buradakiler öyle.
Esas fark da şu:
Hasdal da sevgi yok, burada var!
Amaçları da, “Barınak inşa etmeyelim, hayvanlara doğal ortamlar yaratalım. Kısırlaştırıp aşılayıp serbest bırakalım, küpeleriyle mahallerinde salınsınlar, eğer onları kimse istemiyorsa yaşamlarını burada sürdürsünler.”
Yan taraftan bugüne kadar 700 köpek almışlar. Şu anda 2000 köpekleri var. Mutlu köpekler. Gidip görün derim.
Ve bir gün köpeğinizden kurtulmak istiyorsanız -bu felaket bir şey ama yapacaksanız-onu sokağa bırakmayın, buraya getirin.
Sizin veremediğiniz sevgiyi, bu barınaktaki gönüllüler onlara verecektir!
Bilgi, Murat, Selen, Elif, Zehra ve Nilüfer...
Oranın gönüllüleri...
Ben Louis Vuitton’dan gelen 20 bin lirayı, huzurlarınızda onlara vermek istiyorum, buradaki 2000 köpeğe mama ve ilaç almaları için...
Onlar Anadolu’ya sınır tanımaz veteriner olarak giden grubun içinde ayrıca, gidiyorlar bir bölgedeki bütün sokak köpeklerini tedavi ediyorlar, aşılıyorlar, kısırlaştırıyor...
Gönül isterdi ki Hasdal’daki parmaklıklar ardındaki köpekler için de bir şey yapabilelim...
Bu mesele üzerine de Kadir Topbaş ile konuşabilmek isterim...
Bana vakit ayırabilirse...
Ve sormak isterim:
Acaba Hasdal’ı da böyle doğal bir alana çevirmek mümkün olamaz mı?
20 Şubat 2011 Pazar
Önce İnsan mı, Hayvan mı? Bekir Coşkun'dan
Üzerine çok yorum yapılabilecek bir yazı.
Bence her zaman aynı olmayıp, duruma göre değişebilecek bir konu.
Bekir Coşkun'un yazdıklarını da örnekler dahilinde değerlendirmeli, farklı anlamlar çıkarılmamalı diye düşünüyorum. Zira eminim bu yazı sonrası takdir edenler olduğu gibi, fazlasıyla eleştiri bombardımanına da maruz kalmıştır kendisi.
Bence her zaman aynı olmayıp, duruma göre değişebilecek bir konu.
Bekir Coşkun'un yazdıklarını da örnekler dahilinde değerlendirmeli, farklı anlamlar çıkarılmamalı diye düşünüyorum. Zira eminim bu yazı sonrası takdir edenler olduğu gibi, fazlasıyla eleştiri bombardımanına da maruz kalmıştır kendisi.
Önce İnsan mı, Hayvan mı?
Bekir Coşkun
Hayvanları sevmeyenler kimi zaman “İnsan dururken…” diye başlayıp soruyorlar bize:
“Önce insan mı, hayvan mı?..”
İşte yanıtım…
İki küçük sevimli midilli atı vardı Sakarya-Hendek hayvanat bahçesinde…
Normalde hayvanat bahçesine gidip o iki sevimli midilli atına bakan bir insanın içinden onu sevmek, okşamak gelmez mi?..
Demek ki bunlar gidip baktılar….
Ve içlerinden onları yemek geldi…
Midilli atları o sabah hayvanat bahçesindeki kafeslerinde yoktu…
Hayvanat bahçesinin görevlileri sağa-sola koştular… Yakındaki bir tarlada iki sevimli atın nakış süslemeli yularlarını ve ayaklarını buldular. Araştırdılar, onları “insanın” gece çalıp ilerideki korulukta kestiğini, etlerini alıp götürdüklerini öğrendiler…
Müdür, “Daha önce de iki tavşanımızı çalıp yediler” dedi…
Müdür muavini ekledi:
“İki tane de papağan…”
Anlaşılan “insan” gelip onlara baktı, aklından onları yemek geçti, gözünün önüne mangal geldi…
Belki bakarken ağzının suyu aktı…
Ve o gece herkes gidince bunu yaptı…
Hangisi sizce?..
O hayvan mı, o insan mı önce?..
Ormanı yaktıklarında, ben ormanı açanlardan değil, solucanlardan yana olurum…
Çöpünü denize döken insan, deniz anasından daha kıymetli değil…
Kuşlar kaçak avcılardan, yılanlar Kaz Dağları’nı bozanlardan, kurbağalar derelere kıyanlardan çok daha değerlidir…
Şu kin ve nefretle kendi soyuna acı çektiren, soyan, sömüren, süründüren, ezen, ağlatan, öldüren, yok eden insanlara bir bakın…
Siz karar verin…
Hangi insan, hangi hayvan?..
19 Şubat 2011 Cumartesi
Şişli Hayvan Kısırlaştırma Ve Rehabilitasyon Merkezi'ni Mustafa Sarıgül Açtı
Şişli Belediyesi’nin bölgedeki hayvanların rehabilitesini sağlamak amacıyla inşa ettiği Şişli Belediyesi Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi açıldı.
Şişli Belediyesi, ilçedeki sokak hayvanlarının rehabilitasyonunu sağlamak amacıyla sokak hayvanlarının kısırlaştırma ve tedavi işlemlerini gerçekleştirmek için Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezini hizmete açtı. Piyalepeşa Bulvarı’nda gerçekleşen açılışa Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve bölgedeki hayvan sever yurttaşlar katıldı.
Açılış töreninde konuşan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için ‘Kısırlaştır, Aşılat, Yaşat’ sloganıyla yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Rehabilitasyon merkezinin başta sahipsiz sokak hayvanları olmak üzere, ilçedeki tüm hayvanseverlere hizmet vereceğini belirten Sarıgül, “6 veteriner hekimimiz, haftanın yedi günü merkezde görev yapacak. Özellikle sokakta yaşayan sahipsiz kedi ve köpeklerin kısırlaştırma operasyonu ve aşılarını burada yapacağız. Şişli’deki tüm hayvanlar, yaşadıkları sokakta, sağlıklı, aşılı ve insan sağlığını tehdit etmeden yaşamaya devam edecek. Hayvanları sığınak adı verilen mekanlarda toplamayı doğru bulmuyoruz. Doğadaki tüm canlıların, diğer canlılara zarar vermeden özgürce yaşama hakkı olduğuna inanıyorum. Bu merkezde ayrıca hastalanan, kaza geçiren veya çeşitli nedenlerden dolayı tedavisi gereken hayvanların da tedavileri yapılacak.” dedi.
Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi’nin açılışına, çok sayıda hayvan sever hayvanlarıyla birlikte katıldılar. Açılış töreninden sonra, rehabilitasyon merkezinin ameliyathanesinde bir sokak köpeğinin kısırlaştırma operasyonu yapıldı.
Açılış töreninde konuşan Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu için ‘Kısırlaştır, Aşılat, Yaşat’ sloganıyla yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi. Rehabilitasyon merkezinin başta sahipsiz sokak hayvanları olmak üzere, ilçedeki tüm hayvanseverlere hizmet vereceğini belirten Sarıgül, “6 veteriner hekimimiz, haftanın yedi günü merkezde görev yapacak. Özellikle sokakta yaşayan sahipsiz kedi ve köpeklerin kısırlaştırma operasyonu ve aşılarını burada yapacağız. Şişli’deki tüm hayvanlar, yaşadıkları sokakta, sağlıklı, aşılı ve insan sağlığını tehdit etmeden yaşamaya devam edecek. Hayvanları sığınak adı verilen mekanlarda toplamayı doğru bulmuyoruz. Doğadaki tüm canlıların, diğer canlılara zarar vermeden özgürce yaşama hakkı olduğuna inanıyorum. Bu merkezde ayrıca hastalanan, kaza geçiren veya çeşitli nedenlerden dolayı tedavisi gereken hayvanların da tedavileri yapılacak.” dedi.
Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi’nin açılışına, çok sayıda hayvan sever hayvanlarıyla birlikte katıldılar. Açılış töreninden sonra, rehabilitasyon merkezinin ameliyathanesinde bir sokak köpeğinin kısırlaştırma operasyonu yapıldı.
Etiketler:
faydali bilgiler,
hayvan haklari,
istanbul,
kedi bakimi,
kisirlastirma,
kopeklerle ilgili haberler,
mustafa sarigul,
saglik,
sisli belediyesi,
sisli hayvan kisirlastirma ve rehabilitsyon merkezi
18 Şubat 2011 Cuma
Sahibinin Hayatını Kurtaran Kahraman Golden Retriever Toby
Amerika'da Toby adlı bir köpek bu yılın başlarında sahibinin hayatını kurtararak kahraman ilan edildi. 2 yaşındaki golden retriever cinsi Toby sahibini ölümden kurtararak hem kahraman hem de ünlü oldu.
Debbie Parkhurst adlı kadın boğazına kaçan elma parçasıyla boğulmak üzereyken onu imdadına yetişen köpeği Toby kurtardı. Yere yığılan kadının göğsüne zıplayarak tekmeleyen akıllı köpek sahibinin hayatını kurtarmakla kalmadı, Amerika'da kahraman köpek olarak anılmaya başladı.
İşte kahraman Toby ve Debie'nin mutluluk resimleri.
Debbie Parkhurst adlı kadın boğazına kaçan elma parçasıyla boğulmak üzereyken onu imdadına yetişen köpeği Toby kurtardı. Yere yığılan kadının göğsüne zıplayarak tekmeleyen akıllı köpek sahibinin hayatını kurtarmakla kalmadı, Amerika'da kahraman köpek olarak anılmaya başladı.
İşte kahraman Toby ve Debie'nin mutluluk resimleri.
14 Şubat 2011 Pazartesi
Şişli Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi Açılıyor
Şişli’de Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi Açılıyor!
Şişli Belediyesi’nin bölgedeki hayvanların rehabilitesini sağlamak amacıyla inşa ettiği Şişli Belediyesi Hayvan Kısırlaştırma ve Rehibilitasyon Merkezi, 19 Şubat 2011 Cumartesi günü açılıyor. Saat 12:00'de Piyalepaşa Bulvarı No:80, Şişli'de yapılacak olan açılışa tüm hayvan severler davetlidir!
Şişli Belediyesi, ilçedeki sokak hayvanlarının rehabilitasyonunu sağlamak ve Şişli halkının refah seviyesini daha da artırmak amacıyla sokak hayvanlarının kısırlaştırma ve tedavi işlemlerini gerçekleştirmek için Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi hizmete açıyor. Piyalepaşa Bulvarı’nda bulunan rehabilitasyon merkezinin açılışında Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül ve bölgedeki hayvansever yurttaşlar hazır bulunacak.
Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi; 5 Veteriner Hekim, 1 Veteriner Sağlık Teknisyeni ve 6 kişiden oluşan yardımcı personeli ile Şişli’de yaşayan sahipsiz sokak hayvanlarına hizmet verecek. Buraya gelen hayvanların muayene ve tedavileri yapılacak, kısırlaştırılan hayvanlar işaretlenerek kayıt altına alınacak. Mahallelerine geri gönderilen hayvanların da aşı takipleri kontrol edilecek ve kuduz hastalığına karşı koruyucu takip aşıları yapılacak. Merkeze gelen hayvanlar için sahiplendirmeler de yapılarak kayıt altına alınacak.
Merkezde, hasta hayvan kayıt ve danışma, muayene ve ameliyathane, ameliyat sonrası operasyon yoğun bakım, enfeksiyon, dış parazit tedavisi için kullanılan banyo odası, müşahede (gözlem) ve röntgen bölümü bulunmakta. Kısırlaştırma operasyonu sonrasında hayvanlar, merkezde 10 gün süreyle tutulacak, tamamen sağlığına kavuşanlar alındıkları ortama geri bırakılacak.
Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi, 25 adet köpek ve 30 adet kedi barındırabilme kapasitesine sahip. Ayda ortalama 165 sahipsiz hayvanın merkezde yatılı olarak bakım ve tedavisinin yapılması hedefleniyor.
Etiketler:
bakim,
faydali bilgiler,
haber,
hayvan haklari,
istanbul,
kedi bakimi,
kisirlastirma,
kopeklerle ilgili haberler,
saglik,
sisli hayvan kisirlastirma ve rehabilitsyon merkezi,
veteriner
9 Şubat 2011 Çarşamba
Sağlıklı Yaşam İçin Köpek Besleyin!
İnsanın sadık dostu köpekler sundukları karşılıksız sevgiyle sadece sahiplerini şımartmakla kalmıyor, aynı zamanda hareket etmelerini sağlayarak başka bir egzersiz yapmadan onların kalp sağlıklarını da koruyor.
İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, ABD'deki San Diego Üniversitesinden bir grup bilimadamı bin kadar köpek sahibiyle anket yaptı.
Ankete katılanların 3'te ikisinin köpeklerinin dışarı çıkarılmasıyla bizzat kendilerinin ilgilendiğini söylediği anket, bu sayede katılımcıların yüzde 64'ünün kendileri bile farkına varmadan tıp merkezlerinin kalp ve dolaşım hastalıklarını önlemek için önerdiği yeterli fiziksel aktiviteyi yaptığını ortaya koydu.
4 ayaklı dostlarını kendileri gezdirmeyen tembel köpek sahiplerinden kalp sağlıklarını korumak isteyenlerin ayrıca egzersiz yapmak durumunda kaldığı belirtildi.
İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, ABD'deki San Diego Üniversitesinden bir grup bilimadamı bin kadar köpek sahibiyle anket yaptı.
Ankete katılanların 3'te ikisinin köpeklerinin dışarı çıkarılmasıyla bizzat kendilerinin ilgilendiğini söylediği anket, bu sayede katılımcıların yüzde 64'ünün kendileri bile farkına varmadan tıp merkezlerinin kalp ve dolaşım hastalıklarını önlemek için önerdiği yeterli fiziksel aktiviteyi yaptığını ortaya koydu.
4 ayaklı dostlarını kendileri gezdirmeyen tembel köpek sahiplerinden kalp sağlıklarını korumak isteyenlerin ayrıca egzersiz yapmak durumunda kaldığı belirtildi.
AA'ndan alıntıdır
6 Şubat 2011 Pazar
Kanseri Teşhis Eden Köpekler
Japon uzmanlar eğitimli köpeklerin bağırsak kanseri olan kişileri erken evrede bile belirleyebildiğini söylüyor. Köpeklerin bunu nasıl başardığını bulmak, teşhis olanaklarını geliştirebilir.
Yapılan yeni bir araştırmaya göre köpekler erken aşamalarındaki bağırsak kanserini koku duyularıyla tespit edebiliyor. Gut adlı tıp dergisinde yayınlanan çalışmada Japon doktorlar özel eğitimli dişi bir labrador cinsi köpeğe sağlıklı ve bağırsak kanseri olan hastalardan alınan nefes ve dışkı örneklerini koklattı.
Köpek, on vakanın dokuzunda sağlıklı ve kanserli vakaları birbirinden ayırabildi.
Ancak İngiliz kanser araştırmaları derneği (Cancer Research UK) uzmanların köpeğin hangi kimyasal bileşenleri seçtiğini belirlemekten uzak olduklarına dikkat çekiyor. Ayrıca araştırmanın yeterince büyük bir veri tabanını kapsamadığı eleştirisinde bulunuluyor.
Kuruluşa göre, eğitimli köpeklerin olağan kanser taramaları için kullanılması fikri ise şimdilik uzak bir ihtimal.
Köpeklerin cilt, mesane, akciğer, yumurtalık ve meme kanserlerini gelişmiş koku duyularıyla ayırt edebildiği fikri daha önce de gündeme gelmişti. Tümörlerin doğası itibariyle kendine has bir kokusu olduğu ve köpeklerin bunu algılayabildiği düşünülüyor.
Japonya'daki Kyuşu Üniversitesi uzmanları, deneyleri için sekiz yaşındaki siyah labrador Marine'e başvurdu. Marine'e biri bir kanser hastasından, dördü sağlıklı deneklerden alınmış beş farklı numune koklatıldı. Nefes testlerinde, köpek 36 kezden 33'ünde, kanserli numuneyi buldu. Dışkı ile yapılan deneyde ise 38 denemeden 37'si başarılı oldu. Belirlenmesi çok güç olan erken vakalar bile tespit edildi.
İngiltere'de hastaneler dışkıda kan arayarak erken vakaların 10'da birini yakalayabiliyor. Ülkede 20 kişiden biri bağırsak kanserine yakalanıyor; her yıl 16 binden fazla kişi yaşamını yitiriyor.
Kyuşu Üniversitesinden Dr. Hideto Sonoda köpeklerin koku becerisini klinik teşhis yöntemine dönüştürme fikrinin güçlüklerini kabul ediyor. Eğitim verme ve eğitici bulmanın zorlukları yanında, her köpek aynı beceriye sahip değil, aynı köpek bile sürekli aynı düzeyde performans gösteremiyor. Buna karşılık bir tür "elektronik köpek burnu" geliştirmek için araştırmalar yapılıyor. Dr. Sonoda "Kanserin kendine has bir kokusu olduğu kesin. Ancak bunun kimyasal bileşenlerinin ne olduğu belirsiz. Doğru yanıtı sadece köpekler biliyor" diyor.
Sonoda'ya göre bu nedenle önce "Köpeklerin farkına vardığı organik bileşenlerin hangileri olduğunu tespit etmek gerekiyor."
Mynet
25 Ocak 2011 Salı
1022 Kelime Bilen Akıllı Köpek Chaser
Tam 1022 nesnenin adını öğrenmeyi başaran Border Collie cinsi Chaser, kelime dağarcığı en geniş olan hayvanlar listesinin ilk sırasına yerleşti.İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, ABD'nin Güney Carolina eyaletindeki Wofford Üniversitesinde görev yapan Alliston Reid ve John Pilley, 6 yaşındaki Border Collie cinsi Chaser'a 3 yılı aşkın bir süre boyunda günde 4-5 saat eğitim verdi. Chaser'a her seferinde farklı bir nesne gösteren iki psikolog, akıllı köpek ezberleyene kadar nesnenin adını tekrarladı.
Araştırmanın sonunda sadece nesnelerin adını öğrenmekle kalmayan Chaser, aynı zamanda bunların şekillerini ve işlevlerini de kavradığı ortaya koyarak, 3 yaşındaki bir çocukla eşit başarım sağladı. Toplam 838 teste tabii tutulan sevimli köpekten, 20 nesnenin arasından adı söylenenleri bulması isteyen araştırmacılar, Chaser'ın asla 2'den fazla hata yapmadığını da belirtti.
Araştırmalarının köpeklerin de kelimeleri hatırlama ve ayırt etme kapasitesinde olduklarını gösterdiğini belirten Reid, ''Köpeklerin de bebekler kadar dili anlayabileceğini söylemeye çalışmıyoruz. Ancak onların da şimdiye kadar düşünüldüğünden daha fazla kelimeyi öğrenebileceğini ortaya koyduk'' dedi.
Dört ayaklı dostlarının onların dillerinden anladığını savunan köpekseverlerin yüzünü kara çıkarmayan Chaser, en geniş kelime bilgisine sahip hayvan da oldu. Daha önce bu rekor, köpekler arasında 200 kelime bilen yine Border Collie cinsi Rico'ya aitti. Arizona üniversitesinde eğitilen papağan Alex de yaklaşık yüz kelime kullanarak insanla konuşabiliyordu.
4 Ocak 2011 Salı
Köpeğinizi Burcunun Özelliklerine Göre Tanıyın
Kova 21Ocak - 19Şubat
Kova Burcunda doğan köpek, özgürlük tutkusu nedeniyle etrafta dolaşıp insanlarla tanışmaya bayılır. Çevredeki diğer evcil hayvanlar tarafından hemen kabul edilir ve bir an çevresindekilerin eğlence kaynağıyken, birkaç dakika sonra bir büyücü gibi ortadan kaybolabilir. Bir anı diğerine uymayan bu köpeğin inatçılığını yenmesi için iyi bir eğitimden geçmesi gerekir. Arkadaş canlısı ve sadıktır. Ona kendine özel bir alan ve düşünmesi için (köpekler ne düşünüyorsa) zaman vermeniz gerekir. Bazen köpeğinizin gizemli ve durgun olduğunu görürseniz, bilin ki şaşırtıcı bir şey yapmaya hazırlanıyordur. Bu burcun hayvanları son derece kibardır. Son derece akıllıdırlar, ama oldukça da dağınıktırlar. Onları eğitirken sabırlı olmanız gerekir. Emirlere kolay kolay itaat etmezler ve onları zorladığınız zaman tepki gösterirler. Meraklı olmalarıyla da tanınan bu hayvanlar her şeye burunlarını sokarlar. Eğer aptal bir köpeğiniz varsa, mutlaka kovadır. Başka köpeklere bile tuhaf gelen davranışları vardır. Bazan köpekten çok insan gibi davranırlar. Ancak kalpleri yine köpektir. Koşmaktan çok hoşlanırlar. Mutlu bir kova köpeği, özgürlüğüne düşkündür.
Balık 20Şubat - 20Mart
"Sıcaklık ve sevgi onun için çok önemlidir"Bu köpek sevmek için yaratılmıştır. Dost canlısı ve sadıktır. Sürekli sizi mutlu etmenin ve ilginizi çekmenin yollarını arayacaktır. Gözlerinde genellikle uykulu bir ifade vardır ve uykusunda mırıldandığını duyabilirsiniz. Sezgileri güçlü bir köpektir ve bu yüzden bir seyahate çıkmanız gerektiğinde, siz daha eşinize bile söylemeden o bunu anlayacaktır. Sıcaklık ve sevgi onun için çok önemlidir ve eğer gerçekten isterseniz onunla aranızda çok güçlü bir bağ kurabilirsiniz. Okült bilimler üzerine çalışan insanlar için çok ideal bir iş arkadaşı olabilir. Sizi saatlerce sanki söylediğiniz her şeyi anlıyormuş gibi dinleyebilir. Çünkü anlıyordur. Kavgadan nefret eden bu burcun hayvanları huzurlu bir ortama ihtiyaç duyarlar. Sizin ruh hallerinizi dikkate alırlar ve hasta olduğunuzda sizi gözlerler. İçgüdüleri kuvvetli olan bu hayvanlar, sizin ne zaman kızgın yada üzgün olduğunuzu anlarlar. Kırma köpeklerin ideal burcu balıktır. Ancak balık burçlu köpek olmak çok akıl karıştırıcıdır. Akıllarına bir fikir gelir gelmez, ancak bu fikri uygulayana kadar başka bir fikre kapılırlar. Genelde zayıf pençe ve bileklere sahiptirler. Buna dikkat edilmesi gerekir.
Koç 21Mart - 20Nisan
"Çok oyuncu ve neşelidir"Koç burcu köpekler her zaman enerji doludur. İlgiye çok düşkündürler, sevilip okşanmayı severler. Aslında böyle hiperaktif hayvanlarla ilgilenmek sizi biraz zorlayabilir. Özellikle de itaat etmeyi öğretmek konusunda zorlanabilirsiniz. Koç Burcunda doğan köpek çok oyuncu ve neşelidir. Bir saniyede sinirlenip hırlar, fakat hemen sonra neye kızdığını bile unutup etrafınızda dönmeye başlar. Koşmayı, oyun oynamayı çok sever ve yeteri kadar hareket etmesine izin verilmezse keyfi kaçar ve üzülür. Yaşlandığında bile hayat dolu, hareketli bir köpek olabilir. Bu köpeklerin yüzünde bir yara izi taşıyor olmasına şaşmamak gerekir. Zodyak'ın ilk burcu olan Koç köpeği, cinsinin lideri olmak ister. Bağlanmaktan kesinlikle hoşlanmazlar. Başka köpeklere karşı hoşgörüsü bulunmayan Koç köpekleri, çevresini keşfetmek ister. Her gördüğü yemek artığını yer.
Boğa 21Nisan - 21Mayıs
"Son derece inatçıdır"Boğa Burcunda doğan köpek son derece inatçı ve kendi bildiğini okuyan cinstendir ve bu özelliği zamanla daha da belirgin hale gelir. Bu nedenle, erken yaşlarda eğitilmesi gerekir. Genellikle uysaldır, fakat sahibinin herhangi bir tehditle karşı karşıya olduğunu hissettiği anda çok öfkelenebilir. Bu köpeği sürekli gözlemek gerekebilir, çünkü köpekler için çok tehlikeli olan çikolatanın kokusunu nerede olsa alır. Sevgi dolu, sıcakkanlıdır. Mutlu olması için ona çok fazla ilgi ve sevgi göstermeniz gerekebilir. Hareket etmesi için onu zorlamak durumunda kalabilirsiniz. Boğa burcu köpekler son derece sakin bir yapıya sahiptir. Buna karşılık, üzerlerine gelindiği zaman bir anda değişirler ve asla mücadeleyi bırakmazlar. Bu hayvanlar dışarıda olmayı severler, uyumak mı oyun mu derseniz uyumayı seçerler. Yemeyi sevdikleri için kilo problemi yaşayabilirler. Sadık, namuslu, kolayca eğitilebilen bu burcun köpekleri, mükemmel rehber köpek olurlar. Çocuklarla çok iyi anlaşırlar. En büyük aşkları yiyecek, ikinci aşkları ise müziktir. Eğer boğa burçlu köpeğinizi mutlu etmek istiyorsanız ona Beethoven çalın. Saatlerce uslu uslu oturup, dinleyecektir.
İkizler 22Mayıs - 21Haziran
"Sık sık ilgi odağı olmaya çalışır"İkizler Burcunda doğan köpek hayatı boyunca uyarıcılara ve oyuncaklara ihtiyaç duyacaktır. Konuşkan bir köpek alırsanız sizin çıkardığınız sesleri taklit etmeyi bile öğrenecektir. Sık sık ilgi odağı olmaya çalışır ya da havlar. İnsanlar gibi iletişim kurmaya duyduğu ihtiyaç nedeniyle bu köpeği havlamaması konusunda eğitmeniz gerekebilir. Sözel motivasyon bu köpeğin eğitiminde çok işe yarar. Onunla konuşarak çok şey başarabilirsiniz. Kapris ve uzun süre bir yere odaklanma gibi problemler yaşanabilir. Eğitimsel etkinlikler kısa tutulmalı ve zamana yayılmalıdır. İkizler burcu hayvanlar meraklı, dost canlısı ve enerji doludur. Bu burcun köpekleri çok havlayabilir. Yalnız kalmaktan nefret ederler, eğer imkanınız varsa onlarla oyun arkadaşı olması için ikinci bir hayvan almanız iyi olur. Kapınızı her zaman kapatmayı unutmayın, yoksa yeni arkadaşlar bulmak için kaşla göz arasında kaybolurlar. İkizler burcu hayvanları herkesin arkadaşlığından keyif alırlar. Bu burcun köpekleri çok çabuk sıkılır. Sürekli yeni yerler keşfetmek ister. Bir arkadaşınızdan köpeğinize birkaç gün bakmasını isteyin. Köpeğiniz bundan çok hoşlanacaktır. Eğer sabırsızlıklarının üstesinden gelirseniz, birkaç ufak atraksiyon öğretebilirsiniz. Gösterişe bayılırlar. Ancak köpeğinizi gözünüzden ayırmayın. İkizler köpeği, bir anda evinizi terk edip kaçabilir.
Yengeç 22Haziran - 23Temmuz
"Suyu ve yüzmeyi çok sever"Bazen ona gerçekten çok kızıp bağırsanız bile, Yengeç Burcunda doğan bir köpek sizi sonsuza dek çok sevecektir. Bir süre somurtabilir ama sonunda sizi affedecektir. Suyu çok sever ve yüzmek en sevdiği etkinliklerden biri olabilir. Ulumayı çok sever ve duygusaldır. Depresyona girmemesi için çok özen göstermeniz gerekir. İlgi noksanlığı bu köpekte huzursuzluk yaratabilir. Genellikle çok yemek yer. Bu burcun hayvanları son derece hassastır. Yüksek sesten yada kendilerine bağırılmasından nefret ederler. Başkalarının varlığından bir anda rahatsız olabilir ve sakin bir ortama çekilmeyi tercih edebilirler. Rutinlerinin değişmesi yada eve yabancı birinin gelmesi saatlerce yada günlerce ortadan kaybolmalarına bile neden olabilir. Evi başka hayvanlarla paylaşmayı sevmedikleri gibi, evde yalnız bırakılmaktan da hiç hoşlanmazlar. Bu burçtan olan hayvanınızı evde yalnız bırakırsanız evdeki dağınıklığa da hazır olmalısınız. Sakın yengeç burçlu köpeğinize emir yağdırmayın. Yoksa ağlamasına engel olamazsınız. En duygusal köpekler, yengeç burçlulardır. Mükemmel anne-baba olurlar. Çocuklara bayılırlar. Sık sık huysuzlaşıp, sahiplerinin ilgi ve güvenini isterler
Aslan 24Temmuz - 23Ağustos
"Gururlu bir duruşu vardır"İşte kral ve kraliçelerin burcu. Bu burcun hayvanları kendilerini kraliyet ailesinden gelmiş gibi hissederler. Lider olarak doğmuşlardır ve kısa sürede kendilerini takip edecek bir grubu toplayabilirler. Bu burçtan hayvanlar çocukları çok severler ve aynı zamanda çok koruyuculardır. Onlara şefkatli davrandığınızda canlarını vermekten çekinmezler. Bu burçta doğan bir köpeğin izlenmeye değer gururlu bir duruşu vardır. Çok zeki olmasa da çok iyi bir gösteri köpeği olabilir. Görkemli ve ihtişamlı bir havası, asil bir tavrı vardır. İlgi odağı olmak ister ve çok bakım gerektirir. İhmal edebileceğiniz bir köpek değildir. Uzun süre göz ardı edildiğinde üzülür ve köşesine çekilebilir. Bu durumda ona özel ilgi gösterip hediyeler verirseniz düzelecektir. Ödül ve hediye karşılığında bu köpek sizin için herşeyi yapacaktır. Kendinden emin, korkusuz, gururlu aslan burçlu köpekler, ideal polis köpeği olurlar. Kendini beğenmişliklerinin sınırı olmadığı gibi, sevginin merkezi olmaya da bayılırlar. Aslan burcu köpekleri, sahibine zarar gelmemesi için canlarını vermeye hazırdır. Ancak kedilerden çok korkar.
Başak 24Ağustos - 23Eylül
"Her açıdan mükemmel olmanızı bekler"Başak burcunda doğan köpeklerin doğuştan gelen bir iyileştirme yeteneği vardır. Kendinizi iyi hissetmediğinizde size hizmet etmek için elinden geleni yapacaktır. Yavru köpeklerin eğitimine erken başlanmalıdır ve temiz ortamlarda bakılmalıdır. İlk başta size isteksiz ve reddedici gözlerle baksa da, haftada bir yıkamanız onu çok mutlu edecektir. Sizden her açıdan mükemmel olmanızı bekler ve öyle değilseniz, size onaylamayan beğenmeyen gözlerle bakabilir. Bu köpek terapi için bire birdir. Bu burcun hayvanları oldukça dosttur ve altıncı hisleri çok kuvvetlidir. Sizin hasta yada mutsuz olduğunuzu hemen anlarlar ve sizi rahatlatmak için yanınızdan ayrılmazlar. Yine de bu hayvanlar oldukça utangaçtırlar ve eve geldiğinizde sizi karşılamak için kapıya koşmazlar. En temiz köpekler başak burcundan çıkar. Rutinden hoşlanırlar. Onun için her gün aynı saatte yürütülmek, aynı vakitte yemeklerini yemek isterler. Bu burcun hayvanları küçük olurlar. Küçük boyutlu köpekler bu burçta serpilip, gelişirler. Sadık olan bu köpekler, aynısını sahiplerinden de bekler.
Terazi 24Eylül - 23Ekim
"Aşırı ilgi gördüğünde çok mutlu olur"Terazi burcunda doğan köpek sevildiğinde ve aşırı ilgi gördüğünde çok mutlu olur. Yalnız kalmaktan hoşlanmaz. Çok çalışmanız gerekiyorsa, ona arkadaşlık etmesi için bir evcil hayvan daha almanız tavsiye edilir. Dokunulmaya ve ilgi görmeye çok ihtiyaç duyar. Bazen kafası karışabilir. Bu nedenle ondan ne beklediğinizi çok açık bir şekilde ifade etmelisiniz. Aksi takdirde sadece oturacak ve size garip bir yüz ifadesiyle bakacaktır. Çevresindeki herkesle ve evdeki diğer evcil hayvanlarla iyi anlaşır. Günde ona en az bir kere seni seviyorum demeyi ihmal etmeyin ve sizi öpücüklere boğmasına şaşırmayın. Terazi burcu köpekler uyumlu hayvanlardır ve ilgi görmekten hoşlanırlar. Kendi ilgilerini ise aile fertleri arasında eşit olarak dağıtırlar. Evde yalnız bırakılmaktan hoşlanmazlar. Yemeğe ve yumuşak müziğe düşkündürler. Önlerine ne koysanız yerler ve biraz da tembelliğe meyillidirler. O yüzden onlara düzenli olarak egzersiz yaptırmayı unutmayın. Sahiplerini kolaylıkla ikna, hatta yönlendirme gücüne sahiptirler. Bu köpekler, paranın satın alabildiği herşeyle mutlu olurlar. Yattığı sepetin ipekle döşenmesine dikkat edin. Yalnız bırakılmaktan nefret ederler. Evde, yanlarında değilseniz sizi müthiş özlerler. Başka köpeklerin arkadaşlığını sevdikleri kadar, çevresinin barış, uyum içinde bulunmasından hoşlanırlar.
Akrep 24Ekim - 22Kasım
"Son derece korumacı ve fedakardır"Bu burçta doğan köpek sizin için canını bile verebilir. Son derece korumacı ve fedakardır. Başka evcil hayvanların da bulunduğu bir eve daha yavruyken getirilmezse, onlara hatta evdeki çocuklara alışması ve onları kabullenmesi zor olacaktır. Bunun için özel bir eğitim vermeniz, açıklamalar yapmanız gerekebilir. Son derece güçlü sezgileri sayesinde kötü bir şey olacağını önceden hissedebilir ve sizi uyarmaya çalışabilir. Bekarsanız ve biriyle çıkmaya başladıysanız bunu da hissedecektir. Psişik güçleri sayesinde bu köpek nerede olursa olsun evinin yolunu rahatlıkla bulacaktır. Adil olmak! Akrep burcunun en önemli özelliklerinden biridir. Kötü davranışları unutmaları ve güven duymaları çok zordur. Bu burcun hayvanları diğer hayvanları korkutabilir. Yüklü miktarda enerjileri vardır ve bunu harcayabilmek için bayağı koşmaları gerekir. Kavgaya meyilli hayvanlar oldukları için gözünüzün önünden ayırmayın. En iyi arkadaşınız, veya en kötü düşmanınız, ne olursa olsun, akrep köpekleriyle ilişkiler çok ateşlidir. En hafif kokunun bile izini sürebilirler. Seks güçlerinin fazlalığı nedeniyle, mükemmel yetiştirici köpek olurlar.
Yay 23Kasım - 21Aralık
"Kendi başına gezinmeyi çok sever"Burcu Yay olan bir köpek sizin en iyi arkadaşınız olabilir. Ona güvenebilirsiniz. Sizinle kamp yapmaya gitmek, koşup oynamak için can atacaktır. Arabaya bindiğinde sanki dünyanın en mutlu köpeği oymuş gibi davranır. Arkadaş canlısı bu sempatik köpek bir an asil bir şövalye gibiyken göz açıp kapayana kadar bir şarlatana dönüşebilir. Size her şekilde çok iyi bir yoldaş olacaktır. İzin verildiği zaman kendi başına gezinmeyi çok sever. Bu burcun hayvanlarını memnun etmek çok kolaydır. Dışarı çıkmayı severler, bu yüzden onları yeterince gezdirmeyi ihmal etmeyin. Akıllı hayvan olmalarına karşın, aşırı heyecanlı oldukları zaman unutkanlıkla karşılaşabilirler. Çok sevecen oldukları için ıslak öpücüklerle karşılanmaya alışın. Burcun yavru köpekleri enerji kaynağıdır. Büyüdükçe daha kontrollü, kaslı olurlar. Ateş grubuna dahil bu burcun köpekleri, ender şekilde kahraman ve şanslıdır. Çok iyi bir karaktere sahip bu köpekler, küçük oyunlarla sahiplerini şaşırtırlar.
Oğlak 22Aralık - 20Ocak
"Yavruyken kılı kırk yarar"Yavruyken kılı kırk yaran bu köpek, yaşlandıkça daha tasasız, keyfine düşkün olur. İdeal bir aile köpeğidir. Her şeyin en iyisini ister ve özel yiyecekler, itinalı bakım gerektirir. Bu köpeğin, uyumak için evdeki en konforlu yeri (bu sizin yeni aldığınız pahalı kanepeniz olsa bile) seçeceğinden ve misafirlerinizin geldiğinde onların ilgisini çekmeye çalışacağından hiç şüpheniz olmasın. Oğlak köpekleri daima genç kalır. Bu burcun köpekleri yaşlansalar da yavru köpek yada kedi gibi davranmaya meyillidir. Dayanıklılıkları saatlerce oyun oynamalarını sağlar. Çocuklar için ideal oyun arkadaşıdırlar. Bu hayvanları eğitirken sabırlı olun, yavaş öğrenen bir yapıları vardır. Bu burcun köpeklerinin doğar doğmaz yaşlı gözüktüğü söylenir. Ancak bu köpekler, büyüdükçe görünüşleri de güzelleşir. Zor görevlerden hoşlanmalarına rağmen, işi tamamlamaları uzun zaman alır. Uzun yürüyüşlerde hep geride kalırlar. İnatçı ve verilen emirlere karşı itaatsizdir.
1 Ocak 2011 Cumartesi
Hayatını Kurtaran İtfaiyeye Teşekkür Öpücüğü
İtfaiye eri onu az önce yangından kurtarmış ve ön bahçeye bırakmış, işine devam etmiş. Yangın söndükten sonra ise soluklanmak üzere oturmuş.
Bu fotoğrafı çeken yerel bir gazeteci köpeğin uzaktan itfaiye erine bakmakta olduğunu fark ediyor. Daha sonra köpek, az önce kendisini ve yavrularını kurtarmış olan yorgun itfaiye erine yaklaşıyor, gazeteci onun ne yapacağını merak ederek kamerasını hazırlıyor ve "o" anda deklanşöre basıyor.
İşte, bir teşekkürün bile esirgendiği, ağır geldiği, gereksiz görüldüğü günümüzde bu fotoğraf gerçekten ibret verici. Bazılarımız bir köpek kadar bile olamıyor!
Bu fotoğrafı çeken yerel bir gazeteci köpeğin uzaktan itfaiye erine bakmakta olduğunu fark ediyor. Daha sonra köpek, az önce kendisini ve yavrularını kurtarmış olan yorgun itfaiye erine yaklaşıyor, gazeteci onun ne yapacağını merak ederek kamerasını hazırlıyor ve "o" anda deklanşöre basıyor.
İşte, bir teşekkürün bile esirgendiği, ağır geldiği, gereksiz görüldüğü günümüzde bu fotoğraf gerçekten ibret verici. Bazılarımız bir köpek kadar bile olamıyor!
28 Aralık 2010 Salı
İşte Dünyanın En Yaşlı Köpeği
Japonya'da yaşayan 26 yaşındaki Pusuke, dünyanın en yaşlı köpeği olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.
26 yaşındaki bu köpüş yaklaşık 125 yılı geride bırakmış bir kişiyle yaşıt sayılıyor ve dünyadaki en yaşlı köpek olarak kabul ediliyor. Yine bu ünvanla Guinness Rekorlar Kitabı'ndaki yerini de almış. Japonya'da başkent Tokyo'nun 100 kilometre kuzeydoğusundaki İbaraki'de yaşayan Pusuke, 1985'in Mart ayında dünyaya gelmiş.
Allah hepimizin beslediği hayvanlara uzun, sağlıklı ve mutlu ömürler versin dileklerimi sunmadan edemiyorum, sevgiler!
Allah hepimizin beslediği hayvanlara uzun, sağlıklı ve mutlu ömürler versin dileklerimi sunmadan edemiyorum, sevgiler!
25 Aralık 2010 Cumartesi
Fatih Çekirge - Pet shop seri cinayetleri
Fatih Çekirge bugün petshop'arla ilgili bir yazı yazdı ve hayvanseverlerden birçok yorum aldı. İşte bu yazı aşağıda;
Pet shop seri cinayetleri
ŞİMDİ size aniden üzerime derin bir uçurum gibi çöken bir mesajı aktarıyorum.
Beni ciddi manşetlerden, siyasi analizlerden, Kürt meselesi üzerine, akıl verici, hesap sorucu, ukala köşelerden çekip alan bir mesaj.
Okuyun ve söyleyin:
Ne yapmalıyım?
“Merhaba Fatih bey.
Küçükyalı semtinde bir pet shop’tan kız arkadaşımla birlikte dünyalar tatlısı ilk kedimizi 800 TL vererek aldık.
Kızımız british shorthair cinsine sahip idi. Cahillik ettik.
Kedinin aşılar için küçük olduğunu söylediler. Bu yüzden böyle kedilerde veteriner raporu olmaz dediler. Pet shop görevlisi böyle süslü laflar etti.
Bizim de heyecanımızdan faydalanarak kediyi sattılar. Kredi kartım ile kediyi aldım ve eve götürdük (Bahçelievler’e).
Yavrumuz hiç yemek yemiyordu. Sabaha kadar uyumadı ishal ve kusma başladı, sadece kana kana su içiyordu. Sabah olmasını bekledik veterinere götürdük. Veteriner ‘Bu kedi daha 2 aylık olmamış annesinin sütüne doymadığı için vücudundaki su oranı çok düşük. Bu kediyi satmaları cinayettir’ dedi.
Ve o pet shop’un steril olmamasından dolayı kızımızın içinde parazitler kuluçka yapmış. Eve götürdük, kedimiz 2 gün içinde bize yalvara yalvara elimizden uçup gitti.
Hangi veterinere götürsek aynı şeyleri söyledi. Bazı pet shop’ların para hırsından dolayı anne sütüne muhtaç kedileri annelerinden koparıp sattıklarını söyledi. Neyse iki günün sonunda kızımızı kaybettik, o artık bizim meleğimiz oldu. Pet shop yetkilisini aradığımızda, daha 2 gün önceki hayvansever kadın 100 yılın dolandırıcısı olmuştu ve hiçbir hak talep edemeyeceğimizi söyledi: Zorladık. Kediyi Kadıköy hayvan hastalıklarına göndermelerini ve otopsi yapılmasını istedik. Onlar ise kendi veterinerlerine göndermişler. Bu ülkede insanların bile otopsi raporlarında rüşvet dönerken (kedi nedir ki) ahbap çavuş ilişkisi ile hikâyeden bir otopsi yapıp hastalık sebebini bize yazdırtacaklardır. Şimdi ben bu kadını ve yanındaki diğer elemanlarını bir tenhada sıkıştırıp intikam mı almam gerekiyor. Kedime ve kız arkadaşımla bana yaşattıklarının hesabını kendim mi sormalıyım. İnanın benim gibi yüzlerce mağdur insan var. Adalet bunların hesabını sormuyor bizim de gücümüz yetmiyor 25 yaşında evlat acısı yaşattılar kız arkadaşım ile bana. 2 gün oldu hâlâ olayın etkisindeyiz. Lütfen bu olay ile ilgili bir haber yapın pet shop’ların sırf 3 kuruş daha fazla para kazanmak için yeni doğmuş bebekleri insanların cahilliğini de kullanarak satmalarına engel olun. Bu köle ticareti bitsin!
Kızımızın resimlerini ekte gönderiyorum.
Kedi sevgisi her dem içinizi doldursun...”
İşte bir sabah üzerime derin bir uçurum gibi çöken mesaj bu.
İşte duman rengi bir kedi.
İşte duman rengi minik bir ölüm.
Ne yapmalı şimdi?
Nasıl bir acıya sürgün etmeliyiz kendimizi?
Sürgün diyorum çünkü; bu mesajı okurken sanki mevsimler değişti. Kışın üzerinden birkaç asırlık kış daha geçti.
Bu mesajı okurken bildiğim bütün seri katiller bile isyan etti. İşkenceciler ağladı.
Ruhum öylesine acıdı ki; içimdeki bütün iklimler tutuldu. Nehirler denizlerinden koptu. Dalgalar köpüklerinden ayrıldı. Gemiler rotalarını terk etti. Bütün yönleri kaybettim.
Öfkeliyim.
Ve eğer birisi çıkıp da “Memlekette işsizlikten bölünme korkusuna, öğrenci dayağından yolsuzluklara kadar öfkelenecek bir sürü şey varken buna mı öfkeleniyorsun?” diye sorarsa ona daha da çok öfkeliyim.
Belli ki, ortada bir pet shop işkencesi var.
Ve bu seri cinayeti, bu seri ticareti, kontrol altına almak, denetlemek hepimizin görevidir.
Pet shop seri cinayetleri
ŞİMDİ size aniden üzerime derin bir uçurum gibi çöken bir mesajı aktarıyorum.
Beni ciddi manşetlerden, siyasi analizlerden, Kürt meselesi üzerine, akıl verici, hesap sorucu, ukala köşelerden çekip alan bir mesaj.
Okuyun ve söyleyin:
Ne yapmalıyım?
“Merhaba Fatih bey.
Küçükyalı semtinde bir pet shop’tan kız arkadaşımla birlikte dünyalar tatlısı ilk kedimizi 800 TL vererek aldık.
Kızımız british shorthair cinsine sahip idi. Cahillik ettik.
Kedinin aşılar için küçük olduğunu söylediler. Bu yüzden böyle kedilerde veteriner raporu olmaz dediler. Pet shop görevlisi böyle süslü laflar etti.
Bizim de heyecanımızdan faydalanarak kediyi sattılar. Kredi kartım ile kediyi aldım ve eve götürdük (Bahçelievler’e).
Yavrumuz hiç yemek yemiyordu. Sabaha kadar uyumadı ishal ve kusma başladı, sadece kana kana su içiyordu. Sabah olmasını bekledik veterinere götürdük. Veteriner ‘Bu kedi daha 2 aylık olmamış annesinin sütüne doymadığı için vücudundaki su oranı çok düşük. Bu kediyi satmaları cinayettir’ dedi.
Ve o pet shop’un steril olmamasından dolayı kızımızın içinde parazitler kuluçka yapmış. Eve götürdük, kedimiz 2 gün içinde bize yalvara yalvara elimizden uçup gitti.
Hangi veterinere götürsek aynı şeyleri söyledi. Bazı pet shop’ların para hırsından dolayı anne sütüne muhtaç kedileri annelerinden koparıp sattıklarını söyledi. Neyse iki günün sonunda kızımızı kaybettik, o artık bizim meleğimiz oldu. Pet shop yetkilisini aradığımızda, daha 2 gün önceki hayvansever kadın 100 yılın dolandırıcısı olmuştu ve hiçbir hak talep edemeyeceğimizi söyledi: Zorladık. Kediyi Kadıköy hayvan hastalıklarına göndermelerini ve otopsi yapılmasını istedik. Onlar ise kendi veterinerlerine göndermişler. Bu ülkede insanların bile otopsi raporlarında rüşvet dönerken (kedi nedir ki) ahbap çavuş ilişkisi ile hikâyeden bir otopsi yapıp hastalık sebebini bize yazdırtacaklardır. Şimdi ben bu kadını ve yanındaki diğer elemanlarını bir tenhada sıkıştırıp intikam mı almam gerekiyor. Kedime ve kız arkadaşımla bana yaşattıklarının hesabını kendim mi sormalıyım. İnanın benim gibi yüzlerce mağdur insan var. Adalet bunların hesabını sormuyor bizim de gücümüz yetmiyor 25 yaşında evlat acısı yaşattılar kız arkadaşım ile bana. 2 gün oldu hâlâ olayın etkisindeyiz. Lütfen bu olay ile ilgili bir haber yapın pet shop’ların sırf 3 kuruş daha fazla para kazanmak için yeni doğmuş bebekleri insanların cahilliğini de kullanarak satmalarına engel olun. Bu köle ticareti bitsin!
Kızımızın resimlerini ekte gönderiyorum.
Kedi sevgisi her dem içinizi doldursun...”
İşte bir sabah üzerime derin bir uçurum gibi çöken mesaj bu.
İşte duman rengi bir kedi.
İşte duman rengi minik bir ölüm.
Ne yapmalı şimdi?
Nasıl bir acıya sürgün etmeliyiz kendimizi?
Sürgün diyorum çünkü; bu mesajı okurken sanki mevsimler değişti. Kışın üzerinden birkaç asırlık kış daha geçti.
Bu mesajı okurken bildiğim bütün seri katiller bile isyan etti. İşkenceciler ağladı.
Ruhum öylesine acıdı ki; içimdeki bütün iklimler tutuldu. Nehirler denizlerinden koptu. Dalgalar köpüklerinden ayrıldı. Gemiler rotalarını terk etti. Bütün yönleri kaybettim.
Öfkeliyim.
Ve eğer birisi çıkıp da “Memlekette işsizlikten bölünme korkusuna, öğrenci dayağından yolsuzluklara kadar öfkelenecek bir sürü şey varken buna mı öfkeleniyorsun?” diye sorarsa ona daha da çok öfkeliyim.
Belli ki, ortada bir pet shop işkencesi var.
Ve bu seri cinayeti, bu seri ticareti, kontrol altına almak, denetlemek hepimizin görevidir.
24 Aralık 2010 Cuma
Dört gün boyunca ölü kuzuyu bekleyen köpek
Radikal'de yayınlanan bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum;
Kuzunun başından bir an olsun ayrılmayan köpek geri dönmeyince, sahibi Emrah Yözgürlü onu aramaya başladı. Dört günden beri kayıp köpeği ‘Kahraman’ı arayan Emrah Yözgörlü, hayvanı kazada ölen kuzunun başında beklerken buldu.
Emrah Yözgörlü, hayvanlarını koruyan köpeğin ölen kuzunun başında beklemesi karşısında şaşırdı. Yözgörlü, “Kahraman’, sürünün lideri. Hayvanlarla iyi iletişim içindeydi. Dört gün süreyle kayboldu. Onu kuzunun başında beklerken bulduk. ‘Kahraman’ beni şaşırttı” dedi.
Yeşilova Belediye Başkanı Nazım Bakış, dört gün boyunca köpeğin kuzunun başında beklemesi karşısında çok duygulandığını söyledi. Bakış, “Köpeğin gösterdiği sadakat ve vefa insanlara örnek olmalı. Bırakın hayvanı, bazıları insana çarpıp kaçıyor. Bu köpek ise dört gündür kuzunun başında bekliyor” diye konuştu.
Muş'un Yeşilova Beldesi'nde meradan dönen koyun sürüsünde bir kuzu yoldan geçen otomobilin çarpması sonucu telef oldu.'Kahraman' adlı çoban köpeği, dört gün boyunca, telef olan kuzunun başından ayrılmadı.Geçen pazartesi meradan beldeye dönen hayvan sürüsü caddeyi geçerken, bir kuzu plakası belirlenemeyen otomobilin altında kalarak telef oldu. Çobanın fark edemediği kazayı gören köpek, ölen kuzunun yanına gitti.
Kuzunun başından bir an olsun ayrılmayan köpek geri dönmeyince, sahibi Emrah Yözgürlü onu aramaya başladı. Dört günden beri kayıp köpeği ‘Kahraman’ı arayan Emrah Yözgörlü, hayvanı kazada ölen kuzunun başında beklerken buldu.
Emrah Yözgörlü, hayvanlarını koruyan köpeğin ölen kuzunun başında beklemesi karşısında şaşırdı. Yözgörlü, “Kahraman’, sürünün lideri. Hayvanlarla iyi iletişim içindeydi. Dört gün süreyle kayboldu. Onu kuzunun başında beklerken bulduk. ‘Kahraman’ beni şaşırttı” dedi.
Yeşilova Belediye Başkanı Nazım Bakış, dört gün boyunca köpeğin kuzunun başında beklemesi karşısında çok duygulandığını söyledi. Bakış, “Köpeğin gösterdiği sadakat ve vefa insanlara örnek olmalı. Bırakın hayvanı, bazıları insana çarpıp kaçıyor. Bu köpek ise dört gündür kuzunun başında bekliyor” diye konuştu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















