Anal kese nedir, nerededir ve ne işe yarar?
Dış salgı yapan bir salgı bezi olan anal keseler iki adet olup anüsün her iki tarafında ve anüsten biraz daha aşağıda yer alırlar. Akıtıcı bir kanalla anüsün başlangıç, rektumun ise son bölümünden dışarıya açılan bu bezden salınan sekrasyon dışkının rahat bir şekilde dışarıya çıkışını sağlar.
Anal keselerin yapısı ve işlevi kedi ve köpeklerde aynı olmakla birlikte , patolojileri farklılıklar gösterir. Özellikle köpeklerde anal kese hastalıkları kedilere oranla daha sık görülmektedir.
Anal keselerde görülebilen rahatsızlıklar nelerdir?
Dışkılama sırasında, dışkının kese üzerine yaptığı basınçla kanallar açılır ve salgı dışkı ile birlikte dışarı atılır. Ancak çeşitli nedenlere bağlı olarak bu salgı dışarıya akıtılamaz ise, kese içinde birikerek anal keseye ait hastalıkların şekillenmesine neden olabilir.
Anal keseler de görülebilen rahatsızlıklar :
- Tıkanma,
- Enfeksiyon ve sonuç olarak apse,
- Anal keselerde nüksetme özelliğinde ve kötü huylu bir tür tümör olan adenokarsinomlar da şekillenebilmektedir. Bu tümör paratroid hormon benzeri bir madde salgılayarak hiperkalsemiye neden olabilir.
Anal kese rahatsızlığının seyri nasıldır?
Tıkanma, enfeksiyon ve apse birbirini takip eden evrelerdir. Öncelikle akıtıcı kanalın çeşitli nedenlerle tıkanması ve salgının dışarı akıtılamaması söz konusudur. Kanalın tıkanmasına neden olan etmenler, yabancı cisim, dışkı ve kirlerin kanalda birikmesi ya da çevre dokularda şekillenen yangı veya tümörlerin kanala basınç uygulamasıdır. Ayrıca kanalın patolojik olarak dar olması, salgının koyu kıvamlı olması, anal kasların güçsüzlüğü ve yetersiz kasılması, beslenmeye bağlı olarak dışkının yumuşak formda olması, uzun süren ishaller de kesenin boşalmasını engelleyen etmenlerdir. Tıkanan kese içerisinde biriken salgı zamanla yoğunlaşarak enfekte olur. Enfeksiyonun şekillenmesine Streptococcus fecalis, Escherichia coli, Clostridium welchii, Proteus spp ve Staphilococcus spp türü bakteriler neden olabilir. Şekillenen enfeksiyon ve kese içinde birikerek sertleşen içerik kesede irkiltiye ve yangıya neden olur. Zamanla enfeksiyonun ve yangının şiddetinin artmasıyla kese apseleşir. Gerekli sağalım yapılmadığında ise apseli kese kendiliğinden patlayabilir.
Anal kese yangısı nedir?
Anal kesede gelişen bu patolojik durum genel olarak anal kese yangısı olarak adlandırılır. Tümöral oluşum dışında tedavisi kolay olan bu rahatsızlığın tespit edilmesi halinde dikkat edilmesi gereken en önemli konu nükslerdir. Tam bir iyileşme sağladıktan sonra bile süren anal kese salgısı ve giderilemeyen kimi bozukluklar (kanalın darlığı, salgı kıvamının yoğun oluşu gibi) nedeniyle nüksler hemen hemen kaçınılmazdır. Bu nedenle de düzenli olarak veteriner hekim tarafından kesenin kontrolünün yapılması ve dolgun keselerin boşaltılması gerekebilir.
Anal kese rahatsızlıkları hangi ırklarda daha çok görülür?
Özellikle Poodle, Chihuahua, Terrier gibi küçük ırklarda sık görülmekle beraber tüm ırklarda görülebilir.
Anal kese rahatsızlıklarının belirtileri nelerdir?
Klinik belirtiler ve yapılan fiziksel muayene ile hastalığın tanısı oldukça kolaydır. Başlangıçta görülebilecek en belirgin bulgu irkiltiye bağlı olarak şekillenen kaşınmadır. Bu nedenle sık sık bölgeyi yere sürme ve yalama isteği belirgindir. İlerlemiş vakalarda bölgede şişkinlik, kızarıklık ve ağrı saptanabilen belirgin bulgulardır. Kesenin enfekte, yangılı ve aşırı dolu olduğu durumlarda ağrılı ve zor bir dışkılama görülebilir. Ayrıca dışkıya, kan ve irinli içerik bulaşabilir. Anal kesenin akıtıcı kanallarının tıkanmış olduğu durumlarda şiddetli bir ağrı ve apseleşme görülebileceği gibi, kesenin patlayarak sürekli irinli bir akıntının geldiği fistül oluşturması da mümkündür.
Kedi ve köpeklerde anal kese hastalıklarına bağlı olarak şekillenen en önemli sorun kabızlıktır. Bu bozukluk genellikle ilerlemiş yangılı vakalarda gözlenir. Ağrı nedeniyle dışkılamadan sakınma nedeniyle zamanla bu durum kabızlık oluşumuna neden olur.
Anal kese rahatsızlıkları nasıl tedavi edilir?
Anal kese hastalıklarında tedavi hastalığın evresine bağlı olarak değişir. Hafif bir şişkinlik, kaşıntı ve kızak hareketiyle beliren irkilti söz konusu olduğunda kesenin boşaltılması sorunun çözümlenmesi için yeterli olacaktır. Ancak enfeksiyonun söz konusu olduğu durumlarda kesenin boşaltılması ve kese içinin yıkanması yanında uygun medikal bir tedaviye de ihtiyaç vardır. Daha komplike bir durum olan apseleşme, fistülleşme ve kanalın tıkanıklığının giderilemediği durumlarda ise tedavi ancak kesenin operatif yöntemlerle çıkarılması ile yapılabilir.
Son söz olarak şunu söylemek isterim ki Jessie'nin anal kese salgısı, dışkısı ile kendi kendine çıktığı için veteriner tarafından temizlenmesine gerek kalmıyor. Köpeğinizin yukarıda anlatıldığı gibi ciddi şikayetleri olmadığı ve anal kesesi kendi kendine boşaldığı sürece anal kesesini sıktırmamanızı öneririm. Zira anal kese temizleme işleminin yapılması bu kesenin daha sık dolmasına neden oluyor ve bir yerden sonra veteriner tarafından sıkılmasının düzenli olarak yapılması gerekiyor. Ciddi bir sorun yoksa bırakın doğal olarak temizlensin..:)
hastaliklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastaliklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Kasım 2011 Pazartesi
15 Temmuz 2011 Cuma
Köpeklerde Yüksek Kolesterol
Yüksek kolesterol insanlarda olduğu gibi köpeklerde de yaygın olarak görülür. Diğer bir ismi de "Hiperlipidemi" dir.
Köpeklerde yüksek kolesterol nedenleri;
- Irksal ve genetik faktörler
- Egzersiz ve beslenme alışkanlıkları gibi yaşam tarzıyla ilgili faktörler
- Karaciğer fonksiyon bozukluğuna neden olan tıbbi durumlar
- Aşırı aktif tiroid ya da adrenalin bezi, yüksek kan şekeri, pankreas ve safra kanalı daralma iltihabı
Köpeklerde yüksek kolesterol belirtileri;
Yüksek kolesterolün nedeni ne olursa olsun belirtileri aynıdır; Nöbetler, karın ağrısı, ciltte yaralar, deride sarı/kırmızı renkli şişlikler ve sinir sistemi işlev bozuklukları. Ayrıca son dönemde yapılan bir araştırmada kendi kuyruğunu kovalayan köpeklerin yüksek kolesterolden muzdarip olmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir. Bu araştırma kuğruğunu kovalayan ve kovalamayan 15'er köpek üzerinde yapılmıştır. Daha sonra bu köpeklerin kolesterolleri ölçülmüş ve yüksek kolesterolü olanların tamamının kuyruklarını kovaladığı görülmüştür.
Köpeklerde yüksek kolesterol teşhisi ve tedavisi;
Köpeğinizde yüksek kolesterolden şüpheleniyorsanız onu veterinere götürerek sağlık muayenesinden geçirmeniz gerekir. 12 saat açlık sonrası yapılan bir kan testleri ile köpeğinizin kolesterol bulguları ortaya çıkar.
Not: Bu yazı Mehtap Arslan tarafından yabancı bir makaleden çevrilmiştir. Blog adresi kaynak gösterilmedikçe alıntı yapılamaz.
Köpeklerde yüksek kolesterol nedenleri;
- Irksal ve genetik faktörler
- Egzersiz ve beslenme alışkanlıkları gibi yaşam tarzıyla ilgili faktörler
- Karaciğer fonksiyon bozukluğuna neden olan tıbbi durumlar
- Aşırı aktif tiroid ya da adrenalin bezi, yüksek kan şekeri, pankreas ve safra kanalı daralma iltihabı
Köpeklerde yüksek kolesterol belirtileri;
Yüksek kolesterolün nedeni ne olursa olsun belirtileri aynıdır; Nöbetler, karın ağrısı, ciltte yaralar, deride sarı/kırmızı renkli şişlikler ve sinir sistemi işlev bozuklukları. Ayrıca son dönemde yapılan bir araştırmada kendi kuyruğunu kovalayan köpeklerin yüksek kolesterolden muzdarip olmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir. Bu araştırma kuğruğunu kovalayan ve kovalamayan 15'er köpek üzerinde yapılmıştır. Daha sonra bu köpeklerin kolesterolleri ölçülmüş ve yüksek kolesterolü olanların tamamının kuyruklarını kovaladığı görülmüştür.
Köpeklerde yüksek kolesterol teşhisi ve tedavisi;
Köpeğinizde yüksek kolesterolden şüpheleniyorsanız onu veterinere götürerek sağlık muayenesinden geçirmeniz gerekir. 12 saat açlık sonrası yapılan bir kan testleri ile köpeğinizin kolesterol bulguları ortaya çıkar.
Not: Bu yazı Mehtap Arslan tarafından yabancı bir makaleden çevrilmiştir. Blog adresi kaynak gösterilmedikçe alıntı yapılamaz.
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Köpeklerde Alerjik Astım (BRONŞİAL ASTIM—BRONCHIAL ASTHMA)
Bronşlar ciğerlerdeki hava geçiş yollarıdır. Ani alerjik bir reaksiyona bağlı olarak bronşların mukoza ile dolup, ani daralması sonucu hava yolu tıkanır. Hayvan ciğerlerindeki havayı boşaltamaz ve nefes almada sorun yaşar. Ciğerlerde şekillenen bu hastalığa bronşial astım denir. Hastalığa Köpek Alerjik Astımı da denir.
Astımın belirtileri:
*nefes almada güçlük
*öksürme
*hırıltılı solunum
*tachypnea—sık nefes alma
*kilo kaybı
*genel kondüsyonda bozulma
*hareketlerde azalma
*uyuşukluk
*anormal duruş şekli—yere yattıklarında kafayı uzatarak uyumak, dirsekleri arkada tutarak boyluca uzanmak (hava kanalını açık tutmak için)
Astım köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır (kedilerde köpeklerden daha sık görülür). İlk belirtiler genellikle genç ve orta yaş döneminde başlar. Obez köpekler bronşial astıma yatkındırlar. Bronşial astıma sebep olan etkeni tespit etmek çok zordur. Stres, çevre değişimi, mevsimler astımı tetikleyebilir. Astım krizleri çok farklılık gösterebilir. Bazı köpeklerde belirtiler hafiftir ve hastalık çok hafif seyreder; bazı köpeklerde gün boyu süren, çok sık tekrarlayan nöbetler görülür. Astım köpeklerin bünyesini çok yoran, yaşam kalitelerini düşüren bir hastalıktır. Tedavi edilmeyen bazı vakalar ölümle sonuçlanabilir.
Astımlı hayvanların bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar:
*evde sigara içilmemelidir.
*hava temizleyici kullanılmalıdır.
*aerosol spreyler (saç spreyi, deodorantlar vb.) kullanılmamalıdır.
*eğer kediniz kiloluysa mutlaka zayıflatmalısınız.
* toz halindeki ev kimyasalları (halı temizleme tozları vb.) kullanılmamalıdır.
*dış paraziter ilaçlama için pire tozu kullanmayın (enseye damlatılan paraziter ilaçları tercih edin).
*toz şampuan, parfüm kullanmayın.
*yaşam alanları iyi havalandırılmalıdır.
*astım krizi esnasında kullanılmak üzere bir oksijen tüpü bulundurulmalıdır (hastalığı ağır seyreden hayvanlar için).
*hayvan her türlü stresten uzak tutulmalıdır (gürültü vb.)
*yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Bazı diğer hastalıkların semptomları da bronşial astıma benzer. Bronşial astımın doğru teşhis edilebilmesi için bu olası hastalıkları elemek gerekir.
Bronşial astıma benzeyen hastalıklar:
*akut üst solunum yolları enfeksiyonları
*heartworm (kalp Kurdu) hastalığı
*ciğerlerdeki paraziter enfeksiyonlar
*nasofarenjeal polipler
*larenjeal hastalıklar
*pleural effüzyon—göğüs boşluğunda sıvı birikmesi
*pulmonary ödem—ciğerlerde sıvı birikmesi
*hava yolunun yabancı bir cisimle veya tümörle tıkanması
*nefes borusuna veya göğüs boşluğuna isabet eden travmalar
*ciğerlerde oluşan tümörler, kanser
*pneumonia—zatüre
Hastalığa neden olan alerjik etkenin tespiti (toz, pollen, duman, mite vb.) çok zordur. Kapsamlı bir alerji testi yapılması gereklidir. Tedavide corticosteroidler, bronchodilator ilaçlar (bronşları açan) ve oksijen takviyesi (küvöz, oksijen kafesi vb.) önerilir. Her 6-12 ayda bir akciğerlerin röntgeni (kontrol amaçlı) alınmalıdır.
Astımın belirtileri:
*nefes almada güçlük
*öksürme
*hırıltılı solunum
*tachypnea—sık nefes alma
*kilo kaybı
*genel kondüsyonda bozulma
*hareketlerde azalma
*uyuşukluk
*anormal duruş şekli—yere yattıklarında kafayı uzatarak uyumak, dirsekleri arkada tutarak boyluca uzanmak (hava kanalını açık tutmak için)
Astım köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır (kedilerde köpeklerden daha sık görülür). İlk belirtiler genellikle genç ve orta yaş döneminde başlar. Obez köpekler bronşial astıma yatkındırlar. Bronşial astıma sebep olan etkeni tespit etmek çok zordur. Stres, çevre değişimi, mevsimler astımı tetikleyebilir. Astım krizleri çok farklılık gösterebilir. Bazı köpeklerde belirtiler hafiftir ve hastalık çok hafif seyreder; bazı köpeklerde gün boyu süren, çok sık tekrarlayan nöbetler görülür. Astım köpeklerin bünyesini çok yoran, yaşam kalitelerini düşüren bir hastalıktır. Tedavi edilmeyen bazı vakalar ölümle sonuçlanabilir.
Astımlı hayvanların bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar:
*evde sigara içilmemelidir.
*hava temizleyici kullanılmalıdır.
*aerosol spreyler (saç spreyi, deodorantlar vb.) kullanılmamalıdır.
*eğer kediniz kiloluysa mutlaka zayıflatmalısınız.
* toz halindeki ev kimyasalları (halı temizleme tozları vb.) kullanılmamalıdır.
*dış paraziter ilaçlama için pire tozu kullanmayın (enseye damlatılan paraziter ilaçları tercih edin).
*toz şampuan, parfüm kullanmayın.
*yaşam alanları iyi havalandırılmalıdır.
*astım krizi esnasında kullanılmak üzere bir oksijen tüpü bulundurulmalıdır (hastalığı ağır seyreden hayvanlar için).
*hayvan her türlü stresten uzak tutulmalıdır (gürültü vb.)
*yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Bazı diğer hastalıkların semptomları da bronşial astıma benzer. Bronşial astımın doğru teşhis edilebilmesi için bu olası hastalıkları elemek gerekir.
Bronşial astıma benzeyen hastalıklar:
*akut üst solunum yolları enfeksiyonları
*heartworm (kalp Kurdu) hastalığı
*ciğerlerdeki paraziter enfeksiyonlar
*nasofarenjeal polipler
*larenjeal hastalıklar
*pleural effüzyon—göğüs boşluğunda sıvı birikmesi
*pulmonary ödem—ciğerlerde sıvı birikmesi
*hava yolunun yabancı bir cisimle veya tümörle tıkanması
*nefes borusuna veya göğüs boşluğuna isabet eden travmalar
*ciğerlerde oluşan tümörler, kanser
*pneumonia—zatüre
Hastalığa neden olan alerjik etkenin tespiti (toz, pollen, duman, mite vb.) çok zordur. Kapsamlı bir alerji testi yapılması gereklidir. Tedavide corticosteroidler, bronchodilator ilaçlar (bronşları açan) ve oksijen takviyesi (küvöz, oksijen kafesi vb.) önerilir. Her 6-12 ayda bir akciğerlerin röntgeni (kontrol amaçlı) alınmalıdır.
19 Nisan 2011 Salı
Köpeklerde Kabızlık Sebebi, Belirtileri ve Önlemler
Kabızlık tanımı
Kalın barsağın son kısmındaki tıkanmalar sonucu, barsak içeriği uzun süre kalın barsaklarda kalır. Bu nedenle içerikteki su emilerek kuru sert bir dışkı oluşur. Oluşan bu sert dışkının atılamaması sonucu kabızlık meydana gelir.
Kabızlık sebepleri nelerdir ?
- Hareketsizlik sonucu, özellikle uzun süre yatılı olarak tedavi gören hastalarda dışkılama refleksi azalarak kabızlık meydana gelir.
- Tek yönlü beslenme, besinlerin kuru maddelerce zengin olması, kıl,kemik ve kıkırdak gibi sindirimi güç veya sindirilemiyen maddeler içermesi de kabızlığa neden olur.
- Anal keselerin iltahaplanması ve prostat bezindeki büyüme sonucu meydana gelen ağrı nedeniyle dışkılama geciktirilir ve kabızlık oluşur.
- Bel omurlarındaki kırıklar kalın barsakların peristaltik hareketlerini sağlayan sinirlerin felç olmasına dolayısıyla kabızlığa neden olabilirler.
- Kalça kemiği kırıkları, kalın barsaktaki tümörler, fıtıklar dışkı geçişini engelleyerek kabızlık oluşturabilirler.
- Genç hayvanlarda raşitizim nedeniyle de kabızlık meydana gelebilir.
Kabızlık belirtileri nelerdir?
- Başlangıçta dikkati çeken bir belirti yoktur. Hasta sahipleri hastaların dışkı yapmadıklarını farkederler. Hastalar sık sık dışkı yapmak için pozisyon alırlar fakat yapamazlar. Bazı durumlarda sert dışkı ile barsak duvarı arasından geçebilen pis kokulu sulu bir dışkı görülebilir. Anüs çevresi hassas ve ödemlidir. Dışkılama sırasında ağrı meydana gelir.
- İlerlemiş olaylarda iştahsızlık, yemek yememe ve kusma şekillenir. Buna bağlı olarak vücutta sıvı kaybı oluşur.
Nasıl önlem alabiliriz?
- En kısa zamanda veterinerinize başvurarak sertleşmiş dışkının uzaklaştırılması için uygun gördüğü tedaviye geçilmelidir.
- Tekrarları önlemek için hastanın besinini yeniden düzenlemeli, besinlerle kemik gibi sindirimi güç gıdalar verilmemeli ve özellikle lifli gıdalarla özel besinler hazırlanmalıdır.
- Öğünlerin azar azar sık verilmeside faydalı olabilir. Dışkılamanın sağlanması için hastanın günde bir kaç kez serbest dolaşmasına veya gezdirilmesine imkan sağlanmalıdır.
- Nükseden olaylarda özellikle yaşlı hastalarda gerekirse ömür boyu sürgüt ilaçlar besinleriyle birlikte verilmelidir.
Kalın barsağın son kısmındaki tıkanmalar sonucu, barsak içeriği uzun süre kalın barsaklarda kalır. Bu nedenle içerikteki su emilerek kuru sert bir dışkı oluşur. Oluşan bu sert dışkının atılamaması sonucu kabızlık meydana gelir.
Kabızlık sebepleri nelerdir ?
- Hareketsizlik sonucu, özellikle uzun süre yatılı olarak tedavi gören hastalarda dışkılama refleksi azalarak kabızlık meydana gelir.
- Tek yönlü beslenme, besinlerin kuru maddelerce zengin olması, kıl,kemik ve kıkırdak gibi sindirimi güç veya sindirilemiyen maddeler içermesi de kabızlığa neden olur.
- Anal keselerin iltahaplanması ve prostat bezindeki büyüme sonucu meydana gelen ağrı nedeniyle dışkılama geciktirilir ve kabızlık oluşur.
- Bel omurlarındaki kırıklar kalın barsakların peristaltik hareketlerini sağlayan sinirlerin felç olmasına dolayısıyla kabızlığa neden olabilirler.
- Kalça kemiği kırıkları, kalın barsaktaki tümörler, fıtıklar dışkı geçişini engelleyerek kabızlık oluşturabilirler.
- Genç hayvanlarda raşitizim nedeniyle de kabızlık meydana gelebilir.
Kabızlık belirtileri nelerdir?
- Başlangıçta dikkati çeken bir belirti yoktur. Hasta sahipleri hastaların dışkı yapmadıklarını farkederler. Hastalar sık sık dışkı yapmak için pozisyon alırlar fakat yapamazlar. Bazı durumlarda sert dışkı ile barsak duvarı arasından geçebilen pis kokulu sulu bir dışkı görülebilir. Anüs çevresi hassas ve ödemlidir. Dışkılama sırasında ağrı meydana gelir.
- İlerlemiş olaylarda iştahsızlık, yemek yememe ve kusma şekillenir. Buna bağlı olarak vücutta sıvı kaybı oluşur.
Nasıl önlem alabiliriz?
- En kısa zamanda veterinerinize başvurarak sertleşmiş dışkının uzaklaştırılması için uygun gördüğü tedaviye geçilmelidir.
- Tekrarları önlemek için hastanın besinini yeniden düzenlemeli, besinlerle kemik gibi sindirimi güç gıdalar verilmemeli ve özellikle lifli gıdalarla özel besinler hazırlanmalıdır.
- Öğünlerin azar azar sık verilmeside faydalı olabilir. Dışkılamanın sağlanması için hastanın günde bir kaç kez serbest dolaşmasına veya gezdirilmesine imkan sağlanmalıdır.
- Nükseden olaylarda özellikle yaşlı hastalarda gerekirse ömür boyu sürgüt ilaçlar besinleriyle birlikte verilmelidir.
22 Ocak 2011 Cumartesi
Mantar Hastalığı Hakkında Bilgi ve Tecrübeler (Didem Engin Üstün ve Caz'dan)
Sevgili Didem Engin Üstün arkadaşım bizlerle köpeği Caz'ın mantar tecrübesini paylaştı. Mantar hastalığı ile ilgili çeşitli bilgiler, öneriler ve tavsiyeleri bu yazıda bulabilirsiniz. Kendisine çok teşekkür ediyorum ve Caz'a tekrar geçmiş olsun diyorum.
Teşekkürler Didem ve Caz!
Köpekte mantar hastalığı hakkında başımıza gelene kadar hiçbir fikrim yoktu. Böyle bir hastalık olduğunu internetten okumuştum ama fazla üzerinde durmamıştım. Meğer yavru bir köpeğin mantar olması bizim grip kapmamız kadar kolay birşeymiş. İyileşme süreci ise 3 - 4 ayı buluyormuş. Bela bir hastalık yani.
Ben bu konuda hiçbirşey bilmediğim için diğer arkadaslara fikir versin diye bu yazıyı yazmak istedim. Caz'ın vücudunu hergün kontrol etmeme rağmen böyle birşeyi geç farketmiş olduğum için hala kendime cok kızıyorum. Caz'daki ilerleme şu sekilde oldu.Önce başının üzerinde küçük bir nokta olarak başladı. Ben oradaki degisikliği renk degisikligi sandim ve ne olduğunu anlamadım, tüylerindeki renk farkı zannettim. Meğerse mantar o sırada başlamış. Öyle hızlı yayılıyor ki Caz'ı iki gün sonra veterinere götürdüğümde o küçük noktacık büyümüş, yani oradaki tüyler dökülmüş, yuvarlak daire sekli oluşmuş, derisi ciğer gibi mor kırmızı bir renge dönüşmüştü. Bir gün içinde önce gözüne ve aniden sağ ön bacağına sıçradı. Gözünün çevresi ve göz kapağindaki tüyleri, kirpikleri döküldü, oradaki deri başındaki gibi tuhaf bir renk aldı.
Veterinerimiz mantar için bir iğne yaptı ve 10 gün boyunca da mamasına ilaç kattım Ayrıca mantar görülen bölgelere sürmemiz için deri kremi ve mantar icin özel sampuan aldık. İlaç isimlerini özellikle yazmıyorum Çünkü böyle bir durumda bizim ilaç alıp vermemizin değil mutlaka zaman katbetmeden veterinere gidilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi hastalık inanılmaz çabuk yayılıyor.
Bu hastalık köpeğinizin mantarı olan başka bir köpek ya da başka bir hayvan ile temas etmesi sonucu ona geçeceği gibi sizin dolaştığınız yerden bu hastalığı taşıyan bir hayvanın daha önce gecmis olmasıyla da bulaşabiliyormuş. Yavru köpeklerin bağışıklık sistemi çok kuvvetli olmadıgı için yetişkin köpeklere göre mantar kapmasi çok kolaymış. Benim gibi internetten yada kitaplardan köpeğinizi 4. ayını tamamlamadan, sosyalleşmesi için mümkün olduğunca çok başka köpeklerle biraraya getirin yazılarını okuyan arkadaslar şimdi mantar olasılığını da düşünmeyi unutmasınlar.
Caz'a nasıl bulaştı, sokaktan mı yoksa başka bir hayvandan mı bilemiyorum. Şu an ensesinde çok genis bir alanda ve kuyruk dibinde de mantar yayılmış durumda. Çok fazla tüy dokuyor ve tüyleri arasında boşluklar oluşuyor. Hastalık dökülen ölü tüylerle değil sağlıklı tüylerle yayiliyormus. İnternette bu bölgedeki tüyleri veterineriniz traş eder yazıyordu ama bizim veterinerimiz traş etmedi, traş edersek yeni çıkan tüyler farklı renk olabiliyor hastalığın iyileşme sürecine de çok fazla etkisi olmuyor dedi. Kötü tarafı krem sürmek zorlaşıyor. İyi tarafı Caz'da görülen mantar insana bulasan cinsten değilmiş. Eğer bize geçse derimizin üzerinde bozuk para gibi yuvarlak kızarıklıklar olurmuş, ayrıca egzamadaki gibi sulu yara oluşmuyor. Başka bir iyi tarafı da deriyle ilgili olmasına rağmen herhangi bir kaşıntı yapmıyor. Bu durum içimi biraz rahatlatıyor. Bir de Caz karşımda sürekli kaşınsaydı daha çok üzülürdüm. Hastalığın ona verdigi bir rahatsızlık yok gibi görünüyor.
Dikkat edilmesi gereken en önemli şey bu süreç boyunca normal düzenden daha sık banyo yaptırmak. 5 günde bir gibi çok iyi geliyor. Ama mantar tüyler nemli kalırsa hızla yayılacağı için tüyleri çok iyi kurutmak gerekiyor. Tam bu durumda Asli Dogan arkadasımızın daha onceden bizlerle paylaşmış olduğu havlu imdadımıza yetişti, bir kez daha kendisine teşekkür etmek istiyorum. İyileşme sürecinde kızarıklıklar geçiyor ve tekrar tüyler çıkmaya başlıyor. Artık diğer köpekler için risk taşımadığından gönül rahatlığıyla arkadaşlarıyla biaraya getirebilirsiniz.
Bu yazı benim tecrübem sonucu hastalıkla ilgili fikir vermesi için yazılmıştır. Eğer köpeğinizde mantar olduğuna dair şüpheniz varsa en kısa zamanda veterinerimize danışın.
Sağlıklı günler,
Didem&Caz
Teşekkürler Didem ve Caz!
Köpeklerde Mantar Hastalığı
Didem Engin Üstün'ün kaleminden hastalık sürecinde yaşadıkları ve tecrübeleri
Köpekte mantar hastalığı hakkında başımıza gelene kadar hiçbir fikrim yoktu. Böyle bir hastalık olduğunu internetten okumuştum ama fazla üzerinde durmamıştım. Meğer yavru bir köpeğin mantar olması bizim grip kapmamız kadar kolay birşeymiş. İyileşme süreci ise 3 - 4 ayı buluyormuş. Bela bir hastalık yani.
Ben bu konuda hiçbirşey bilmediğim için diğer arkadaslara fikir versin diye bu yazıyı yazmak istedim. Caz'ın vücudunu hergün kontrol etmeme rağmen böyle birşeyi geç farketmiş olduğum için hala kendime cok kızıyorum. Caz'daki ilerleme şu sekilde oldu.Önce başının üzerinde küçük bir nokta olarak başladı. Ben oradaki degisikliği renk degisikligi sandim ve ne olduğunu anlamadım, tüylerindeki renk farkı zannettim. Meğerse mantar o sırada başlamış. Öyle hızlı yayılıyor ki Caz'ı iki gün sonra veterinere götürdüğümde o küçük noktacık büyümüş, yani oradaki tüyler dökülmüş, yuvarlak daire sekli oluşmuş, derisi ciğer gibi mor kırmızı bir renge dönüşmüştü. Bir gün içinde önce gözüne ve aniden sağ ön bacağına sıçradı. Gözünün çevresi ve göz kapağindaki tüyleri, kirpikleri döküldü, oradaki deri başındaki gibi tuhaf bir renk aldı.
Veterinerimiz mantar için bir iğne yaptı ve 10 gün boyunca da mamasına ilaç kattım Ayrıca mantar görülen bölgelere sürmemiz için deri kremi ve mantar icin özel sampuan aldık. İlaç isimlerini özellikle yazmıyorum Çünkü böyle bir durumda bizim ilaç alıp vermemizin değil mutlaka zaman katbetmeden veterinere gidilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi hastalık inanılmaz çabuk yayılıyor.
Bu hastalık köpeğinizin mantarı olan başka bir köpek ya da başka bir hayvan ile temas etmesi sonucu ona geçeceği gibi sizin dolaştığınız yerden bu hastalığı taşıyan bir hayvanın daha önce gecmis olmasıyla da bulaşabiliyormuş. Yavru köpeklerin bağışıklık sistemi çok kuvvetli olmadıgı için yetişkin köpeklere göre mantar kapmasi çok kolaymış. Benim gibi internetten yada kitaplardan köpeğinizi 4. ayını tamamlamadan, sosyalleşmesi için mümkün olduğunca çok başka köpeklerle biraraya getirin yazılarını okuyan arkadaslar şimdi mantar olasılığını da düşünmeyi unutmasınlar.
Caz'a nasıl bulaştı, sokaktan mı yoksa başka bir hayvandan mı bilemiyorum. Şu an ensesinde çok genis bir alanda ve kuyruk dibinde de mantar yayılmış durumda. Çok fazla tüy dokuyor ve tüyleri arasında boşluklar oluşuyor. Hastalık dökülen ölü tüylerle değil sağlıklı tüylerle yayiliyormus. İnternette bu bölgedeki tüyleri veterineriniz traş eder yazıyordu ama bizim veterinerimiz traş etmedi, traş edersek yeni çıkan tüyler farklı renk olabiliyor hastalığın iyileşme sürecine de çok fazla etkisi olmuyor dedi. Kötü tarafı krem sürmek zorlaşıyor. İyi tarafı Caz'da görülen mantar insana bulasan cinsten değilmiş. Eğer bize geçse derimizin üzerinde bozuk para gibi yuvarlak kızarıklıklar olurmuş, ayrıca egzamadaki gibi sulu yara oluşmuyor. Başka bir iyi tarafı da deriyle ilgili olmasına rağmen herhangi bir kaşıntı yapmıyor. Bu durum içimi biraz rahatlatıyor. Bir de Caz karşımda sürekli kaşınsaydı daha çok üzülürdüm. Hastalığın ona verdigi bir rahatsızlık yok gibi görünüyor.
Dikkat edilmesi gereken en önemli şey bu süreç boyunca normal düzenden daha sık banyo yaptırmak. 5 günde bir gibi çok iyi geliyor. Ama mantar tüyler nemli kalırsa hızla yayılacağı için tüyleri çok iyi kurutmak gerekiyor. Tam bu durumda Asli Dogan arkadasımızın daha onceden bizlerle paylaşmış olduğu havlu imdadımıza yetişti, bir kez daha kendisine teşekkür etmek istiyorum. İyileşme sürecinde kızarıklıklar geçiyor ve tekrar tüyler çıkmaya başlıyor. Artık diğer köpekler için risk taşımadığından gönül rahatlığıyla arkadaşlarıyla biaraya getirebilirsiniz.
Bu yazı benim tecrübem sonucu hastalıkla ilgili fikir vermesi için yazılmıştır. Eğer köpeğinizde mantar olduğuna dair şüpheniz varsa en kısa zamanda veterinerimize danışın.
Sağlıklı günler,
Didem&Caz
17 Ocak 2011 Pazartesi
Bazı Köpeklerdeki Ağır Vücut Kokusunun Nedeni Nedir?
Bazı köpeklerde ağır bir koku bulunduğunu fark etmişsinizdir. Vücut kokusunun farklı sebepleri olabilir;
- bazı hastalıklardan(karaciğer, böbrek, deri rahatsızlıkları)
- beslenme bozuklukları
- çok sık yıkama
- doğru mamanın seçilmemesi
Bunların dışında çevredeki bazı pis kokulu atıklar, kendi çişine yada kakasına bulaşma da nedenler arasında sayılabilir. Unutmamanız gereken diğer bir konuda köpeklerde bulunan ve deri tabakasını korumak için var olan deri üstündeki koruyucu tabakanın, bazen köpeğin özelliğine bağlı olarak daha kokulu olmasıdır. Bu durumdan kurtulmak için medikal problemlerin ortadan kaldırılması gerekir. Eğer koku herhangi bir nedenden oluşmuyorsa ve köpeğinizin kendine özgü vücut kokusu ise o zaman köpekler için özel olarak üretilen parfümleri kullanabilirsiniz.
- bazı hastalıklardan(karaciğer, böbrek, deri rahatsızlıkları)
- beslenme bozuklukları
- çok sık yıkama
- doğru mamanın seçilmemesi
Bunların dışında çevredeki bazı pis kokulu atıklar, kendi çişine yada kakasına bulaşma da nedenler arasında sayılabilir. Unutmamanız gereken diğer bir konuda köpeklerde bulunan ve deri tabakasını korumak için var olan deri üstündeki koruyucu tabakanın, bazen köpeğin özelliğine bağlı olarak daha kokulu olmasıdır. Bu durumdan kurtulmak için medikal problemlerin ortadan kaldırılması gerekir. Eğer koku herhangi bir nedenden oluşmuyorsa ve köpeğinizin kendine özgü vücut kokusu ise o zaman köpekler için özel olarak üretilen parfümleri kullanabilirsiniz.
15 Ocak 2011 Cumartesi
Köpeklerde İç Parazitler ve Tedavi Yöntemleri
Bir canlıdan faydalanarak yaşayan canlılara parazit denir. Köpeklerde iç parazitler pire, kene, bit gibi dış parazitler vasıtasıyla veya direkt temas yolu ile geçebilir. Dış parazitler köpeği ısırdıklarında bu iç parazitlerin larvalarını bulaştırırlar. Kimi yavrular bu parazitleri anne karnında alır, kimi köpekler ise başka bir köpeğin dışkısından, vücut sıvısından alır. Sivrisinekler de köpeklere iç parazit bulaştırırlar. İç parazitlerle mücadele için veterinerinizin önereceği rutin ilaçlamayı hiç aksatmadan uygulamalısınız. Köpeğinizi iç parazitlerden korumak için dış parazitlere karşı da mücadele etmeniz gerekir.
Başlıca İç Parazitler
İnce bağırsak kıl kurtları & askaritler: Gebelikte anne köpek plasenta yolu ile yavrulara geçirebilir. Dışkı, vücut sıvıları ile yetişkin köpekten köpeğe geçebilirler. Köpeklerin dışkılarında kolaylıkla görülebilen, yaklaşık 6cm. uzunluğunda , spagettiye benzeyen, ince beyazımsı parazitlerdir. Bazı köpekler kusarak bu parazitleri dışarı atmaya çalışırlar. Bağırsağa yerleşip, üreyen parazitlerin larvaları bedende dolaşır. Köpeklerde büyüme bozukluğu , ishal,kusma,dışkıda kan,su kaybı görülebilir. Parazitten etkilenen yavruların göbekleri balon gibi şiştir.
Kancalı kurtlar: Yavru köpeklerde daha sık görülürler. Bu parazit kanca benzeri dişleri ile bağırsağa tutunur, bağırsak duvarlarını parçalayarak kanamaya sebep olur. 50-100 tane kancalı kurt bir yavru köpeğin ölmesine sebep olabilir. Kusma, ishal, karında şişkinlik, dışkıda kan ve mukoza başlıca belirtileridir. Köpek ya dış ortamdaki larvaları yutar, ya da larvalar deriden kendileri girer. Gebelikte anne yavrulara plasenta yolu ile paraziti bulaştırabilir. Bazen de anne memesinden emdikleri sütle paraziti alırlar. Parazitin yumurtaları taze dışkının mikroskopla incelenmesinde görülerek teşhis edilir.
Yassı kurtlar & tenyalar: Anüs çevresindeki tüylerde görülebilirler. Köpeğin bağırsağına yerleşip, ishal ve kilo kaybına sebep olurlar. Kırık beyaz (şeffafımsı) , yassı, ileri geri sallanan, pirinç tanesine benzeyen parazitlerdir.Köpeğinizin yattığı yatağa da dökülebilirler. İlaçlama yaptıktan sonra yatağını da yıkamalısınız.
Kalın bağırsak kurtları: Sindirim sisteminin alt kısımlarına yerleşirler. Bazı büyük köpeklerde hiçbir belirti görülmeyebilir. Mikroskopla yapılan dışkı muayenesinde teşhis edilir. Köpekler etrafı koklayıp yalarken bu parazitleri alırlar. Öbür parazitlerin de sebep olduğu gibi, kilo kaybı, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtiler görülür.
Kalp kurdu: İç parazitlerin en tehlikelisidir. Sivrisinekler ısırma yolu ile paraziti köpeğe bulaştırırlar. Subtropikal iklimlerde daha sık rastlanır. Sivrisineklerin yaşamasına ve üremesine uygun su, göl, nehir kenarlarındaki bölgelerde yaşayan köpekler daha büyük risk altındadır. Parazit kalbe yerleşir ve yaklaşık 13-30 cm. uzunluğa erişir. Kalp- akciğer hastalığı, öksürük, durgunluk, bitkinlik, kilo kaybı, solunum problemi gibi belirtiler gösterir. Kalp kurtlarını öldürmek için ilaç kullandığınızda, ölen kurtlar damarları tıkar. Bu sebepten tedavide başarı şansı çok düşüktür. Amerika’da kalp kurdu taşıyan köpeklerin çoğuna ötenazi uygulanmaktadır. Tedavisi hemen hemen imkansız olan bu parazitten korunmak , veterinerinizin önereceği korumaya yönelik ilaçlarla son derece basittir.
Başlıca İç Parazitler
İnce bağırsak kıl kurtları & askaritler: Gebelikte anne köpek plasenta yolu ile yavrulara geçirebilir. Dışkı, vücut sıvıları ile yetişkin köpekten köpeğe geçebilirler. Köpeklerin dışkılarında kolaylıkla görülebilen, yaklaşık 6cm. uzunluğunda , spagettiye benzeyen, ince beyazımsı parazitlerdir. Bazı köpekler kusarak bu parazitleri dışarı atmaya çalışırlar. Bağırsağa yerleşip, üreyen parazitlerin larvaları bedende dolaşır. Köpeklerde büyüme bozukluğu , ishal,kusma,dışkıda kan,su kaybı görülebilir. Parazitten etkilenen yavruların göbekleri balon gibi şiştir.
Kancalı kurtlar: Yavru köpeklerde daha sık görülürler. Bu parazit kanca benzeri dişleri ile bağırsağa tutunur, bağırsak duvarlarını parçalayarak kanamaya sebep olur. 50-100 tane kancalı kurt bir yavru köpeğin ölmesine sebep olabilir. Kusma, ishal, karında şişkinlik, dışkıda kan ve mukoza başlıca belirtileridir. Köpek ya dış ortamdaki larvaları yutar, ya da larvalar deriden kendileri girer. Gebelikte anne yavrulara plasenta yolu ile paraziti bulaştırabilir. Bazen de anne memesinden emdikleri sütle paraziti alırlar. Parazitin yumurtaları taze dışkının mikroskopla incelenmesinde görülerek teşhis edilir.
Yassı kurtlar & tenyalar: Anüs çevresindeki tüylerde görülebilirler. Köpeğin bağırsağına yerleşip, ishal ve kilo kaybına sebep olurlar. Kırık beyaz (şeffafımsı) , yassı, ileri geri sallanan, pirinç tanesine benzeyen parazitlerdir.Köpeğinizin yattığı yatağa da dökülebilirler. İlaçlama yaptıktan sonra yatağını da yıkamalısınız.
Kalın bağırsak kurtları: Sindirim sisteminin alt kısımlarına yerleşirler. Bazı büyük köpeklerde hiçbir belirti görülmeyebilir. Mikroskopla yapılan dışkı muayenesinde teşhis edilir. Köpekler etrafı koklayıp yalarken bu parazitleri alırlar. Öbür parazitlerin de sebep olduğu gibi, kilo kaybı, halsizlik, iştahsızlık gibi belirtiler görülür.
Kalp kurdu: İç parazitlerin en tehlikelisidir. Sivrisinekler ısırma yolu ile paraziti köpeğe bulaştırırlar. Subtropikal iklimlerde daha sık rastlanır. Sivrisineklerin yaşamasına ve üremesine uygun su, göl, nehir kenarlarındaki bölgelerde yaşayan köpekler daha büyük risk altındadır. Parazit kalbe yerleşir ve yaklaşık 13-30 cm. uzunluğa erişir. Kalp- akciğer hastalığı, öksürük, durgunluk, bitkinlik, kilo kaybı, solunum problemi gibi belirtiler gösterir. Kalp kurtlarını öldürmek için ilaç kullandığınızda, ölen kurtlar damarları tıkar. Bu sebepten tedavide başarı şansı çok düşüktür. Amerika’da kalp kurdu taşıyan köpeklerin çoğuna ötenazi uygulanmaktadır. Tedavisi hemen hemen imkansız olan bu parazitten korunmak , veterinerinizin önereceği korumaya yönelik ilaçlarla son derece basittir.
14 Ocak 2011 Cuma
Köpeklerde Görülen Dış Parazitler ve Tedavi Yöntemleri
Köpekler yaşadıkları ortamdan bir çok dış parazit alabilirler. Dış parazitler köpeğinizin kanı ile beslendikleri için anemiye ve alerjik deri reaksiyonlarına sebep olurlar. Dış parazitler taşıdıkları bir çok iç paraziti de ısırma esnasında köpeğe bulaştırırlar. Bu sebepten dış parazitlere karşı veterinerinizin önereceği korumaya yönelik programı aksatmadan uygulamalısınız.
Başlıca Dış Parazitler
Pireler: Köpeklerde en sık rastlanan dış parazitlerdir. Bilimsel adı Ctenocephalides’dir. Şiddetli kaşıntıya sebep olurlar. Pirelerin tükürükleri bazı köpeklerin derisinde alerjik reaksiyonlar oluşturur. Bu sebepten pire köpeği ısırıp, başka bir konakçıya geçse bile, o köpekte deri alerjisi görülebilir. Pireler ısırma esnasında taşıdıkları iç parazitleri de köpeğe bulaştırırlar. Gözle görülebilen büyüklükte parazitlerdir. Pire dışkısı karabiber serpintisine benzer. Pirelerin 30 günlük yaşam siklüsu vardır. Bir dişi pire ilk kan emişinden yaklaşık 39-48 saat içerisinde yumurtlar. Pireler aylarca beslenmeden canlı kalabilirler. Karanlık, nemli ortamları severler. Yaklaşık 1.5m. zıplayabildikleri için köpeklere çok kolay yerleşirler. Yaşamları 4 evreden oluşur.
Yumurta evresi—Oval, beyaz, ancak büyüteçle görülebilen yumurtalardır. Bir dişi yaşamı süresince yüzlerce yumurta yapar. Yumurtaların çoğu köpeğin üstünde tutunur; bir miktarı da çevreye dökülür. Pireyle mücadelede evi süpürdükten sonra elektrikli süpürgenin torbasını çöpe atmamız bu sebepten önemlidir.
Larva evresi- büyüteçle bakıldığında minik bir solucana benzerler. Bir kısmı köpeğin üstünde, bir kısmı ise evdeki mobilyaların altında, halılarda, köpeğinizin yatağında pupa evresine geçmeyi beklerler.
Pupa evresi— bu evre ortamın uygunluk şartlarına göre haftalar veya aylar sürebilir. Kozalar çevredeki titreşimler sayesinde çatlar ve çevreye bir dolu minik pire saçılır.
Erişkin evresi— pupa evresinin sonunda kozadan çıkan pireler artık üremeye hazır erişkin pirelerdir.
Keneler: keneler de aynı pireler gibi, birçok hastalığa sebep olan dış parazitlerdir. Yumuşak veya sert kabuklu türleri vardır. Köpeklerde yaşayabilen keneler s zırhları (scutum) olan sert kabuklu kene türleridir. Keneler, nemli, gölgelik yerleri severler.Köpeklerin kanlarını emerek beslendikleri için anemiye sebep olurlar. Kan emme esnasında, taşıdıkları iç parazitleri köpeğe bulaştırırlar. İç parazitlerden başka lyme , Kırım Kongo Kanamalı Ateşi , ehrlichiosis , tularemi , gibi bir çok hastalığı da köpeklere ve insanlara geçirirler. Keneler bu hastalıkların bulaşmasında ara konakçı veya vektör vazifesi görürler. Kenelerin ağızları çengelli bir yapıdadır. Kan emerken bu çengelleri deriye geçirirler. Keneleri tutup çekerseniz kafaları derinin içerisinde kalır ; kenenin tamamı çıkartılamamış olur. Bu durumda kenenin taşıdığı virüs kolaylıkla hayvanın (insanın ) kanına karışır. Kenenin taşıdığı hastalıklarla mücadelede , kenelerin nasıl çıkartılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Keneyi bir cımbız kullanarak, saat istikametinde çevirerek bir bütün olarak çıkartmaya dikkat edin. Keneyi aldıktan sonra, bölgeyi antiseptikle silin.
Kenelerin yumurtadan çıktıktan sonra 3 yaşam evreleri vardır.
Larva evresi— yumurtadan çıkan keneler larva olarak birkaç gün beslendikten sonra toprağa düşerler. Bir sonraki nymp evresine kadar toprakta kalırlar.
Nymp evresi— erişkin olmadan önceki evredir. Bu evrede nympler sıcak kanlı canlıların kanları ile beslenirler. Birinci haftanın sonunda, değişim için tekrar toprağa düşerler.Uygun koşullar oluşmazsa, bir sonraki evreye geçmek için aylarca bekleyebilirler.
Erişkin evresi— artık sıcak kanlı bir canlıya yerleşip, üremeye başlarlar.
Lice: Tüylerin gövdesinde, deriden dökülen dış tabakayı yiyerek yaşayan 2mm.büyüklüğünde küçük dış parazitlerdir (bit) . Fiziksel temasla köpekten köpeğe geçerler. Köpeklerde kaşıntıya ve tüy dökülmelerine sebep olur. Pire ve kenelerde kullanılan ilaçlar licelar üzerinde de etkilidir. Çok miktarda lice, hayvanda anemiye sebep olabilir. Demir takviyesi gerekebilir. Köpeklerdeki lice, insanlarda görülen licelardan farklıdır, ve insana geçmez.
Uyuz ve Uyuz Böcekleri: 0.2-0.5 mm. büyüklüğünde akar parazitleridir. Derinin epidermis katları arasında kıl foliküllerine yerleşerek , doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenerek yaşarlar.Yerleştikleri bölgede alerjik reaksiyonlara sebep olurlar.Nemli ve karanlık yerleri severler.Parazit sayısının artması birçok hastalığı da beraberinde getirir. Uyuz, genellikle bağışıklığı düşük, hasta köpeklerde daha şiddetli bir seyir izler. Kötü bakım, dengesiz beslenme, tüy bakımının yapılmaması, havanın sıcak olması uyuzun kolay yayılmasına ortam sağlar. Uyuz böceği deriden alınan kazıntının mikroskopta incelenmesiyle teşhis edilebilir. Doberman, Boxer, Terrier, Alman Kurt Köpekleri ve Rottweiler cinsi köpekler genetik olarak uyuza daha yatkın ırklardır.
Hayvanlarda, scarptos canis, otodectes cynotis, notoedres cati, ve demotex canis etken uyuzlardır.
Demodex—köpeklerde en yaygın uyuz demodex’dir. Köpeklerde lokalize veya yaygın olarak görülebilir.Sokak köpeklerinde sık görülür. Uyuz böceği köpeğin karın ve bacaklarının iç yüzü gibi kılsız ve az kıllı bölgelerinde derinin altına yerleşir. Bu sebepten mikroskopla dahi zor teşhis edilir. Bazen uzun süre hiçbir belirti görülmez. Köpeğin bağışıklığının düşmesi ile belirtiler ortaya çıkar. Şiddetli kaşıntı, deride kızarıklık, tüy dökülmesi, kaşetik ve bitkin görünüm , tüyde kepeklenme ve kabuklanma,deri renginde koyulaşma demodex’in belirtileridir. İlk evrelerde görülen derideki kırmızı, küçük kabarıklıklar zamanla yerini irinli, ülseratif yaralara bırakır. Diğer uyuzların tedavisi birkaç gün sürse de, demodex en inatçı uyuz türüdür.Tedavisi 4-6 ay sürebilir.
Otodectes cynotis— bu tür uyuzda böcek sıklıkla kulak kepçesine ve kulak yoluna yerleşir. Kulakta kaşıntı, yangı, ve exudat birikimine sebep olur. Tedavi edilmezse, kulak deformasyona uğrayabilir.
Notoedres cati— bu tip uyuz, kedilerde daha yaygındır. Genellikle yavru köpeklerde görülür; yetişkin köpeklerde çok nadir rastlanır. Uyuz böceği baş bölgesine yerleşir. Diğer uyuzlarda olduğu gibi, kaşıntı, deride dökülme,kalınlaşma en belirgin belirtileridir. Bazen hiçbir belirti olmaksızın uyuz böcekleri vücutta yaşar ve ürer.Başka bir sebepten bağışıklığın düşmesi ile uyuz belirtileri ortaya çıkar.
Uyuz Tedavisi: Uyuzla mücadelede düzenli tüy bakımı, sık yıkama yapmamak, ıslak hayvanı iyi kurulamak, başka hayvanın tasma, yatak , fırça gibi malzemelerini kullanmamak gibi önlemler alabiliriz. Çok sayıda köpeğin gezdiği alanlardan uzak durmak, şüpheli diğer köpeklerle fiziksel teması önlemek, köpeğimizi dış parazitlerden korumak, iyi ve dengeli beslemek alınması gereken diğer önlemlerdir.
Dış Parazit Tedavisi
Parazitlerle mücadele zor değildir. Ense bölgesine uygulanan damlalar, pire-kene tasmaları, iç parazitler için ağızdan veya enjeksiyon yolu ile uygulanan ilaçlar köpeğimizi parazitlere karşı korurlar. Bu uygulamaları düzenli olarak yaptırmak; özellikle dış parazitlerin daha sık görüldüğü bahar ve yaz aylarında köpeğimizin parazit kontrollerini hiç aksatmamak çok önemlidir. Diş parazit almış köpeğinizi veterinerinizin önereceği parazit şampuanı (bazen losyon,köpük,yağ sprey ,toz formunda da olabilir) ile yıkadıktan sonra, korumaya yönelik ense damlası ve/veya pire-kene tasması kullanmalısınız.Parazitlerle mücadelede köpeğin kullandığı yatağı, evin içini,mobilyaların altını,halıları da temizlemeyi (ilaçlamayı) unutmayın. Birçok parazit ilacı zehirli maddeler içerir. Bazı ilaçlar belli ırk köpeklere ve yavru hayvanlara kullanılamazlar. Bilinçsiz kullanım köpeğinizin ölümüne sebep olabilir. İç ve dış parazitler için veterinerinize danışmadan ilaçlama yapmamalısınız.
Başlıca Dış Parazitler
Pireler: Köpeklerde en sık rastlanan dış parazitlerdir. Bilimsel adı Ctenocephalides’dir. Şiddetli kaşıntıya sebep olurlar. Pirelerin tükürükleri bazı köpeklerin derisinde alerjik reaksiyonlar oluşturur. Bu sebepten pire köpeği ısırıp, başka bir konakçıya geçse bile, o köpekte deri alerjisi görülebilir. Pireler ısırma esnasında taşıdıkları iç parazitleri de köpeğe bulaştırırlar. Gözle görülebilen büyüklükte parazitlerdir. Pire dışkısı karabiber serpintisine benzer. Pirelerin 30 günlük yaşam siklüsu vardır. Bir dişi pire ilk kan emişinden yaklaşık 39-48 saat içerisinde yumurtlar. Pireler aylarca beslenmeden canlı kalabilirler. Karanlık, nemli ortamları severler. Yaklaşık 1.5m. zıplayabildikleri için köpeklere çok kolay yerleşirler. Yaşamları 4 evreden oluşur.
Yumurta evresi—Oval, beyaz, ancak büyüteçle görülebilen yumurtalardır. Bir dişi yaşamı süresince yüzlerce yumurta yapar. Yumurtaların çoğu köpeğin üstünde tutunur; bir miktarı da çevreye dökülür. Pireyle mücadelede evi süpürdükten sonra elektrikli süpürgenin torbasını çöpe atmamız bu sebepten önemlidir.
Larva evresi- büyüteçle bakıldığında minik bir solucana benzerler. Bir kısmı köpeğin üstünde, bir kısmı ise evdeki mobilyaların altında, halılarda, köpeğinizin yatağında pupa evresine geçmeyi beklerler.
Pupa evresi— bu evre ortamın uygunluk şartlarına göre haftalar veya aylar sürebilir. Kozalar çevredeki titreşimler sayesinde çatlar ve çevreye bir dolu minik pire saçılır.
Erişkin evresi— pupa evresinin sonunda kozadan çıkan pireler artık üremeye hazır erişkin pirelerdir.
Keneler: keneler de aynı pireler gibi, birçok hastalığa sebep olan dış parazitlerdir. Yumuşak veya sert kabuklu türleri vardır. Köpeklerde yaşayabilen keneler s zırhları (scutum) olan sert kabuklu kene türleridir. Keneler, nemli, gölgelik yerleri severler.Köpeklerin kanlarını emerek beslendikleri için anemiye sebep olurlar. Kan emme esnasında, taşıdıkları iç parazitleri köpeğe bulaştırırlar. İç parazitlerden başka lyme , Kırım Kongo Kanamalı Ateşi , ehrlichiosis , tularemi , gibi bir çok hastalığı da köpeklere ve insanlara geçirirler. Keneler bu hastalıkların bulaşmasında ara konakçı veya vektör vazifesi görürler. Kenelerin ağızları çengelli bir yapıdadır. Kan emerken bu çengelleri deriye geçirirler. Keneleri tutup çekerseniz kafaları derinin içerisinde kalır ; kenenin tamamı çıkartılamamış olur. Bu durumda kenenin taşıdığı virüs kolaylıkla hayvanın (insanın ) kanına karışır. Kenenin taşıdığı hastalıklarla mücadelede , kenelerin nasıl çıkartılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Keneyi bir cımbız kullanarak, saat istikametinde çevirerek bir bütün olarak çıkartmaya dikkat edin. Keneyi aldıktan sonra, bölgeyi antiseptikle silin.
Kenelerin yumurtadan çıktıktan sonra 3 yaşam evreleri vardır.
Larva evresi— yumurtadan çıkan keneler larva olarak birkaç gün beslendikten sonra toprağa düşerler. Bir sonraki nymp evresine kadar toprakta kalırlar.
Nymp evresi— erişkin olmadan önceki evredir. Bu evrede nympler sıcak kanlı canlıların kanları ile beslenirler. Birinci haftanın sonunda, değişim için tekrar toprağa düşerler.Uygun koşullar oluşmazsa, bir sonraki evreye geçmek için aylarca bekleyebilirler.
Erişkin evresi— artık sıcak kanlı bir canlıya yerleşip, üremeye başlarlar.
Lice: Tüylerin gövdesinde, deriden dökülen dış tabakayı yiyerek yaşayan 2mm.büyüklüğünde küçük dış parazitlerdir (bit) . Fiziksel temasla köpekten köpeğe geçerler. Köpeklerde kaşıntıya ve tüy dökülmelerine sebep olur. Pire ve kenelerde kullanılan ilaçlar licelar üzerinde de etkilidir. Çok miktarda lice, hayvanda anemiye sebep olabilir. Demir takviyesi gerekebilir. Köpeklerdeki lice, insanlarda görülen licelardan farklıdır, ve insana geçmez.
Uyuz ve Uyuz Böcekleri: 0.2-0.5 mm. büyüklüğünde akar parazitleridir. Derinin epidermis katları arasında kıl foliküllerine yerleşerek , doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenerek yaşarlar.Yerleştikleri bölgede alerjik reaksiyonlara sebep olurlar.Nemli ve karanlık yerleri severler.Parazit sayısının artması birçok hastalığı da beraberinde getirir. Uyuz, genellikle bağışıklığı düşük, hasta köpeklerde daha şiddetli bir seyir izler. Kötü bakım, dengesiz beslenme, tüy bakımının yapılmaması, havanın sıcak olması uyuzun kolay yayılmasına ortam sağlar. Uyuz böceği deriden alınan kazıntının mikroskopta incelenmesiyle teşhis edilebilir. Doberman, Boxer, Terrier, Alman Kurt Köpekleri ve Rottweiler cinsi köpekler genetik olarak uyuza daha yatkın ırklardır.
Hayvanlarda, scarptos canis, otodectes cynotis, notoedres cati, ve demotex canis etken uyuzlardır.
Demodex—köpeklerde en yaygın uyuz demodex’dir. Köpeklerde lokalize veya yaygın olarak görülebilir.Sokak köpeklerinde sık görülür. Uyuz böceği köpeğin karın ve bacaklarının iç yüzü gibi kılsız ve az kıllı bölgelerinde derinin altına yerleşir. Bu sebepten mikroskopla dahi zor teşhis edilir. Bazen uzun süre hiçbir belirti görülmez. Köpeğin bağışıklığının düşmesi ile belirtiler ortaya çıkar. Şiddetli kaşıntı, deride kızarıklık, tüy dökülmesi, kaşetik ve bitkin görünüm , tüyde kepeklenme ve kabuklanma,deri renginde koyulaşma demodex’in belirtileridir. İlk evrelerde görülen derideki kırmızı, küçük kabarıklıklar zamanla yerini irinli, ülseratif yaralara bırakır. Diğer uyuzların tedavisi birkaç gün sürse de, demodex en inatçı uyuz türüdür.Tedavisi 4-6 ay sürebilir.
Otodectes cynotis— bu tür uyuzda böcek sıklıkla kulak kepçesine ve kulak yoluna yerleşir. Kulakta kaşıntı, yangı, ve exudat birikimine sebep olur. Tedavi edilmezse, kulak deformasyona uğrayabilir.
Notoedres cati— bu tip uyuz, kedilerde daha yaygındır. Genellikle yavru köpeklerde görülür; yetişkin köpeklerde çok nadir rastlanır. Uyuz böceği baş bölgesine yerleşir. Diğer uyuzlarda olduğu gibi, kaşıntı, deride dökülme,kalınlaşma en belirgin belirtileridir. Bazen hiçbir belirti olmaksızın uyuz böcekleri vücutta yaşar ve ürer.Başka bir sebepten bağışıklığın düşmesi ile uyuz belirtileri ortaya çıkar.
Uyuz Tedavisi: Uyuzla mücadelede düzenli tüy bakımı, sık yıkama yapmamak, ıslak hayvanı iyi kurulamak, başka hayvanın tasma, yatak , fırça gibi malzemelerini kullanmamak gibi önlemler alabiliriz. Çok sayıda köpeğin gezdiği alanlardan uzak durmak, şüpheli diğer köpeklerle fiziksel teması önlemek, köpeğimizi dış parazitlerden korumak, iyi ve dengeli beslemek alınması gereken diğer önlemlerdir.
Dış Parazit Tedavisi
Parazitlerle mücadele zor değildir. Ense bölgesine uygulanan damlalar, pire-kene tasmaları, iç parazitler için ağızdan veya enjeksiyon yolu ile uygulanan ilaçlar köpeğimizi parazitlere karşı korurlar. Bu uygulamaları düzenli olarak yaptırmak; özellikle dış parazitlerin daha sık görüldüğü bahar ve yaz aylarında köpeğimizin parazit kontrollerini hiç aksatmamak çok önemlidir. Diş parazit almış köpeğinizi veterinerinizin önereceği parazit şampuanı (bazen losyon,köpük,yağ sprey ,toz formunda da olabilir) ile yıkadıktan sonra, korumaya yönelik ense damlası ve/veya pire-kene tasması kullanmalısınız.Parazitlerle mücadelede köpeğin kullandığı yatağı, evin içini,mobilyaların altını,halıları da temizlemeyi (ilaçlamayı) unutmayın. Birçok parazit ilacı zehirli maddeler içerir. Bazı ilaçlar belli ırk köpeklere ve yavru hayvanlara kullanılamazlar. Bilinçsiz kullanım köpeğinizin ölümüne sebep olabilir. İç ve dış parazitler için veterinerinize danışmadan ilaçlama yapmamalısınız.
Animallia
5 Ocak 2011 Çarşamba
Jessie'min Hastalığıyla İlgili Gelişmeler
İlginize ne kadar teşekkür etsem azdır. Oğlumun bu hasta halinde sizden geçmiş olsun demek, durumunu sormak ve destek olmak için herkesten mesajlar yağdı. Bu desteğiniz bana güç ve moral veriyor, milyonlarca kere teşekkür ederim.
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğime söz vermiştim. Jessie dün akşam 4 tane iğne oldu. Antibiyotik, bağışıklık güçlendirici ve mide asitlerini düzenleyici iğnelerin yanısıra bir de antibiyotik kullanmaya başlayacak bugün. Dün gece sabaha kadar kusması kesilmedi. Bir şey yemediği için artık mide öz suyu kusuyor. Ancak keyfi çok kötü değil, akşam yatağını üçe katlayıp sapıklık bile yapması yüzümü güldürdü..:) Minik sapık kuşum benim..:)
Bugün veteriner ile telefonda konuştum, gerekirse bugün serum yapabileceğimizi söyledi. Bir de dünkü iğnelerin bugün ikinci tekrarları var yapılması gereken. Ben işte olduğum için kardeşim Jessie'yi saat 7 gibi veterinere götürecek. Ben de şirketten çıkınca gidip alacağım minik yavrumu. Akşama kadar onu yalnız bıraktığım için çok özür dileyip, öpüp koklayıp, sabaha kadar okşayarak destek olacağım.
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğime söz vermiştim. Jessie dün akşam 4 tane iğne oldu. Antibiyotik, bağışıklık güçlendirici ve mide asitlerini düzenleyici iğnelerin yanısıra bir de antibiyotik kullanmaya başlayacak bugün. Dün gece sabaha kadar kusması kesilmedi. Bir şey yemediği için artık mide öz suyu kusuyor. Ancak keyfi çok kötü değil, akşam yatağını üçe katlayıp sapıklık bile yapması yüzümü güldürdü..:) Minik sapık kuşum benim..:)
Bugün veteriner ile telefonda konuştum, gerekirse bugün serum yapabileceğimizi söyledi. Bir de dünkü iğnelerin bugün ikinci tekrarları var yapılması gereken. Ben işte olduğum için kardeşim Jessie'yi saat 7 gibi veterinere götürecek. Ben de şirketten çıkınca gidip alacağım minik yavrumu. Akşama kadar onu yalnız bıraktığım için çok özür dileyip, öpüp koklayıp, sabaha kadar okşayarak destek olacağım.
Etiketler:
hastaliklar,
igne,
Jessie,
jessienin maceralari,
saglik,
saglik problemleri,
serum
20 Aralık 2010 Pazartesi
Kanlı İshal Hakkında Kapsamlı Bilgiler
Canine Parvo Virus (Kanlı İshal)
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Hastalığa neden olan canin parvo virüs tip 2 dir. Köpeklerin mide ve bağırsak mukozalarında ciddi iltihaplanmalara neden olur. Canin parvo virüs tip 1 ise 3 haftalıktan küçük yavrularda hastalığa neden olur.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Virüs salya ve dışkı ile bulaşmış eşyalar ve dikkatsiz insanlar ile çevreye dağılır. Virüs doğada oldukça dayanıklıdır. Bu yüzden bulaşmalar oldukça yaygındır.
Hastalık ülkemizde oldukça yaygın olmakla birlikte son bir kaç yıldır kanlı ishale yakalanan köpek sayısında ciddi bir azalma olmuştur. Bunda düzenli aşılamanın büyük etkisi vardır.
Kediler de virüsü alabilirler ancak klinik belirti göstermezler.
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Virüs vücuda ağız ve burun yoluyla girer. 4-6 gün kadar hiç bir belirti göstermeden vücutta çoğalmaya devam eder.
2. Bunun sonunda kemik iliği, ince bağırsak epitelleri gibi hücrelerin hızla bölündüğü dokulara dağılarak çoğalmaya devam eder.
3. Enfeksiyonun seyri ve şiddeti hastanın yaşına ve ırkına göre değişiklik gösterir. Hastalık; şiddetli kusma, kanlı ve mukuslu ishale neden olarak bir kaç gün içinde ölüme neden olabilir.
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
1. Yoğun kusmalarla başlar,
2. Yaklaşık 24 saat sonra ishal başlar. İshal çok pis kokulu, önceleri sarı daha sonra kanlı ve su gibi akışkandır.
3. Depresyon ve hızlı kilo kaybı,
4. Su ve kilo kaybı çok hızlı olursa 48 saat içinde ölüm olabilir.
5. Eğer kalp etkilenirse konjesyona bağlı kalp yetmezliği oluşarak hastanın ölümüne neden olabilir.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Hastalıklı yavruların hemen izole edilmesi gerekir. Dokundukları eşyalar çok iyi dezenfekte edilmeli ve dışkıları temizlenmelidir.
2. Aşılama çok düzenli olarak yapılmalı ve her yıl tekrar edilmeli.
3. Aşılama yapıldıktan sonra kısa bir sürede olsa virüsün ince bağırsaklarda çoğalarak dışkıyla dışarı atıldığı unutulmamalıdır. Bu nedenle toplu halde bulunan yavruların tümünün aynı anda aşılanması gereklidir.
Sonuç;
Septik şoka girmiş ve kanamalı ishalli hastalarda kalp yetmezliği de devreye girmişse iyileşme şanşları çok yüksek değildir. Hastanın çok düzenli ve iyi bir şekilde sıvı ve antibiyotik tedavisine tabi tutulması gerekir. Hastanın ırkının ve yaşınında hastalığın seyrinde çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Hastalığa neden olan canin parvo virüs tip 2 dir. Köpeklerin mide ve bağırsak mukozalarında ciddi iltihaplanmalara neden olur. Canin parvo virüs tip 1 ise 3 haftalıktan küçük yavrularda hastalığa neden olur.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Virüs salya ve dışkı ile bulaşmış eşyalar ve dikkatsiz insanlar ile çevreye dağılır. Virüs doğada oldukça dayanıklıdır. Bu yüzden bulaşmalar oldukça yaygındır.
Hastalık ülkemizde oldukça yaygın olmakla birlikte son bir kaç yıldır kanlı ishale yakalanan köpek sayısında ciddi bir azalma olmuştur. Bunda düzenli aşılamanın büyük etkisi vardır.
Kediler de virüsü alabilirler ancak klinik belirti göstermezler.
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Virüs vücuda ağız ve burun yoluyla girer. 4-6 gün kadar hiç bir belirti göstermeden vücutta çoğalmaya devam eder.
2. Bunun sonunda kemik iliği, ince bağırsak epitelleri gibi hücrelerin hızla bölündüğü dokulara dağılarak çoğalmaya devam eder.
3. Enfeksiyonun seyri ve şiddeti hastanın yaşına ve ırkına göre değişiklik gösterir. Hastalık; şiddetli kusma, kanlı ve mukuslu ishale neden olarak bir kaç gün içinde ölüme neden olabilir.
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
1. Yoğun kusmalarla başlar,
2. Yaklaşık 24 saat sonra ishal başlar. İshal çok pis kokulu, önceleri sarı daha sonra kanlı ve su gibi akışkandır.
3. Depresyon ve hızlı kilo kaybı,
4. Su ve kilo kaybı çok hızlı olursa 48 saat içinde ölüm olabilir.
5. Eğer kalp etkilenirse konjesyona bağlı kalp yetmezliği oluşarak hastanın ölümüne neden olabilir.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Hastalıklı yavruların hemen izole edilmesi gerekir. Dokundukları eşyalar çok iyi dezenfekte edilmeli ve dışkıları temizlenmelidir.
2. Aşılama çok düzenli olarak yapılmalı ve her yıl tekrar edilmeli.
3. Aşılama yapıldıktan sonra kısa bir sürede olsa virüsün ince bağırsaklarda çoğalarak dışkıyla dışarı atıldığı unutulmamalıdır. Bu nedenle toplu halde bulunan yavruların tümünün aynı anda aşılanması gereklidir.
Sonuç;
Septik şoka girmiş ve kanamalı ishalli hastalarda kalp yetmezliği de devreye girmişse iyileşme şanşları çok yüksek değildir. Hastanın çok düzenli ve iyi bir şekilde sıvı ve antibiyotik tedavisine tabi tutulması gerekir. Hastanın ırkının ve yaşınında hastalığın seyrinde çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
19 Aralık 2010 Pazar
Gençlik Hastalığı Hakkında Kapsamlı Bilgiler
Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Köpeklerde yüksek derecede bulaşıcı hastalığa yol açan morbilivirüsdür.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Bütün vücut artıklarıyla, özellikle de dışkıyla bulaşır. Hastalığı atlatanlar bir kaç hafta daha virüsü yayarlar.
(Eğer evde gençlik hastalığından ölen bir yavru varsa, dezenfeksiyon işleminden emin olmadan yeni yavru alınmamalıdır)
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Hastalık genellikle 3-5 aylık yavrularda ortaya çıkar. Virüs alt solunum yolları ve bağlı lenf bezlerindeki makrofajlarda çoğalır. Çoğalan virüs hızlı bir şekilde epitel dokuya ve merkezi sinir sistemine yayılır.
2. Genç veya bağışıklık sistemi gelişmemiş yavrularda merkezi sinir sistemi zarar görür ve akut encephalomyelitis gelişir.
3. Biraz büyümüş veya bağışıklık sistemi gelişmiş yavrularda hastalık nonsüpratif encephalomyelitis olarak gelişir.
4. Yaşlı ve bağışıklık sistemi gelişmiş hastalarda bağışıklık sistemine bağlı kronik prograsif encephalomyelitis gelişir.
- Hastalık hangi form ve aşamalarda görülür?
Hastalık değişik formlarda görülür, bunlar;
1.Göz formu
2.Solunum formu
3. Deri formu
4. Sindirim formu
5. Sinirsel form
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Bazen hastalık belirgin bir semptom göstermez ve hastalığı ilk aşamada tespit etmek güçleşir.
1. Hastalığın başlangıç döneminde genellikle sadece göz formu ve nadirende sindirim formu görülür ve aşağıdaki belirtilerle gözlemlenebilir;
- 40-42 C ateş,
- Kilo kaybı,
- Depresyon ve hafif akıntılı conjunktivit gibi belirtilerle başlar.
2. Hastalığın sistemik enfeksiyon halinde olduğu durumlarda genellikle göz, akciğer ve sindirim formu birlikte görülür;
- Ateş genelde vardır fakat farkedilmeyebilir.
- Burun ve göz akıntıları başlangıçta temiz gibidir fakat gün geçtikçe bu akıntılar iltihaplanır.
- Önce kuru bir öksürük vardır fakat zaman geçtikçe şiddetlenir ve kraşelenir.
- Depresyon
- Kilo kaybı
- Su kaybı
- İshal ve kusma
- Bağırsak düğümlenmesi görülebilir.
3. Hastalığın sinirsel belirtilerle görülen formunda ise genellikle sistemik hastalığın geçmesinden 2-3 hafta sonra başlar. Bu dönemde sinirsel ve deri formu beraber görülür. Hastalığın belirtileri;
- Yürüme, dönme ve hareketlerde zorluk
- Nöbetler
- Uyarılara karşı aşırı duyarlılık
- Davranış değişiklikleri
- Kısmi veya genel felç
- Ağız, göz kapakları, dudaklarda ve ayaklarda ritmik titremeler
- Burunda ve ayak tabanlarında epitel kalınlaşmaları (hyperkeratosis) görülür.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Aşılama en önemli önlemdir.
2. Dişi köpeklerin çiftleştirilmeden önce aşılanmaları maternal antikor seviyesini yükseltir.
Dolayısıyla doğum sonrası yavrunun korunması daha kolay olur. Hamile hayvanlarda zayıflatılmış gençlik hastalığı aşısı yapılmaz.
3. Bazen hastalığa yakalanan yavrularda hastalığın ilk 5 günü içinde aşılama yapılırsa hastalığın tedavisine yardımcı olmak açısından faydalı olabilir.
4. Maternal antikor seviyesi düşmedikçe aşılama faydasızdır. Bu yüzden en az 3 hafta ara ile 2 hatta 3 aşılama yapılmalıdır.
5. Gençlik hastalığına karşı yapılan aşılama yüksek ateşli (40 C) ve bağışıklık sistemi zayıf yavrularda uygulanmamalıdır.
- Sonuç;
Hastalık yüksek oranda öldürücü bir hastalıktır. Genelde hastanın bu hastalıktan özellikle sinirsel form ortaya çıktıktan sonra kurtulması zordur. Kurtulanlarda da kalıcı sakatlıklar olabilir. Hasta mümkün olduğu kadar destek tedavi ile desteklenmeli ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. Çünkü zaman geçtikce hastanın hayatta kalma şansı nispi olarak yükselir. Ancak bu durum sinirsel form için pek geçerli değildir. Fakat yinede nörolojik bozuklukların ilerlediği ve hastanın yaşam kalitesinin çok düştüğü durumların dışında ötanazi (uyutma) önerilmez Bu hastalığı yaşamamak için yapılması gereken en önemli şey, bilinmeyen yerlerden yavrular alınmamalı ve aşılamaya dikkat edilmelidir. Alınacak yavruları seçerken anne ve babası aşılı köpeklerin yavrusu olmasına özen gösterilmelidir.
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Köpeklerde yüksek derecede bulaşıcı hastalığa yol açan morbilivirüsdür.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Bütün vücut artıklarıyla, özellikle de dışkıyla bulaşır. Hastalığı atlatanlar bir kaç hafta daha virüsü yayarlar.
(Eğer evde gençlik hastalığından ölen bir yavru varsa, dezenfeksiyon işleminden emin olmadan yeni yavru alınmamalıdır)
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Hastalık genellikle 3-5 aylık yavrularda ortaya çıkar. Virüs alt solunum yolları ve bağlı lenf bezlerindeki makrofajlarda çoğalır. Çoğalan virüs hızlı bir şekilde epitel dokuya ve merkezi sinir sistemine yayılır.
2. Genç veya bağışıklık sistemi gelişmemiş yavrularda merkezi sinir sistemi zarar görür ve akut encephalomyelitis gelişir.
3. Biraz büyümüş veya bağışıklık sistemi gelişmiş yavrularda hastalık nonsüpratif encephalomyelitis olarak gelişir.
4. Yaşlı ve bağışıklık sistemi gelişmiş hastalarda bağışıklık sistemine bağlı kronik prograsif encephalomyelitis gelişir.
- Hastalık hangi form ve aşamalarda görülür?
Hastalık değişik formlarda görülür, bunlar;
1.Göz formu
2.Solunum formu
3. Deri formu
4. Sindirim formu
5. Sinirsel form
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Bazen hastalık belirgin bir semptom göstermez ve hastalığı ilk aşamada tespit etmek güçleşir.
1. Hastalığın başlangıç döneminde genellikle sadece göz formu ve nadirende sindirim formu görülür ve aşağıdaki belirtilerle gözlemlenebilir;
- 40-42 C ateş,
- Kilo kaybı,
- Depresyon ve hafif akıntılı conjunktivit gibi belirtilerle başlar.
2. Hastalığın sistemik enfeksiyon halinde olduğu durumlarda genellikle göz, akciğer ve sindirim formu birlikte görülür;
- Ateş genelde vardır fakat farkedilmeyebilir.
- Burun ve göz akıntıları başlangıçta temiz gibidir fakat gün geçtikçe bu akıntılar iltihaplanır.
- Önce kuru bir öksürük vardır fakat zaman geçtikçe şiddetlenir ve kraşelenir.
- Depresyon
- Kilo kaybı
- Su kaybı
- İshal ve kusma
- Bağırsak düğümlenmesi görülebilir.
3. Hastalığın sinirsel belirtilerle görülen formunda ise genellikle sistemik hastalığın geçmesinden 2-3 hafta sonra başlar. Bu dönemde sinirsel ve deri formu beraber görülür. Hastalığın belirtileri;
- Yürüme, dönme ve hareketlerde zorluk
- Nöbetler
- Uyarılara karşı aşırı duyarlılık
- Davranış değişiklikleri
- Kısmi veya genel felç
- Ağız, göz kapakları, dudaklarda ve ayaklarda ritmik titremeler
- Burunda ve ayak tabanlarında epitel kalınlaşmaları (hyperkeratosis) görülür.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Aşılama en önemli önlemdir.
2. Dişi köpeklerin çiftleştirilmeden önce aşılanmaları maternal antikor seviyesini yükseltir.
Dolayısıyla doğum sonrası yavrunun korunması daha kolay olur. Hamile hayvanlarda zayıflatılmış gençlik hastalığı aşısı yapılmaz.
3. Bazen hastalığa yakalanan yavrularda hastalığın ilk 5 günü içinde aşılama yapılırsa hastalığın tedavisine yardımcı olmak açısından faydalı olabilir.
4. Maternal antikor seviyesi düşmedikçe aşılama faydasızdır. Bu yüzden en az 3 hafta ara ile 2 hatta 3 aşılama yapılmalıdır.
5. Gençlik hastalığına karşı yapılan aşılama yüksek ateşli (40 C) ve bağışıklık sistemi zayıf yavrularda uygulanmamalıdır.
- Sonuç;
Hastalık yüksek oranda öldürücü bir hastalıktır. Genelde hastanın bu hastalıktan özellikle sinirsel form ortaya çıktıktan sonra kurtulması zordur. Kurtulanlarda da kalıcı sakatlıklar olabilir. Hasta mümkün olduğu kadar destek tedavi ile desteklenmeli ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. Çünkü zaman geçtikce hastanın hayatta kalma şansı nispi olarak yükselir. Ancak bu durum sinirsel form için pek geçerli değildir. Fakat yinede nörolojik bozuklukların ilerlediği ve hastanın yaşam kalitesinin çok düştüğü durumların dışında ötanazi (uyutma) önerilmez Bu hastalığı yaşamamak için yapılması gereken en önemli şey, bilinmeyen yerlerden yavrular alınmamalı ve aşılamaya dikkat edilmelidir. Alınacak yavruları seçerken anne ve babası aşılı köpeklerin yavrusu olmasına özen gösterilmelidir.
Etiketler:
bulasici hastaliklar,
canine distemper,
genclik hastaligi,
hastalik belirtileri,
hastaliklar,
korunma,
saglik,
saglik problemleri,
tedavi,
yavru kopek bakimi,
yavru kopek hastaliklari
2 Aralık 2010 Perşembe
Aşırı Salya ve Tükürük Üretimi (Ptyalism)
Birkaç kişi köpeklerinde aşırı salya gözlemlediğini ve bunun neden kaynaklanıyor olabileceğini sormuş. Aşağıda bu konuda yazılmış bir makale bulunmaktadır.
Köpeklerde Aşırı Salya Üretimi
Köpeklerde aşırı miktarda salya ve tükürük üretimi belli ırk köpeklerde ve belli şartlarda normal kabul edilebilir. Özellikle Great Dane, Mastif, Boxer gibi büyük ırklarda ağız ve dudak yapısına bağlı olarak salya-tükürük üretiminin fazla olması normaldir. Yemek kokusu, heyecan, sıcak-nemli hava köpeklerde salya-tükürük üretiminin artmasına sebep olur. Aşırı salya ve tükürük üretimi ırksal özellikler ve dış etkenlerden bağımsız şekilleniyor ve uzun saatler devam ediyorsa, bu bir sorundur ve etken belirlenmelidir.
Ptyalisme sebep olan etkenler;
* stomatitis—ağızdaki mukus zarının yangısı
* gingivitis—dişeti yangısı
* çürük dişler
* ağız içinde veya dilde yara, aft
* böcek (arı vb.) sokmaları
* kimyasal maddeler-yenmesi, solunması
* ağız ve dilde doku aşınması, ülserler
* ağızda veya soluk borusunda yabancı cisim, tümör
* nörolojik bir sebepten kaynaklanan çiğneme-yutma kaybı
* mide bulantısı—yenen kötü gıdadan, enfeksiyon hastalıklarından veya böbrek-karaciğer hastalıklarından kaynaklanabilir.
* metabolik hastalıklar
Aşırı salya- tükürük üretiminin yanı sıra başka belirtiler de görülebilir;
* ağızda kötü koku
* yutkunamamak, yemek yiyememek, su içememek
* bitkinlik, halsizlik
* kusma
* solunum problemleri
Tedavi;
Ptyalismim birçok sebebi olabildiği için tedavi etkene göre belirlenir. Böbrek ve karaciğer testleri, diğer kan analizleri, ağız-diş tedavisi, yabancı cisimin çıkarılması vb. tedavi yöntemleri uygulanabilir. Yangı çözücü ilaçlar, antibiyotikler kullanılabilir.
Köpeklerde Aşırı Salya Üretimi
Köpeklerde aşırı miktarda salya ve tükürük üretimi belli ırk köpeklerde ve belli şartlarda normal kabul edilebilir. Özellikle Great Dane, Mastif, Boxer gibi büyük ırklarda ağız ve dudak yapısına bağlı olarak salya-tükürük üretiminin fazla olması normaldir. Yemek kokusu, heyecan, sıcak-nemli hava köpeklerde salya-tükürük üretiminin artmasına sebep olur. Aşırı salya ve tükürük üretimi ırksal özellikler ve dış etkenlerden bağımsız şekilleniyor ve uzun saatler devam ediyorsa, bu bir sorundur ve etken belirlenmelidir.
Ptyalisme sebep olan etkenler;
* stomatitis—ağızdaki mukus zarının yangısı
* gingivitis—dişeti yangısı
* çürük dişler
* ağız içinde veya dilde yara, aft
* böcek (arı vb.) sokmaları
* kimyasal maddeler-yenmesi, solunması
* ağız ve dilde doku aşınması, ülserler
* ağızda veya soluk borusunda yabancı cisim, tümör
* nörolojik bir sebepten kaynaklanan çiğneme-yutma kaybı
* mide bulantısı—yenen kötü gıdadan, enfeksiyon hastalıklarından veya böbrek-karaciğer hastalıklarından kaynaklanabilir.
* metabolik hastalıklar
Aşırı salya- tükürük üretiminin yanı sıra başka belirtiler de görülebilir;
* ağızda kötü koku
* yutkunamamak, yemek yiyememek, su içememek
* bitkinlik, halsizlik
* kusma
* solunum problemleri
Tedavi;
Ptyalismim birçok sebebi olabildiği için tedavi etkene göre belirlenir. Böbrek ve karaciğer testleri, diğer kan analizleri, ağız-diş tedavisi, yabancı cisimin çıkarılması vb. tedavi yöntemleri uygulanabilir. Yangı çözücü ilaçlar, antibiyotikler kullanılabilir.
Animallia'dan alıntı.
17 Kasım 2010 Çarşamba
Köpeklerde Stres Nedenleri ve Belirtileri
Stres; canlının normal yaşam şartlarına etki eden çeşitli iç ve dış faktörlere karşı göstermiş olduğu tepkidir.
Köpekler yaşamları içinde kendilerini olumsuz etkileyen çeşitli olaylar karşısında değişik tepkiler verirler. Bu tepkilerin şiddeti yaşanılan olumsuzluğa bağlı olarak farklılık gösterir.
Strese neden olan faktörler olarak;
- Yaşam şartlarındaki değişiklikler (sahip değiştirme, ev değiştirme gibi)
- Hormonal değişimler
- Hastalıklar
- Ani ısı değişimleri
- Gebelik ve süt verme
- Aşırı eğzersiz
- Yetersiz ve dengesiz beslenme
- Yemek veya dışarı çıkma saatlerindeki düzensizlikler
- Rahat olmayan barınaklar
- Bazı köpeklerde (özellikle küçük ırklarda) traş ve banyo
- Ayrıca koşular, döğüşler ve güzellik yarışmaları da köpeklerde stres yaratan faktörler olarak sayılabilir.
Örnekler:
Bir çok köpeğin, kısa süreli de olsa tatil nedeniyle bırakıldığı otelden dönüşünde davranışlarında bazı olumsuz değişimlerin olduğu bilinen bir gerçektir. Rahatça gezinebildiği evinden uzak kapalı bir ortamda kalmak strese neden olabileceği gibi traş sonrası veya gıda değişikliği gibi nedenler de stres yaratabilir.
Stres Dereceleri:
Stres, stresi yaratan faktöre, köpeğin genetik yapısına, ortama bağlı olarak değişik derecelerde belirtiler görülür ve hafif dereceli stres ve ciddi dereceli stres olarak basitce sınıflandırılabilinir.
- Hafif stres vakalarında itaatsizlik iştah kaybı, hırlama, dikkat dağılması gibi belirtiler görülebilir. Bu durumlarda şartların düzeltilmesi, stres kaynağının ortadan kaldırılması ile kısa sürede iyileşmeler gözlenir.
- Ciddi stres vakalarında sessizlik, ilgisizlik ve tepkisizlik, depresif tavır, insanlardan kaçmak gibi belirtiler görülebilir. Böyle ciddi stres vakalarında dehidrasyon ve aşırı iştahsızlık, yoğun tüy dökümü ileri düzeydedir.
Fizyolojik Belirtiler:
Stresli bir köpekte, çeşitli davranış bozuklukları görülebileceği gibi bazı fizyolojik değişiklikleri de tespit etmek mümkündür. Stresin neden olduğu en önemli olumsuzluk immun sistemin baskılanması ve vücudun hastalıklara açık hale gelmesidir. Köpeklerin stresli dönemlerinde kanda eritrosit sayısında azalma olur ve buna bağlı olarak anemi (kansızlık) tespit edilebilir. Kısacası bu dönemde herhangi bir hastalığa yakalanması çok kolaydır ve tedaviler diğer zamanlara göre oldukça zordur.
Bu tür vakaları gözardı etmeyerek gerekli önlemleri almalı ve hemen veteriner hekiminizle görüşmelisiniz.
Köpekler yaşamları içinde kendilerini olumsuz etkileyen çeşitli olaylar karşısında değişik tepkiler verirler. Bu tepkilerin şiddeti yaşanılan olumsuzluğa bağlı olarak farklılık gösterir.
Strese neden olan faktörler olarak;
- Yaşam şartlarındaki değişiklikler (sahip değiştirme, ev değiştirme gibi)
- Hormonal değişimler
- Hastalıklar
- Ani ısı değişimleri
- Gebelik ve süt verme
- Aşırı eğzersiz
- Yetersiz ve dengesiz beslenme
- Yemek veya dışarı çıkma saatlerindeki düzensizlikler
- Rahat olmayan barınaklar
- Bazı köpeklerde (özellikle küçük ırklarda) traş ve banyo
- Ayrıca koşular, döğüşler ve güzellik yarışmaları da köpeklerde stres yaratan faktörler olarak sayılabilir.
Örnekler:
Bir çok köpeğin, kısa süreli de olsa tatil nedeniyle bırakıldığı otelden dönüşünde davranışlarında bazı olumsuz değişimlerin olduğu bilinen bir gerçektir. Rahatça gezinebildiği evinden uzak kapalı bir ortamda kalmak strese neden olabileceği gibi traş sonrası veya gıda değişikliği gibi nedenler de stres yaratabilir.
Stres Dereceleri:
Stres, stresi yaratan faktöre, köpeğin genetik yapısına, ortama bağlı olarak değişik derecelerde belirtiler görülür ve hafif dereceli stres ve ciddi dereceli stres olarak basitce sınıflandırılabilinir.
- Hafif stres vakalarında itaatsizlik iştah kaybı, hırlama, dikkat dağılması gibi belirtiler görülebilir. Bu durumlarda şartların düzeltilmesi, stres kaynağının ortadan kaldırılması ile kısa sürede iyileşmeler gözlenir.
- Ciddi stres vakalarında sessizlik, ilgisizlik ve tepkisizlik, depresif tavır, insanlardan kaçmak gibi belirtiler görülebilir. Böyle ciddi stres vakalarında dehidrasyon ve aşırı iştahsızlık, yoğun tüy dökümü ileri düzeydedir.
Fizyolojik Belirtiler:
Stresli bir köpekte, çeşitli davranış bozuklukları görülebileceği gibi bazı fizyolojik değişiklikleri de tespit etmek mümkündür. Stresin neden olduğu en önemli olumsuzluk immun sistemin baskılanması ve vücudun hastalıklara açık hale gelmesidir. Köpeklerin stresli dönemlerinde kanda eritrosit sayısında azalma olur ve buna bağlı olarak anemi (kansızlık) tespit edilebilir. Kısacası bu dönemde herhangi bir hastalığa yakalanması çok kolaydır ve tedaviler diğer zamanlara göre oldukça zordur.
Bu tür vakaları gözardı etmeyerek gerekli önlemleri almalı ve hemen veteriner hekiminizle görüşmelisiniz.
17 Eylül 2010 Cuma
Köpeğiniz Hasta Olabilir mi?: 21 Hastalık Belirtisi
- İştahsızlık, yemek yememek—(24 saati geçen durumlarda)
- Kilo kaybı—vücut ağırlığının %10’unu veya fazlasını kaybetmek
- Jaundice— vücut dokularında sarılık (özellikle gözün beyaz kısımlarında)
- Aşırı su içmek/aşırı idrara çıkmak—günde 1 cup’tan fazla su içmek
- Bitkinlik, halsizlik
- Soluk renkli diş eti—anemi veya şok belirtisi olabilir.
- Ateş
- Nöbet, kriz, bayılma
- Gözlerde kızarıklık—yangı, enfeksiyon belirtisidir.
- Öksürük, burun-göz akıntısı
- İshal/kabızlık, dışkıda kan
- İdrarda kan
- Kusma, kanlı kusmuk, kusmaya çalışmak-kusamamak
- Solunum problemleri: sık nefes alıp verme, hırıltılı nefes alıp verme
- İdrara çıkmada sorun yaşıyorsa: Sık idrara çıkma, azar azar idrar yapma, ağrılı idrar yapma, idrara çıkarken bağırma/ağlama, idrar öncesinde/sonrasında genital bölgeyi uzun süre yalama, evde sağa sola idrar yapma
- Vücutta ısırık yaraları
- Deri-tüy problemleri
- Batında alışılmadık şişkinlik, gerginlik
- Huzursuzluk, uyuyamama, aşırı hareketlilik
- Dengesizlik, koordinasyon bozukluğu
- Görme / duymada azalma
Etiketler:
faydali bilgiler,
hastalik belirtileri,
hastaliklar,
saglik
27 Ağustos 2010 Cuma
Köpeklerde Aşırı Tüy Dökülmesinin Altında Yatan Hastalıklar
Köpekler genel olarak senede 2 kez mevsim değişikliklerinden ötürü tüy dökerler. Bunun dışında ise sürekli ve fazla miktarda tüy dökülmesi normal değildir. Köpeğiniz aşırı miktarda tüy döküyorsa bunun altında başka nedenler olabileceğini düşünerek onu gözlemlemenizi öneririm. Tüy dökülmesine neden olan bazı sebepleri de aşağıda görebilirsiniz.
Köpekler doğuştan şeker hastası kabul edilmekte ve fazla miktarda şeker tüylerini de dökmektedir. Bu yüzden köpeğinizi şekerli gıdalardan uzak tutunuz.
2-Dış parazitler:
Uyuz, bit, pire vb. dış parazitler tüy dökülmesine sebep olabilir. Burada en önemli belirti kaşıntıdır.
3-Mantar:
Köpeğiniz mantar olmuşsa tüy dökülmesi ve kaşıntı mantarda olduğu gibi en belirgin belirtilerdir.
4-Egzama:
Egzama tüy dökümüne neden olur ve altında birçok neden yatabilir. Teşhis ve önlem için veteriner hekiminize danışmanız gerekir.
5-Stres:
Köpeğin uzun süre kapalı ortamda kalması, tek yönlü besleme, mevsimsel değişiklikler ve kısa süreli açlık durumu tüy dökülmesine neden olabilir.
Tüy Dökümüne Neden Olabilecek Hastalıklar
1-Şeker hastalığı:Köpekler doğuştan şeker hastası kabul edilmekte ve fazla miktarda şeker tüylerini de dökmektedir. Bu yüzden köpeğinizi şekerli gıdalardan uzak tutunuz.
2-Dış parazitler:
Uyuz, bit, pire vb. dış parazitler tüy dökülmesine sebep olabilir. Burada en önemli belirti kaşıntıdır.
3-Mantar:
Köpeğiniz mantar olmuşsa tüy dökülmesi ve kaşıntı mantarda olduğu gibi en belirgin belirtilerdir.
4-Egzama:
Egzama tüy dökümüne neden olur ve altında birçok neden yatabilir. Teşhis ve önlem için veteriner hekiminize danışmanız gerekir.
5-Stres:
Köpeğin uzun süre kapalı ortamda kalması, tek yönlü besleme, mevsimsel değişiklikler ve kısa süreli açlık durumu tüy dökülmesine neden olabilir.
Etiketler:
deri hastalıkları,
deri sagligi,
dis parazit,
egzama,
hastaliklar,
mantar,
saglik,
seker,
stres,
tuy dokulmesi,
tuy sagligi,
tuyler
Köpeğinizi Kısırlaştırmamak İçin Bahaneler ve Asıl Gerçekler
Kısırlaştırılan hayvanlar kilo alıyor
Hayvanların kilo alma sebebi kısırlaştırılmaları değil sizin doğru bir beslenme programı uygulamamanızdır. Doğru miktarlarda beslenen, günlük egzersizini yapan kısırlaştırılmış hayvanlar kilo almazlar. Günlük mama miktarını belirlemede sorun yaşıyorsanız veteriner hekiminizden yardım istemekten çekinmeyin.
Ameliyat masraflarını ödemek istemiyorum
Kısırlaştırma ameliyatı bütçenize bir yük getirebilir; fakat kısırlaşan hayvanlar ilerde başlarına gelebilecek birtakım hastalıklardan kurtulmuş olurlar (rahim-yumurtalık-testis kanserleri, enfeksiyonları & ayrıca erken yaşta kısırlaşan dişilerde meme tümörü; erkeklerde prostat kanseri görülme ihtimali kısırlaşmamış hayvanlara göre çok düşüktür). Ayrıca bir dişinin gebelik süresindeki sağlık kontrolleri, doğum masrafları, yavruların ihtiyaçlarının maliyeti bir kısırlaştırma ameliyatından kat be kat fazladır.Doğum yapmak sağlık açısından faydalıdır
Bu bilimsel bir söylem değildir. Doğum ve yavruların bakımı anne köpeği yoran, hırpalayan bir süreçtir.Bari bir kez çiftleşsin
Özellikle erkek köpek sahiplerinden duyduğumuz bir cümledir bu… erkek köpeğin bir kez çiftleşmesinin hiçbir anlamı yoktur çünkü çiftleşmenin ertesi günü erkek köpek yine bir dişi köpek arıyor olacaktır. Hayvanlarda çiftleşme sadece soyun devamını sağlamaya yönelik içgüdüsel bir davranıştır, duygu içermez.Köpeğim çok tatlı, karakteri değişsin istemiyorum
Hiçbir hayvanın kısırlaştırma ameliyatından sonra karakteri değişmez. Sadece çiftleşmek isteği yüzünden gösterdiği agresyon azalır. Erkek köpeklerin dişi bulmak için evden kaçmaları son bulur.İleride tıpkı kendisi gibi bir yavru istiyorum
Maalesef köpeğinizin / kedinizin yavrularının kendine benzemesinin hiçbir garantisi yoktur.Ameliyattan sonra bana küsebilir
Hiçbir köpek/kedi geçirdiği ameliyattan sonra çok sevdiği sahibine küsmez. Sadece birkaç gün sıkıntısı olacağı için bu süreçte biraz keyifsizdir. Bir hafta sonra normal günlük hayatlarına dönerler ve sahipleriyle hiçbir sorun yaşamazlar.Kısırlaşan hayvanlar hareketsizleşiyor
Bu kesinlikle doğru değildir. Sadece kısırlaşan hayvanlar hormonal değişimlere bağlı olarak daha az agresif, daha sevecen olurlar. Oyun oynamalarında, günlük aktivitelerinde hiçbir azalma olmaz.Anneliği bir kez tatmalı
Kedi ve köpeklerde annelik kavramı insanlardaki gibi değildir. Anne köpek yavrularına belli bir aya gelene kadar bakar; daha sonra ebeveyn ilişkisi biter (Anne veya baba köpek ileride kendi yavrularıyla çiftleşebilir).29 Temmuz 2010 Perşembe
Köpeklerde Diş Sağlığı
Köpeklerde diş sağlığı oldukça önemli ve dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. Bu konudaki bilgileri soru cevap şeklinde vermeye çalışalım.
Sağlıksız dişlerin belirtileri nelerdir?
Kötü ağız kokusu
Dişin kaybı
Gingivitis (dişetinde yangı ve kızarıklık)
Diş gıcırdaması veya dişin sallanması
Ağızda aşırı sulanma, salya artışı
İştah kaybı
Dişetinde kanama
Periodontal hastalıklar ağrı vericidir. Hayvanlar konuşup bunu belirtemediklerinden bu sorumluluğu bizim üstlenmemiz gerekmektedir. Eğer petinizin dişlerinde bir sorun olduğunu düşünüyorsanız lütfen veteriner hekiminizle görüşün.
Diş bakımında neler yapılır?
Profilaksi dediğimiz diş muayenesi ve diş temizliği, periodontal hastalıklardan korunmak için standart tedaviyi içermektedir. Bu sırada dişeti sınırında gelişen plaklar manuel veya ultrasonik olarak alınır, genel diş temizliği ve flouride uygulaması yapılır.
Bu hastalıkların teşhisi için, ayrıca oluşumunu engellemek için profilaktik diş bakımı her yıl yapılmalıdır. Ancak yine de bir veteriner hekim yalnız başına periodontal hastalıkların oluşumunu engelleyemez. Evde de iyi bakım şarttır. Ancak bu sayede diş ve dişeti sağlığının sürekliliğini sağlayabilirsiniz. En önemlisi köpeğinizin dişlerini günlük olarak fırçalamaktır.
Köpeğimin dişini ne zaman fırçalamaya başlamalıyım?
Köpeğinizin dişlerini ne kadar erken fırçalamaya başlarsanız bu işleme o kadar kolay adapte olur. İdeal olanı 8-12 haftalık dönemde fırçalamaya başlamaktır. Ama her güzel alışkanlık gibi bu işe de başlamak için hiçbir zaman geç değildir.
Fırçalama işlemi 30 saniyeden fazla sürmemelidir. Bu işlemden sonra köpeğinize bir ödül vermek iyi bir fikirdir. Örneğin bir parça köpek bisküvisi verebilirsiniz. Köpeğinizin aklında fırçalama işleminden çok ödülün kendisi kalacaktır. Böylece sonraki uygulamaları daha kolay yapabilirsiniz. İnsanlar için kullanılan diş macunu ve karbonat kullanmamanız gerektiğini de unutmayın.
Köpeğimin dişleri neden kırmızı görünüyor?
Bazı köpeklerin dişetlerinde kırmızı bir dokunun geliştiği izlenir. Çoğunlukla bu dokunun altındaki diş minesi zarar görür, yıkımlanır. Hasarlı bölge dişin damar ve sinirlerinin bulunduğu orta kısma kadar ilerlerse dişin çekilmesi gerekir. Bu çok ağrı verici bir olaydır. Mine yıkımlanmasının asıl sebebi bilinmemektedir. Ancak dişlerde haftalık flouride kullanımı bu sorunun oluşmasını engelleyebilir. Bunun için diş fırçalamaya özen göstermek gerekir.
Köpeğim sadece kuru mama ve köpek bisküvisi yiyor. Yine de dişlerini fırçalamalı mıyım?
Sert, kuru diyetler dişleri temiz tutabilmektedirler. Ancak dişeti sınırı için bu söylenemez. Köpek bisküvileri bir kısım plağın diş üzerinden ayrılmasına neden olabilmektedir, ancak dişeti kökünü temizleyememekte dolayısıyla periodontal hastalıklardan koruma sağlayamamaktadır. Bu gıdalar köpeğinizin diş sağlığı açısından iyi olmasına rağmen günlük diş fırçalamaya bir alternatif değildirler.
Sağlıksız dişlerin belirtileri nelerdir?
Kötü ağız kokusu
Dişin kaybı
Gingivitis (dişetinde yangı ve kızarıklık)
Diş gıcırdaması veya dişin sallanması
Ağızda aşırı sulanma, salya artışı
İştah kaybı
Dişetinde kanama
Periodontal hastalıklar ağrı vericidir. Hayvanlar konuşup bunu belirtemediklerinden bu sorumluluğu bizim üstlenmemiz gerekmektedir. Eğer petinizin dişlerinde bir sorun olduğunu düşünüyorsanız lütfen veteriner hekiminizle görüşün.
Diş bakımında neler yapılır?
Profilaksi dediğimiz diş muayenesi ve diş temizliği, periodontal hastalıklardan korunmak için standart tedaviyi içermektedir. Bu sırada dişeti sınırında gelişen plaklar manuel veya ultrasonik olarak alınır, genel diş temizliği ve flouride uygulaması yapılır.
Bu hastalıkların teşhisi için, ayrıca oluşumunu engellemek için profilaktik diş bakımı her yıl yapılmalıdır. Ancak yine de bir veteriner hekim yalnız başına periodontal hastalıkların oluşumunu engelleyemez. Evde de iyi bakım şarttır. Ancak bu sayede diş ve dişeti sağlığının sürekliliğini sağlayabilirsiniz. En önemlisi köpeğinizin dişlerini günlük olarak fırçalamaktır.
Köpeğimin dişini ne zaman fırçalamaya başlamalıyım?
Köpeğinizin dişlerini ne kadar erken fırçalamaya başlarsanız bu işleme o kadar kolay adapte olur. İdeal olanı 8-12 haftalık dönemde fırçalamaya başlamaktır. Ama her güzel alışkanlık gibi bu işe de başlamak için hiçbir zaman geç değildir.
Fırçalama işlemi 30 saniyeden fazla sürmemelidir. Bu işlemden sonra köpeğinize bir ödül vermek iyi bir fikirdir. Örneğin bir parça köpek bisküvisi verebilirsiniz. Köpeğinizin aklında fırçalama işleminden çok ödülün kendisi kalacaktır. Böylece sonraki uygulamaları daha kolay yapabilirsiniz. İnsanlar için kullanılan diş macunu ve karbonat kullanmamanız gerektiğini de unutmayın.
Köpeğimin dişleri neden kırmızı görünüyor?
Bazı köpeklerin dişetlerinde kırmızı bir dokunun geliştiği izlenir. Çoğunlukla bu dokunun altındaki diş minesi zarar görür, yıkımlanır. Hasarlı bölge dişin damar ve sinirlerinin bulunduğu orta kısma kadar ilerlerse dişin çekilmesi gerekir. Bu çok ağrı verici bir olaydır. Mine yıkımlanmasının asıl sebebi bilinmemektedir. Ancak dişlerde haftalık flouride kullanımı bu sorunun oluşmasını engelleyebilir. Bunun için diş fırçalamaya özen göstermek gerekir.
Köpeğim sadece kuru mama ve köpek bisküvisi yiyor. Yine de dişlerini fırçalamalı mıyım?
Sert, kuru diyetler dişleri temiz tutabilmektedirler. Ancak dişeti sınırı için bu söylenemez. Köpek bisküvileri bir kısım plağın diş üzerinden ayrılmasına neden olabilmektedir, ancak dişeti kökünü temizleyememekte dolayısıyla periodontal hastalıklardan koruma sağlayamamaktadır. Bu gıdalar köpeğinizin diş sağlığı açısından iyi olmasına rağmen günlük diş fırçalamaya bir alternatif değildirler.
Etiketler:
agiz sagligi,
dis bakimi,
hastaliklar,
saglik,
saglikli disler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














