Yüksek kolesterol insanlarda olduğu gibi köpeklerde de yaygın olarak görülür. Diğer bir ismi de "Hiperlipidemi" dir.
Köpeklerde yüksek kolesterol nedenleri;
- Irksal ve genetik faktörler
- Egzersiz ve beslenme alışkanlıkları gibi yaşam tarzıyla ilgili faktörler
- Karaciğer fonksiyon bozukluğuna neden olan tıbbi durumlar
- Aşırı aktif tiroid ya da adrenalin bezi, yüksek kan şekeri, pankreas ve safra kanalı daralma iltihabı
Köpeklerde yüksek kolesterol belirtileri;
Yüksek kolesterolün nedeni ne olursa olsun belirtileri aynıdır; Nöbetler, karın ağrısı, ciltte yaralar, deride sarı/kırmızı renkli şişlikler ve sinir sistemi işlev bozuklukları. Ayrıca son dönemde yapılan bir araştırmada kendi kuyruğunu kovalayan köpeklerin yüksek kolesterolden muzdarip olmasının muhtemel olduğu belirtilmiştir. Bu araştırma kuğruğunu kovalayan ve kovalamayan 15'er köpek üzerinde yapılmıştır. Daha sonra bu köpeklerin kolesterolleri ölçülmüş ve yüksek kolesterolü olanların tamamının kuyruklarını kovaladığı görülmüştür.
Köpeklerde yüksek kolesterol teşhisi ve tedavisi;
Köpeğinizde yüksek kolesterolden şüpheleniyorsanız onu veterinere götürerek sağlık muayenesinden geçirmeniz gerekir. 12 saat açlık sonrası yapılan bir kan testleri ile köpeğinizin kolesterol bulguları ortaya çıkar.
Not: Bu yazı Mehtap Arslan tarafından yabancı bir makaleden çevrilmiştir. Blog adresi kaynak gösterilmedikçe alıntı yapılamaz.
saglik problemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
saglik problemleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Temmuz 2011 Cuma
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Köpeklerde Alerjik Astım (BRONŞİAL ASTIM—BRONCHIAL ASTHMA)
Bronşlar ciğerlerdeki hava geçiş yollarıdır. Ani alerjik bir reaksiyona bağlı olarak bronşların mukoza ile dolup, ani daralması sonucu hava yolu tıkanır. Hayvan ciğerlerindeki havayı boşaltamaz ve nefes almada sorun yaşar. Ciğerlerde şekillenen bu hastalığa bronşial astım denir. Hastalığa Köpek Alerjik Astımı da denir.
Astımın belirtileri:
*nefes almada güçlük
*öksürme
*hırıltılı solunum
*tachypnea—sık nefes alma
*kilo kaybı
*genel kondüsyonda bozulma
*hareketlerde azalma
*uyuşukluk
*anormal duruş şekli—yere yattıklarında kafayı uzatarak uyumak, dirsekleri arkada tutarak boyluca uzanmak (hava kanalını açık tutmak için)
Astım köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır (kedilerde köpeklerden daha sık görülür). İlk belirtiler genellikle genç ve orta yaş döneminde başlar. Obez köpekler bronşial astıma yatkındırlar. Bronşial astıma sebep olan etkeni tespit etmek çok zordur. Stres, çevre değişimi, mevsimler astımı tetikleyebilir. Astım krizleri çok farklılık gösterebilir. Bazı köpeklerde belirtiler hafiftir ve hastalık çok hafif seyreder; bazı köpeklerde gün boyu süren, çok sık tekrarlayan nöbetler görülür. Astım köpeklerin bünyesini çok yoran, yaşam kalitelerini düşüren bir hastalıktır. Tedavi edilmeyen bazı vakalar ölümle sonuçlanabilir.
Astımlı hayvanların bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar:
*evde sigara içilmemelidir.
*hava temizleyici kullanılmalıdır.
*aerosol spreyler (saç spreyi, deodorantlar vb.) kullanılmamalıdır.
*eğer kediniz kiloluysa mutlaka zayıflatmalısınız.
* toz halindeki ev kimyasalları (halı temizleme tozları vb.) kullanılmamalıdır.
*dış paraziter ilaçlama için pire tozu kullanmayın (enseye damlatılan paraziter ilaçları tercih edin).
*toz şampuan, parfüm kullanmayın.
*yaşam alanları iyi havalandırılmalıdır.
*astım krizi esnasında kullanılmak üzere bir oksijen tüpü bulundurulmalıdır (hastalığı ağır seyreden hayvanlar için).
*hayvan her türlü stresten uzak tutulmalıdır (gürültü vb.)
*yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Bazı diğer hastalıkların semptomları da bronşial astıma benzer. Bronşial astımın doğru teşhis edilebilmesi için bu olası hastalıkları elemek gerekir.
Bronşial astıma benzeyen hastalıklar:
*akut üst solunum yolları enfeksiyonları
*heartworm (kalp Kurdu) hastalığı
*ciğerlerdeki paraziter enfeksiyonlar
*nasofarenjeal polipler
*larenjeal hastalıklar
*pleural effüzyon—göğüs boşluğunda sıvı birikmesi
*pulmonary ödem—ciğerlerde sıvı birikmesi
*hava yolunun yabancı bir cisimle veya tümörle tıkanması
*nefes borusuna veya göğüs boşluğuna isabet eden travmalar
*ciğerlerde oluşan tümörler, kanser
*pneumonia—zatüre
Hastalığa neden olan alerjik etkenin tespiti (toz, pollen, duman, mite vb.) çok zordur. Kapsamlı bir alerji testi yapılması gereklidir. Tedavide corticosteroidler, bronchodilator ilaçlar (bronşları açan) ve oksijen takviyesi (küvöz, oksijen kafesi vb.) önerilir. Her 6-12 ayda bir akciğerlerin röntgeni (kontrol amaçlı) alınmalıdır.
Astımın belirtileri:
*nefes almada güçlük
*öksürme
*hırıltılı solunum
*tachypnea—sık nefes alma
*kilo kaybı
*genel kondüsyonda bozulma
*hareketlerde azalma
*uyuşukluk
*anormal duruş şekli—yere yattıklarında kafayı uzatarak uyumak, dirsekleri arkada tutarak boyluca uzanmak (hava kanalını açık tutmak için)
Astım köpeklerde nadir görülen bir hastalıktır (kedilerde köpeklerden daha sık görülür). İlk belirtiler genellikle genç ve orta yaş döneminde başlar. Obez köpekler bronşial astıma yatkındırlar. Bronşial astıma sebep olan etkeni tespit etmek çok zordur. Stres, çevre değişimi, mevsimler astımı tetikleyebilir. Astım krizleri çok farklılık gösterebilir. Bazı köpeklerde belirtiler hafiftir ve hastalık çok hafif seyreder; bazı köpeklerde gün boyu süren, çok sık tekrarlayan nöbetler görülür. Astım köpeklerin bünyesini çok yoran, yaşam kalitelerini düşüren bir hastalıktır. Tedavi edilmeyen bazı vakalar ölümle sonuçlanabilir.
Astımlı hayvanların bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar:
*evde sigara içilmemelidir.
*hava temizleyici kullanılmalıdır.
*aerosol spreyler (saç spreyi, deodorantlar vb.) kullanılmamalıdır.
*eğer kediniz kiloluysa mutlaka zayıflatmalısınız.
* toz halindeki ev kimyasalları (halı temizleme tozları vb.) kullanılmamalıdır.
*dış paraziter ilaçlama için pire tozu kullanmayın (enseye damlatılan paraziter ilaçları tercih edin).
*toz şampuan, parfüm kullanmayın.
*yaşam alanları iyi havalandırılmalıdır.
*astım krizi esnasında kullanılmak üzere bir oksijen tüpü bulundurulmalıdır (hastalığı ağır seyreden hayvanlar için).
*hayvan her türlü stresten uzak tutulmalıdır (gürültü vb.)
*yorucu egzersizlerden kaçınılmalıdır.
Bazı diğer hastalıkların semptomları da bronşial astıma benzer. Bronşial astımın doğru teşhis edilebilmesi için bu olası hastalıkları elemek gerekir.
Bronşial astıma benzeyen hastalıklar:
*akut üst solunum yolları enfeksiyonları
*heartworm (kalp Kurdu) hastalığı
*ciğerlerdeki paraziter enfeksiyonlar
*nasofarenjeal polipler
*larenjeal hastalıklar
*pleural effüzyon—göğüs boşluğunda sıvı birikmesi
*pulmonary ödem—ciğerlerde sıvı birikmesi
*hava yolunun yabancı bir cisimle veya tümörle tıkanması
*nefes borusuna veya göğüs boşluğuna isabet eden travmalar
*ciğerlerde oluşan tümörler, kanser
*pneumonia—zatüre
Hastalığa neden olan alerjik etkenin tespiti (toz, pollen, duman, mite vb.) çok zordur. Kapsamlı bir alerji testi yapılması gereklidir. Tedavide corticosteroidler, bronchodilator ilaçlar (bronşları açan) ve oksijen takviyesi (küvöz, oksijen kafesi vb.) önerilir. Her 6-12 ayda bir akciğerlerin röntgeni (kontrol amaçlı) alınmalıdır.
14 Ocak 2011 Cuma
Köpeklerde Görülen Dış Parazitler ve Tedavi Yöntemleri
Köpekler yaşadıkları ortamdan bir çok dış parazit alabilirler. Dış parazitler köpeğinizin kanı ile beslendikleri için anemiye ve alerjik deri reaksiyonlarına sebep olurlar. Dış parazitler taşıdıkları bir çok iç paraziti de ısırma esnasında köpeğe bulaştırırlar. Bu sebepten dış parazitlere karşı veterinerinizin önereceği korumaya yönelik programı aksatmadan uygulamalısınız.
Başlıca Dış Parazitler
Pireler: Köpeklerde en sık rastlanan dış parazitlerdir. Bilimsel adı Ctenocephalides’dir. Şiddetli kaşıntıya sebep olurlar. Pirelerin tükürükleri bazı köpeklerin derisinde alerjik reaksiyonlar oluşturur. Bu sebepten pire köpeği ısırıp, başka bir konakçıya geçse bile, o köpekte deri alerjisi görülebilir. Pireler ısırma esnasında taşıdıkları iç parazitleri de köpeğe bulaştırırlar. Gözle görülebilen büyüklükte parazitlerdir. Pire dışkısı karabiber serpintisine benzer. Pirelerin 30 günlük yaşam siklüsu vardır. Bir dişi pire ilk kan emişinden yaklaşık 39-48 saat içerisinde yumurtlar. Pireler aylarca beslenmeden canlı kalabilirler. Karanlık, nemli ortamları severler. Yaklaşık 1.5m. zıplayabildikleri için köpeklere çok kolay yerleşirler. Yaşamları 4 evreden oluşur.
Yumurta evresi—Oval, beyaz, ancak büyüteçle görülebilen yumurtalardır. Bir dişi yaşamı süresince yüzlerce yumurta yapar. Yumurtaların çoğu köpeğin üstünde tutunur; bir miktarı da çevreye dökülür. Pireyle mücadelede evi süpürdükten sonra elektrikli süpürgenin torbasını çöpe atmamız bu sebepten önemlidir.
Larva evresi- büyüteçle bakıldığında minik bir solucana benzerler. Bir kısmı köpeğin üstünde, bir kısmı ise evdeki mobilyaların altında, halılarda, köpeğinizin yatağında pupa evresine geçmeyi beklerler.
Pupa evresi— bu evre ortamın uygunluk şartlarına göre haftalar veya aylar sürebilir. Kozalar çevredeki titreşimler sayesinde çatlar ve çevreye bir dolu minik pire saçılır.
Erişkin evresi— pupa evresinin sonunda kozadan çıkan pireler artık üremeye hazır erişkin pirelerdir.
Keneler: keneler de aynı pireler gibi, birçok hastalığa sebep olan dış parazitlerdir. Yumuşak veya sert kabuklu türleri vardır. Köpeklerde yaşayabilen keneler s zırhları (scutum) olan sert kabuklu kene türleridir. Keneler, nemli, gölgelik yerleri severler.Köpeklerin kanlarını emerek beslendikleri için anemiye sebep olurlar. Kan emme esnasında, taşıdıkları iç parazitleri köpeğe bulaştırırlar. İç parazitlerden başka lyme , Kırım Kongo Kanamalı Ateşi , ehrlichiosis , tularemi , gibi bir çok hastalığı da köpeklere ve insanlara geçirirler. Keneler bu hastalıkların bulaşmasında ara konakçı veya vektör vazifesi görürler. Kenelerin ağızları çengelli bir yapıdadır. Kan emerken bu çengelleri deriye geçirirler. Keneleri tutup çekerseniz kafaları derinin içerisinde kalır ; kenenin tamamı çıkartılamamış olur. Bu durumda kenenin taşıdığı virüs kolaylıkla hayvanın (insanın ) kanına karışır. Kenenin taşıdığı hastalıklarla mücadelede , kenelerin nasıl çıkartılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Keneyi bir cımbız kullanarak, saat istikametinde çevirerek bir bütün olarak çıkartmaya dikkat edin. Keneyi aldıktan sonra, bölgeyi antiseptikle silin.
Kenelerin yumurtadan çıktıktan sonra 3 yaşam evreleri vardır.
Larva evresi— yumurtadan çıkan keneler larva olarak birkaç gün beslendikten sonra toprağa düşerler. Bir sonraki nymp evresine kadar toprakta kalırlar.
Nymp evresi— erişkin olmadan önceki evredir. Bu evrede nympler sıcak kanlı canlıların kanları ile beslenirler. Birinci haftanın sonunda, değişim için tekrar toprağa düşerler.Uygun koşullar oluşmazsa, bir sonraki evreye geçmek için aylarca bekleyebilirler.
Erişkin evresi— artık sıcak kanlı bir canlıya yerleşip, üremeye başlarlar.
Lice: Tüylerin gövdesinde, deriden dökülen dış tabakayı yiyerek yaşayan 2mm.büyüklüğünde küçük dış parazitlerdir (bit) . Fiziksel temasla köpekten köpeğe geçerler. Köpeklerde kaşıntıya ve tüy dökülmelerine sebep olur. Pire ve kenelerde kullanılan ilaçlar licelar üzerinde de etkilidir. Çok miktarda lice, hayvanda anemiye sebep olabilir. Demir takviyesi gerekebilir. Köpeklerdeki lice, insanlarda görülen licelardan farklıdır, ve insana geçmez.
Uyuz ve Uyuz Böcekleri: 0.2-0.5 mm. büyüklüğünde akar parazitleridir. Derinin epidermis katları arasında kıl foliküllerine yerleşerek , doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenerek yaşarlar.Yerleştikleri bölgede alerjik reaksiyonlara sebep olurlar.Nemli ve karanlık yerleri severler.Parazit sayısının artması birçok hastalığı da beraberinde getirir. Uyuz, genellikle bağışıklığı düşük, hasta köpeklerde daha şiddetli bir seyir izler. Kötü bakım, dengesiz beslenme, tüy bakımının yapılmaması, havanın sıcak olması uyuzun kolay yayılmasına ortam sağlar. Uyuz böceği deriden alınan kazıntının mikroskopta incelenmesiyle teşhis edilebilir. Doberman, Boxer, Terrier, Alman Kurt Köpekleri ve Rottweiler cinsi köpekler genetik olarak uyuza daha yatkın ırklardır.
Hayvanlarda, scarptos canis, otodectes cynotis, notoedres cati, ve demotex canis etken uyuzlardır.
Demodex—köpeklerde en yaygın uyuz demodex’dir. Köpeklerde lokalize veya yaygın olarak görülebilir.Sokak köpeklerinde sık görülür. Uyuz böceği köpeğin karın ve bacaklarının iç yüzü gibi kılsız ve az kıllı bölgelerinde derinin altına yerleşir. Bu sebepten mikroskopla dahi zor teşhis edilir. Bazen uzun süre hiçbir belirti görülmez. Köpeğin bağışıklığının düşmesi ile belirtiler ortaya çıkar. Şiddetli kaşıntı, deride kızarıklık, tüy dökülmesi, kaşetik ve bitkin görünüm , tüyde kepeklenme ve kabuklanma,deri renginde koyulaşma demodex’in belirtileridir. İlk evrelerde görülen derideki kırmızı, küçük kabarıklıklar zamanla yerini irinli, ülseratif yaralara bırakır. Diğer uyuzların tedavisi birkaç gün sürse de, demodex en inatçı uyuz türüdür.Tedavisi 4-6 ay sürebilir.
Otodectes cynotis— bu tür uyuzda böcek sıklıkla kulak kepçesine ve kulak yoluna yerleşir. Kulakta kaşıntı, yangı, ve exudat birikimine sebep olur. Tedavi edilmezse, kulak deformasyona uğrayabilir.
Notoedres cati— bu tip uyuz, kedilerde daha yaygındır. Genellikle yavru köpeklerde görülür; yetişkin köpeklerde çok nadir rastlanır. Uyuz böceği baş bölgesine yerleşir. Diğer uyuzlarda olduğu gibi, kaşıntı, deride dökülme,kalınlaşma en belirgin belirtileridir. Bazen hiçbir belirti olmaksızın uyuz böcekleri vücutta yaşar ve ürer.Başka bir sebepten bağışıklığın düşmesi ile uyuz belirtileri ortaya çıkar.
Uyuz Tedavisi: Uyuzla mücadelede düzenli tüy bakımı, sık yıkama yapmamak, ıslak hayvanı iyi kurulamak, başka hayvanın tasma, yatak , fırça gibi malzemelerini kullanmamak gibi önlemler alabiliriz. Çok sayıda köpeğin gezdiği alanlardan uzak durmak, şüpheli diğer köpeklerle fiziksel teması önlemek, köpeğimizi dış parazitlerden korumak, iyi ve dengeli beslemek alınması gereken diğer önlemlerdir.
Dış Parazit Tedavisi
Parazitlerle mücadele zor değildir. Ense bölgesine uygulanan damlalar, pire-kene tasmaları, iç parazitler için ağızdan veya enjeksiyon yolu ile uygulanan ilaçlar köpeğimizi parazitlere karşı korurlar. Bu uygulamaları düzenli olarak yaptırmak; özellikle dış parazitlerin daha sık görüldüğü bahar ve yaz aylarında köpeğimizin parazit kontrollerini hiç aksatmamak çok önemlidir. Diş parazit almış köpeğinizi veterinerinizin önereceği parazit şampuanı (bazen losyon,köpük,yağ sprey ,toz formunda da olabilir) ile yıkadıktan sonra, korumaya yönelik ense damlası ve/veya pire-kene tasması kullanmalısınız.Parazitlerle mücadelede köpeğin kullandığı yatağı, evin içini,mobilyaların altını,halıları da temizlemeyi (ilaçlamayı) unutmayın. Birçok parazit ilacı zehirli maddeler içerir. Bazı ilaçlar belli ırk köpeklere ve yavru hayvanlara kullanılamazlar. Bilinçsiz kullanım köpeğinizin ölümüne sebep olabilir. İç ve dış parazitler için veterinerinize danışmadan ilaçlama yapmamalısınız.
Başlıca Dış Parazitler
Pireler: Köpeklerde en sık rastlanan dış parazitlerdir. Bilimsel adı Ctenocephalides’dir. Şiddetli kaşıntıya sebep olurlar. Pirelerin tükürükleri bazı köpeklerin derisinde alerjik reaksiyonlar oluşturur. Bu sebepten pire köpeği ısırıp, başka bir konakçıya geçse bile, o köpekte deri alerjisi görülebilir. Pireler ısırma esnasında taşıdıkları iç parazitleri de köpeğe bulaştırırlar. Gözle görülebilen büyüklükte parazitlerdir. Pire dışkısı karabiber serpintisine benzer. Pirelerin 30 günlük yaşam siklüsu vardır. Bir dişi pire ilk kan emişinden yaklaşık 39-48 saat içerisinde yumurtlar. Pireler aylarca beslenmeden canlı kalabilirler. Karanlık, nemli ortamları severler. Yaklaşık 1.5m. zıplayabildikleri için köpeklere çok kolay yerleşirler. Yaşamları 4 evreden oluşur.
Yumurta evresi—Oval, beyaz, ancak büyüteçle görülebilen yumurtalardır. Bir dişi yaşamı süresince yüzlerce yumurta yapar. Yumurtaların çoğu köpeğin üstünde tutunur; bir miktarı da çevreye dökülür. Pireyle mücadelede evi süpürdükten sonra elektrikli süpürgenin torbasını çöpe atmamız bu sebepten önemlidir.
Larva evresi- büyüteçle bakıldığında minik bir solucana benzerler. Bir kısmı köpeğin üstünde, bir kısmı ise evdeki mobilyaların altında, halılarda, köpeğinizin yatağında pupa evresine geçmeyi beklerler.
Pupa evresi— bu evre ortamın uygunluk şartlarına göre haftalar veya aylar sürebilir. Kozalar çevredeki titreşimler sayesinde çatlar ve çevreye bir dolu minik pire saçılır.
Erişkin evresi— pupa evresinin sonunda kozadan çıkan pireler artık üremeye hazır erişkin pirelerdir.
Keneler: keneler de aynı pireler gibi, birçok hastalığa sebep olan dış parazitlerdir. Yumuşak veya sert kabuklu türleri vardır. Köpeklerde yaşayabilen keneler s zırhları (scutum) olan sert kabuklu kene türleridir. Keneler, nemli, gölgelik yerleri severler.Köpeklerin kanlarını emerek beslendikleri için anemiye sebep olurlar. Kan emme esnasında, taşıdıkları iç parazitleri köpeğe bulaştırırlar. İç parazitlerden başka lyme , Kırım Kongo Kanamalı Ateşi , ehrlichiosis , tularemi , gibi bir çok hastalığı da köpeklere ve insanlara geçirirler. Keneler bu hastalıkların bulaşmasında ara konakçı veya vektör vazifesi görürler. Kenelerin ağızları çengelli bir yapıdadır. Kan emerken bu çengelleri deriye geçirirler. Keneleri tutup çekerseniz kafaları derinin içerisinde kalır ; kenenin tamamı çıkartılamamış olur. Bu durumda kenenin taşıdığı virüs kolaylıkla hayvanın (insanın ) kanına karışır. Kenenin taşıdığı hastalıklarla mücadelede , kenelerin nasıl çıkartılması gerektiğini öğrenmeliyiz. Keneyi bir cımbız kullanarak, saat istikametinde çevirerek bir bütün olarak çıkartmaya dikkat edin. Keneyi aldıktan sonra, bölgeyi antiseptikle silin.
Kenelerin yumurtadan çıktıktan sonra 3 yaşam evreleri vardır.
Larva evresi— yumurtadan çıkan keneler larva olarak birkaç gün beslendikten sonra toprağa düşerler. Bir sonraki nymp evresine kadar toprakta kalırlar.
Nymp evresi— erişkin olmadan önceki evredir. Bu evrede nympler sıcak kanlı canlıların kanları ile beslenirler. Birinci haftanın sonunda, değişim için tekrar toprağa düşerler.Uygun koşullar oluşmazsa, bir sonraki evreye geçmek için aylarca bekleyebilirler.
Erişkin evresi— artık sıcak kanlı bir canlıya yerleşip, üremeye başlarlar.
Lice: Tüylerin gövdesinde, deriden dökülen dış tabakayı yiyerek yaşayan 2mm.büyüklüğünde küçük dış parazitlerdir (bit) . Fiziksel temasla köpekten köpeğe geçerler. Köpeklerde kaşıntıya ve tüy dökülmelerine sebep olur. Pire ve kenelerde kullanılan ilaçlar licelar üzerinde de etkilidir. Çok miktarda lice, hayvanda anemiye sebep olabilir. Demir takviyesi gerekebilir. Köpeklerdeki lice, insanlarda görülen licelardan farklıdır, ve insana geçmez.
Uyuz ve Uyuz Böcekleri: 0.2-0.5 mm. büyüklüğünde akar parazitleridir. Derinin epidermis katları arasında kıl foliküllerine yerleşerek , doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenerek yaşarlar.Yerleştikleri bölgede alerjik reaksiyonlara sebep olurlar.Nemli ve karanlık yerleri severler.Parazit sayısının artması birçok hastalığı da beraberinde getirir. Uyuz, genellikle bağışıklığı düşük, hasta köpeklerde daha şiddetli bir seyir izler. Kötü bakım, dengesiz beslenme, tüy bakımının yapılmaması, havanın sıcak olması uyuzun kolay yayılmasına ortam sağlar. Uyuz böceği deriden alınan kazıntının mikroskopta incelenmesiyle teşhis edilebilir. Doberman, Boxer, Terrier, Alman Kurt Köpekleri ve Rottweiler cinsi köpekler genetik olarak uyuza daha yatkın ırklardır.
Hayvanlarda, scarptos canis, otodectes cynotis, notoedres cati, ve demotex canis etken uyuzlardır.
Demodex—köpeklerde en yaygın uyuz demodex’dir. Köpeklerde lokalize veya yaygın olarak görülebilir.Sokak köpeklerinde sık görülür. Uyuz böceği köpeğin karın ve bacaklarının iç yüzü gibi kılsız ve az kıllı bölgelerinde derinin altına yerleşir. Bu sebepten mikroskopla dahi zor teşhis edilir. Bazen uzun süre hiçbir belirti görülmez. Köpeğin bağışıklığının düşmesi ile belirtiler ortaya çıkar. Şiddetli kaşıntı, deride kızarıklık, tüy dökülmesi, kaşetik ve bitkin görünüm , tüyde kepeklenme ve kabuklanma,deri renginde koyulaşma demodex’in belirtileridir. İlk evrelerde görülen derideki kırmızı, küçük kabarıklıklar zamanla yerini irinli, ülseratif yaralara bırakır. Diğer uyuzların tedavisi birkaç gün sürse de, demodex en inatçı uyuz türüdür.Tedavisi 4-6 ay sürebilir.
Otodectes cynotis— bu tür uyuzda böcek sıklıkla kulak kepçesine ve kulak yoluna yerleşir. Kulakta kaşıntı, yangı, ve exudat birikimine sebep olur. Tedavi edilmezse, kulak deformasyona uğrayabilir.
Notoedres cati— bu tip uyuz, kedilerde daha yaygındır. Genellikle yavru köpeklerde görülür; yetişkin köpeklerde çok nadir rastlanır. Uyuz böceği baş bölgesine yerleşir. Diğer uyuzlarda olduğu gibi, kaşıntı, deride dökülme,kalınlaşma en belirgin belirtileridir. Bazen hiçbir belirti olmaksızın uyuz böcekleri vücutta yaşar ve ürer.Başka bir sebepten bağışıklığın düşmesi ile uyuz belirtileri ortaya çıkar.
Uyuz Tedavisi: Uyuzla mücadelede düzenli tüy bakımı, sık yıkama yapmamak, ıslak hayvanı iyi kurulamak, başka hayvanın tasma, yatak , fırça gibi malzemelerini kullanmamak gibi önlemler alabiliriz. Çok sayıda köpeğin gezdiği alanlardan uzak durmak, şüpheli diğer köpeklerle fiziksel teması önlemek, köpeğimizi dış parazitlerden korumak, iyi ve dengeli beslemek alınması gereken diğer önlemlerdir.
Dış Parazit Tedavisi
Parazitlerle mücadele zor değildir. Ense bölgesine uygulanan damlalar, pire-kene tasmaları, iç parazitler için ağızdan veya enjeksiyon yolu ile uygulanan ilaçlar köpeğimizi parazitlere karşı korurlar. Bu uygulamaları düzenli olarak yaptırmak; özellikle dış parazitlerin daha sık görüldüğü bahar ve yaz aylarında köpeğimizin parazit kontrollerini hiç aksatmamak çok önemlidir. Diş parazit almış köpeğinizi veterinerinizin önereceği parazit şampuanı (bazen losyon,köpük,yağ sprey ,toz formunda da olabilir) ile yıkadıktan sonra, korumaya yönelik ense damlası ve/veya pire-kene tasması kullanmalısınız.Parazitlerle mücadelede köpeğin kullandığı yatağı, evin içini,mobilyaların altını,halıları da temizlemeyi (ilaçlamayı) unutmayın. Birçok parazit ilacı zehirli maddeler içerir. Bazı ilaçlar belli ırk köpeklere ve yavru hayvanlara kullanılamazlar. Bilinçsiz kullanım köpeğinizin ölümüne sebep olabilir. İç ve dış parazitler için veterinerinize danışmadan ilaçlama yapmamalısınız.
Animallia
5 Ocak 2011 Çarşamba
Jessie'min Hastalığıyla İlgili Gelişmeler
İlginize ne kadar teşekkür etsem azdır. Oğlumun bu hasta halinde sizden geçmiş olsun demek, durumunu sormak ve destek olmak için herkesten mesajlar yağdı. Bu desteğiniz bana güç ve moral veriyor, milyonlarca kere teşekkür ederim.
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğime söz vermiştim. Jessie dün akşam 4 tane iğne oldu. Antibiyotik, bağışıklık güçlendirici ve mide asitlerini düzenleyici iğnelerin yanısıra bir de antibiyotik kullanmaya başlayacak bugün. Dün gece sabaha kadar kusması kesilmedi. Bir şey yemediği için artık mide öz suyu kusuyor. Ancak keyfi çok kötü değil, akşam yatağını üçe katlayıp sapıklık bile yapması yüzümü güldürdü..:) Minik sapık kuşum benim..:)
Bugün veteriner ile telefonda konuştum, gerekirse bugün serum yapabileceğimizi söyledi. Bir de dünkü iğnelerin bugün ikinci tekrarları var yapılması gereken. Ben işte olduğum için kardeşim Jessie'yi saat 7 gibi veterinere götürecek. Ben de şirketten çıkınca gidip alacağım minik yavrumu. Akşama kadar onu yalnız bıraktığım için çok özür dileyip, öpüp koklayıp, sabaha kadar okşayarak destek olacağım.
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğime söz vermiştim. Jessie dün akşam 4 tane iğne oldu. Antibiyotik, bağışıklık güçlendirici ve mide asitlerini düzenleyici iğnelerin yanısıra bir de antibiyotik kullanmaya başlayacak bugün. Dün gece sabaha kadar kusması kesilmedi. Bir şey yemediği için artık mide öz suyu kusuyor. Ancak keyfi çok kötü değil, akşam yatağını üçe katlayıp sapıklık bile yapması yüzümü güldürdü..:) Minik sapık kuşum benim..:)
Bugün veteriner ile telefonda konuştum, gerekirse bugün serum yapabileceğimizi söyledi. Bir de dünkü iğnelerin bugün ikinci tekrarları var yapılması gereken. Ben işte olduğum için kardeşim Jessie'yi saat 7 gibi veterinere götürecek. Ben de şirketten çıkınca gidip alacağım minik yavrumu. Akşama kadar onu yalnız bıraktığım için çok özür dileyip, öpüp koklayıp, sabaha kadar okşayarak destek olacağım.
Etiketler:
hastaliklar,
igne,
Jessie,
jessienin maceralari,
saglik,
saglik problemleri,
serum
20 Aralık 2010 Pazartesi
Kanlı İshal Hakkında Kapsamlı Bilgiler
Canine Parvo Virus (Kanlı İshal)
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Hastalığa neden olan canin parvo virüs tip 2 dir. Köpeklerin mide ve bağırsak mukozalarında ciddi iltihaplanmalara neden olur. Canin parvo virüs tip 1 ise 3 haftalıktan küçük yavrularda hastalığa neden olur.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Virüs salya ve dışkı ile bulaşmış eşyalar ve dikkatsiz insanlar ile çevreye dağılır. Virüs doğada oldukça dayanıklıdır. Bu yüzden bulaşmalar oldukça yaygındır.
Hastalık ülkemizde oldukça yaygın olmakla birlikte son bir kaç yıldır kanlı ishale yakalanan köpek sayısında ciddi bir azalma olmuştur. Bunda düzenli aşılamanın büyük etkisi vardır.
Kediler de virüsü alabilirler ancak klinik belirti göstermezler.
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Virüs vücuda ağız ve burun yoluyla girer. 4-6 gün kadar hiç bir belirti göstermeden vücutta çoğalmaya devam eder.
2. Bunun sonunda kemik iliği, ince bağırsak epitelleri gibi hücrelerin hızla bölündüğü dokulara dağılarak çoğalmaya devam eder.
3. Enfeksiyonun seyri ve şiddeti hastanın yaşına ve ırkına göre değişiklik gösterir. Hastalık; şiddetli kusma, kanlı ve mukuslu ishale neden olarak bir kaç gün içinde ölüme neden olabilir.
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
1. Yoğun kusmalarla başlar,
2. Yaklaşık 24 saat sonra ishal başlar. İshal çok pis kokulu, önceleri sarı daha sonra kanlı ve su gibi akışkandır.
3. Depresyon ve hızlı kilo kaybı,
4. Su ve kilo kaybı çok hızlı olursa 48 saat içinde ölüm olabilir.
5. Eğer kalp etkilenirse konjesyona bağlı kalp yetmezliği oluşarak hastanın ölümüne neden olabilir.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Hastalıklı yavruların hemen izole edilmesi gerekir. Dokundukları eşyalar çok iyi dezenfekte edilmeli ve dışkıları temizlenmelidir.
2. Aşılama çok düzenli olarak yapılmalı ve her yıl tekrar edilmeli.
3. Aşılama yapıldıktan sonra kısa bir sürede olsa virüsün ince bağırsaklarda çoğalarak dışkıyla dışarı atıldığı unutulmamalıdır. Bu nedenle toplu halde bulunan yavruların tümünün aynı anda aşılanması gereklidir.
Sonuç;
Septik şoka girmiş ve kanamalı ishalli hastalarda kalp yetmezliği de devreye girmişse iyileşme şanşları çok yüksek değildir. Hastanın çok düzenli ve iyi bir şekilde sıvı ve antibiyotik tedavisine tabi tutulması gerekir. Hastanın ırkının ve yaşınında hastalığın seyrinde çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Hastalığa neden olan canin parvo virüs tip 2 dir. Köpeklerin mide ve bağırsak mukozalarında ciddi iltihaplanmalara neden olur. Canin parvo virüs tip 1 ise 3 haftalıktan küçük yavrularda hastalığa neden olur.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Virüs salya ve dışkı ile bulaşmış eşyalar ve dikkatsiz insanlar ile çevreye dağılır. Virüs doğada oldukça dayanıklıdır. Bu yüzden bulaşmalar oldukça yaygındır.
Hastalık ülkemizde oldukça yaygın olmakla birlikte son bir kaç yıldır kanlı ishale yakalanan köpek sayısında ciddi bir azalma olmuştur. Bunda düzenli aşılamanın büyük etkisi vardır.
Kediler de virüsü alabilirler ancak klinik belirti göstermezler.
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Virüs vücuda ağız ve burun yoluyla girer. 4-6 gün kadar hiç bir belirti göstermeden vücutta çoğalmaya devam eder.
2. Bunun sonunda kemik iliği, ince bağırsak epitelleri gibi hücrelerin hızla bölündüğü dokulara dağılarak çoğalmaya devam eder.
3. Enfeksiyonun seyri ve şiddeti hastanın yaşına ve ırkına göre değişiklik gösterir. Hastalık; şiddetli kusma, kanlı ve mukuslu ishale neden olarak bir kaç gün içinde ölüme neden olabilir.
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
1. Yoğun kusmalarla başlar,
2. Yaklaşık 24 saat sonra ishal başlar. İshal çok pis kokulu, önceleri sarı daha sonra kanlı ve su gibi akışkandır.
3. Depresyon ve hızlı kilo kaybı,
4. Su ve kilo kaybı çok hızlı olursa 48 saat içinde ölüm olabilir.
5. Eğer kalp etkilenirse konjesyona bağlı kalp yetmezliği oluşarak hastanın ölümüne neden olabilir.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Hastalıklı yavruların hemen izole edilmesi gerekir. Dokundukları eşyalar çok iyi dezenfekte edilmeli ve dışkıları temizlenmelidir.
2. Aşılama çok düzenli olarak yapılmalı ve her yıl tekrar edilmeli.
3. Aşılama yapıldıktan sonra kısa bir sürede olsa virüsün ince bağırsaklarda çoğalarak dışkıyla dışarı atıldığı unutulmamalıdır. Bu nedenle toplu halde bulunan yavruların tümünün aynı anda aşılanması gereklidir.
Sonuç;
Septik şoka girmiş ve kanamalı ishalli hastalarda kalp yetmezliği de devreye girmişse iyileşme şanşları çok yüksek değildir. Hastanın çok düzenli ve iyi bir şekilde sıvı ve antibiyotik tedavisine tabi tutulması gerekir. Hastanın ırkının ve yaşınında hastalığın seyrinde çok önemli olduğu unutulmamalıdır.
19 Aralık 2010 Pazar
Gençlik Hastalığı Hakkında Kapsamlı Bilgiler
Canine Distemper (Gençlik Hastalığı)
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Köpeklerde yüksek derecede bulaşıcı hastalığa yol açan morbilivirüsdür.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Bütün vücut artıklarıyla, özellikle de dışkıyla bulaşır. Hastalığı atlatanlar bir kaç hafta daha virüsü yayarlar.
(Eğer evde gençlik hastalığından ölen bir yavru varsa, dezenfeksiyon işleminden emin olmadan yeni yavru alınmamalıdır)
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Hastalık genellikle 3-5 aylık yavrularda ortaya çıkar. Virüs alt solunum yolları ve bağlı lenf bezlerindeki makrofajlarda çoğalır. Çoğalan virüs hızlı bir şekilde epitel dokuya ve merkezi sinir sistemine yayılır.
2. Genç veya bağışıklık sistemi gelişmemiş yavrularda merkezi sinir sistemi zarar görür ve akut encephalomyelitis gelişir.
3. Biraz büyümüş veya bağışıklık sistemi gelişmiş yavrularda hastalık nonsüpratif encephalomyelitis olarak gelişir.
4. Yaşlı ve bağışıklık sistemi gelişmiş hastalarda bağışıklık sistemine bağlı kronik prograsif encephalomyelitis gelişir.
- Hastalık hangi form ve aşamalarda görülür?
Hastalık değişik formlarda görülür, bunlar;
1.Göz formu
2.Solunum formu
3. Deri formu
4. Sindirim formu
5. Sinirsel form
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Bazen hastalık belirgin bir semptom göstermez ve hastalığı ilk aşamada tespit etmek güçleşir.
1. Hastalığın başlangıç döneminde genellikle sadece göz formu ve nadirende sindirim formu görülür ve aşağıdaki belirtilerle gözlemlenebilir;
- 40-42 C ateş,
- Kilo kaybı,
- Depresyon ve hafif akıntılı conjunktivit gibi belirtilerle başlar.
2. Hastalığın sistemik enfeksiyon halinde olduğu durumlarda genellikle göz, akciğer ve sindirim formu birlikte görülür;
- Ateş genelde vardır fakat farkedilmeyebilir.
- Burun ve göz akıntıları başlangıçta temiz gibidir fakat gün geçtikçe bu akıntılar iltihaplanır.
- Önce kuru bir öksürük vardır fakat zaman geçtikçe şiddetlenir ve kraşelenir.
- Depresyon
- Kilo kaybı
- Su kaybı
- İshal ve kusma
- Bağırsak düğümlenmesi görülebilir.
3. Hastalığın sinirsel belirtilerle görülen formunda ise genellikle sistemik hastalığın geçmesinden 2-3 hafta sonra başlar. Bu dönemde sinirsel ve deri formu beraber görülür. Hastalığın belirtileri;
- Yürüme, dönme ve hareketlerde zorluk
- Nöbetler
- Uyarılara karşı aşırı duyarlılık
- Davranış değişiklikleri
- Kısmi veya genel felç
- Ağız, göz kapakları, dudaklarda ve ayaklarda ritmik titremeler
- Burunda ve ayak tabanlarında epitel kalınlaşmaları (hyperkeratosis) görülür.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Aşılama en önemli önlemdir.
2. Dişi köpeklerin çiftleştirilmeden önce aşılanmaları maternal antikor seviyesini yükseltir.
Dolayısıyla doğum sonrası yavrunun korunması daha kolay olur. Hamile hayvanlarda zayıflatılmış gençlik hastalığı aşısı yapılmaz.
3. Bazen hastalığa yakalanan yavrularda hastalığın ilk 5 günü içinde aşılama yapılırsa hastalığın tedavisine yardımcı olmak açısından faydalı olabilir.
4. Maternal antikor seviyesi düşmedikçe aşılama faydasızdır. Bu yüzden en az 3 hafta ara ile 2 hatta 3 aşılama yapılmalıdır.
5. Gençlik hastalığına karşı yapılan aşılama yüksek ateşli (40 C) ve bağışıklık sistemi zayıf yavrularda uygulanmamalıdır.
- Sonuç;
Hastalık yüksek oranda öldürücü bir hastalıktır. Genelde hastanın bu hastalıktan özellikle sinirsel form ortaya çıktıktan sonra kurtulması zordur. Kurtulanlarda da kalıcı sakatlıklar olabilir. Hasta mümkün olduğu kadar destek tedavi ile desteklenmeli ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. Çünkü zaman geçtikce hastanın hayatta kalma şansı nispi olarak yükselir. Ancak bu durum sinirsel form için pek geçerli değildir. Fakat yinede nörolojik bozuklukların ilerlediği ve hastanın yaşam kalitesinin çok düştüğü durumların dışında ötanazi (uyutma) önerilmez Bu hastalığı yaşamamak için yapılması gereken en önemli şey, bilinmeyen yerlerden yavrular alınmamalı ve aşılamaya dikkat edilmelidir. Alınacak yavruları seçerken anne ve babası aşılı köpeklerin yavrusu olmasına özen gösterilmelidir.
- Hastalığın Etkeni Nedir?
Köpeklerde yüksek derecede bulaşıcı hastalığa yol açan morbilivirüsdür.
- Hastalıkta Bulaşma Nasıl Olur?
Bütün vücut artıklarıyla, özellikle de dışkıyla bulaşır. Hastalığı atlatanlar bir kaç hafta daha virüsü yayarlar.
(Eğer evde gençlik hastalığından ölen bir yavru varsa, dezenfeksiyon işleminden emin olmadan yeni yavru alınmamalıdır)
- Hastalığın Gelişimi Nasıldır?
1. Hastalık genellikle 3-5 aylık yavrularda ortaya çıkar. Virüs alt solunum yolları ve bağlı lenf bezlerindeki makrofajlarda çoğalır. Çoğalan virüs hızlı bir şekilde epitel dokuya ve merkezi sinir sistemine yayılır.
2. Genç veya bağışıklık sistemi gelişmemiş yavrularda merkezi sinir sistemi zarar görür ve akut encephalomyelitis gelişir.
3. Biraz büyümüş veya bağışıklık sistemi gelişmiş yavrularda hastalık nonsüpratif encephalomyelitis olarak gelişir.
4. Yaşlı ve bağışıklık sistemi gelişmiş hastalarda bağışıklık sistemine bağlı kronik prograsif encephalomyelitis gelişir.
- Hastalık hangi form ve aşamalarda görülür?
Hastalık değişik formlarda görülür, bunlar;
1.Göz formu
2.Solunum formu
3. Deri formu
4. Sindirim formu
5. Sinirsel form
- Hastalığın Belirtileri Nelerdir?
Bazen hastalık belirgin bir semptom göstermez ve hastalığı ilk aşamada tespit etmek güçleşir.
1. Hastalığın başlangıç döneminde genellikle sadece göz formu ve nadirende sindirim formu görülür ve aşağıdaki belirtilerle gözlemlenebilir;
- 40-42 C ateş,
- Kilo kaybı,
- Depresyon ve hafif akıntılı conjunktivit gibi belirtilerle başlar.
2. Hastalığın sistemik enfeksiyon halinde olduğu durumlarda genellikle göz, akciğer ve sindirim formu birlikte görülür;
- Ateş genelde vardır fakat farkedilmeyebilir.
- Burun ve göz akıntıları başlangıçta temiz gibidir fakat gün geçtikçe bu akıntılar iltihaplanır.
- Önce kuru bir öksürük vardır fakat zaman geçtikçe şiddetlenir ve kraşelenir.
- Depresyon
- Kilo kaybı
- Su kaybı
- İshal ve kusma
- Bağırsak düğümlenmesi görülebilir.
3. Hastalığın sinirsel belirtilerle görülen formunda ise genellikle sistemik hastalığın geçmesinden 2-3 hafta sonra başlar. Bu dönemde sinirsel ve deri formu beraber görülür. Hastalığın belirtileri;
- Yürüme, dönme ve hareketlerde zorluk
- Nöbetler
- Uyarılara karşı aşırı duyarlılık
- Davranış değişiklikleri
- Kısmi veya genel felç
- Ağız, göz kapakları, dudaklarda ve ayaklarda ritmik titremeler
- Burunda ve ayak tabanlarında epitel kalınlaşmaları (hyperkeratosis) görülür.
- Hastalıktan Nasıl Korunulur?
1. Aşılama en önemli önlemdir.
2. Dişi köpeklerin çiftleştirilmeden önce aşılanmaları maternal antikor seviyesini yükseltir.
Dolayısıyla doğum sonrası yavrunun korunması daha kolay olur. Hamile hayvanlarda zayıflatılmış gençlik hastalığı aşısı yapılmaz.
3. Bazen hastalığa yakalanan yavrularda hastalığın ilk 5 günü içinde aşılama yapılırsa hastalığın tedavisine yardımcı olmak açısından faydalı olabilir.
4. Maternal antikor seviyesi düşmedikçe aşılama faydasızdır. Bu yüzden en az 3 hafta ara ile 2 hatta 3 aşılama yapılmalıdır.
5. Gençlik hastalığına karşı yapılan aşılama yüksek ateşli (40 C) ve bağışıklık sistemi zayıf yavrularda uygulanmamalıdır.
- Sonuç;
Hastalık yüksek oranda öldürücü bir hastalıktır. Genelde hastanın bu hastalıktan özellikle sinirsel form ortaya çıktıktan sonra kurtulması zordur. Kurtulanlarda da kalıcı sakatlıklar olabilir. Hasta mümkün olduğu kadar destek tedavi ile desteklenmeli ve zaman kazanmaya çalışılmalıdır. Çünkü zaman geçtikce hastanın hayatta kalma şansı nispi olarak yükselir. Ancak bu durum sinirsel form için pek geçerli değildir. Fakat yinede nörolojik bozuklukların ilerlediği ve hastanın yaşam kalitesinin çok düştüğü durumların dışında ötanazi (uyutma) önerilmez Bu hastalığı yaşamamak için yapılması gereken en önemli şey, bilinmeyen yerlerden yavrular alınmamalı ve aşılamaya dikkat edilmelidir. Alınacak yavruları seçerken anne ve babası aşılı köpeklerin yavrusu olmasına özen gösterilmelidir.
Etiketler:
bulasici hastaliklar,
canine distemper,
genclik hastaligi,
hastalik belirtileri,
hastaliklar,
korunma,
saglik,
saglik problemleri,
tedavi,
yavru kopek bakimi,
yavru kopek hastaliklari
16 Aralık 2010 Perşembe
Köpek ve Kedilerde Alerji Sorularınıza Cevaplar - 2. Kısım
Kedi ve köpeklerde alerji, belirtileri ve en çok görüldüğü yerleri BURADA yazmıştık. Bu yazıda ise alerjinin teşhisi, tedavisi, tedavinin etkinliği ve alerji aşıları ile ilgili bilgileri bulacaksınız.
- Kedi ve köpeklerde gerçekten alerji oluyor mu?Evet! Kedi ve köpekler de insanlarda olduğu gibi alerjik bünyeli olabilirler. Bu hayvanlarda tüm deri problemlerinin %30’dan fazlası alerjilerle ilgilidir. Sevimli dostunuzun bahar ve yaz aylarında daha da kötüleştiğini görebilirsiniz. Bunun nedeni havadaki polen miktarının artmasıdır.
- Kedi ve köpeğimde alerji olup olmadığını nasıl teşhis edebilirim?
Tam bir muayene sonrasında veteriner hekiminiz eğer hayvanınız için alerji testi gerekiyorsa size bildirecektir. Mümkün olan diğer hastalıkları bertaraf etmek için küçük bir miktar kan örneği alıp Spectrum Laboratuarına gönderecektir. Böylelikle solunum yoluyla etkilenebileceği ağaç, ot ve yabani otlar, mantar, ev tozları, akarlar ve ticari olarak pet mamalarının hazırlanmasında kullanılan unsurlar gıda tipleri olarak petinizin kanında duyarlılığı test edilmiş olacaktır.
- PETLERDE ALERJİ TEDAVİSİ NASILDIR?
Alerji için en iyi tedavi alerjenden uzak durulmasıdır. Pek çok olguda bu mümkün olmamaktadır. Steroid ilaçlar (kortizonlar) belirtilerin kısa süreli olarak ortadan kalkmasını sağlar. Fakat bu tip ilaçların uzun süre kullanılması ciddi yan etkilere neden olur. Hiposensitizasyon (duyarlılığın azaltılması-Aşı) diğer seçenektir. Burada petiniz için alerji testi sonuçlarına göre hazırlanan bir tedavi seti hazırlanır. Bu tedavi seti (enjeksiyonlar) artan yoğunluklardadır. Böylelikle alerji yapan maddelere karşı hayvanın toleransını artırarak çevresi ile daha uyumlu ve çok daha rahat yaşam sürmesi sağlanır. En önemlisi de istenmeyen yan etkiler olmaksızın.
- BU TEDAVİ ŞEKLİNİN ETKİNLİĞİ NASILDIR?
Bazı alerjiler zaman ve tedavi ile yok edilir. Diğer olaylarda alerji yapan maddelere karşı toleransı sağlamak için alerji aşılarına devam edilir. Tedavi şemasına uyulması ile steroid ilaçlara bağımlılığın azaltılması ya da ortadan kalkması sağlanır. Olayların çoğunda iyileşme tedavinin 3-5 ay sonrasında izlenir ve aylık aşılamalar devam ettirilir.
- GIDA ALERJİLERİ HAKKINDA NE SÖYLENEBİLİR ?
Kedi ve köpekler gıdalara karşı hiposensitize edilemeyebilir. Gıda alerjilerinde tedavi, alerji yapan gıdanın ortadan kaldırılması, yani verilmemesidir. Petinizin testi bir gıdaya karşı pozitif ise Spectrum Lab veteriner hekiminize bu alerjik gıdanın içerisinde kullanılmadığı mamaların ve bunların üretici firmalarının bulunduğu bir liste verecektir. Bu listede bulunan hazır mamaları kedi ve köpeğiniz gıda alerjisi olmadan yiyebilir.
- ALERJİ AŞISININ BİR TEHLİKESİ VAR MIDIR?
Yan etkiler çok nadirdir ve her hangi bir yan etki görülse bile bu geçicidir, hayati bir tehlike yaratmaz.
Etiketler:
alerji,
alerji asisi,
alerji belirtileri,
alerji gozlenen bolgeler,
alerji nedenleri,
alerji tedavisi,
gida alerjisi,
kedilerde alerji,
kopeklerde alerji,
saglik,
saglik problemleri,
tedavi,
teshis
15 Aralık 2010 Çarşamba
Kedi ve Köpeklerde Alerji, Belirtileri ve En Çok Görüldüğü Yerler
- Alerji nedir ?
Alerjik reaksiyon çevremizdeki normal bir maddeye karşı bireysel bir reaksiyondur. Bu maddeler alerjen olarak isimlendirilir. Bu alerjenler polenler, küfler, hayvan kılları, ev tozları, pireler, yiyecekler ve çok daha fazlasıdır. Alerjenler deri teması, solunum ya da sindirim yoluyla reaksiyon oluştururlar. Alerjik hayvanlar spesifik alerjenlere karşı IgE antikorları yaparlar. Bu antikorlar vücutta alerji belirtileri dediğimiz biyokimyasal değişikliklere neden olurlar.
- Alerji Belirtilerini Hayvanlar Nasıl Gösterirler ?
İnsan ve hayvanlarda alerji oluşum nedenleri aynıdır. Ancak oluşan klinik belirtiler farklıdır. İnsanlarda burunda ve solunum sisteminde belirtiler oluşur. Hayvanlarda ise aşırı kaşıntı ile karakterize deri irritasyonları görülür. Kediler köpeklere oranla daha fazla solunum sistemine ait belirtiler gösterirler. Bir alerjik hayvanın klinik belirtileri kaşıntı, parmakların yalanması ve dişlenmesi, yüzün sağa sola sürtünmesidir. Bununla beraber kusma ve ishal gibi belirtiler de zaman zaman görülebilmektedir.
- Kedimde-Köpeğimde ne zaman alerji belirtileri izlerim ?
Bu hayvanın alerji probleminin nedenine göre değişir. Eğer polenlere karşı bir alerji söz konusu ise tüm belirtiler veya çoğu bahar ya da yaz aylarındadır. Bununla beraber eğer problem evin içerisindeki bir nedenle (ev tozu,akarlar gibi) ya da yiyecek ile ilgili ise yılın herhangi bir döneminde izlenebilir.
- Köpeklerde alerjik deri belirtilerinin en sık gözlendiği yerler:
Göz ve ağız çevresi, koltuk altı, kulak (kulak enfeksiyonları da beraber görülebilir) karın altı, anüs ve çevresindeki bölge.
- Kedilerde alerjik deri belirtilerinin en çok izlendiği yerler:
Göz altı, kulak önü, bel ve sırtın iki yanı ve enseden kuyruk sokumuna kadar olan bölgelerde deride kabartılar.
Alerjik reaksiyon çevremizdeki normal bir maddeye karşı bireysel bir reaksiyondur. Bu maddeler alerjen olarak isimlendirilir. Bu alerjenler polenler, küfler, hayvan kılları, ev tozları, pireler, yiyecekler ve çok daha fazlasıdır. Alerjenler deri teması, solunum ya da sindirim yoluyla reaksiyon oluştururlar. Alerjik hayvanlar spesifik alerjenlere karşı IgE antikorları yaparlar. Bu antikorlar vücutta alerji belirtileri dediğimiz biyokimyasal değişikliklere neden olurlar.
- Alerji Belirtilerini Hayvanlar Nasıl Gösterirler ?
İnsan ve hayvanlarda alerji oluşum nedenleri aynıdır. Ancak oluşan klinik belirtiler farklıdır. İnsanlarda burunda ve solunum sisteminde belirtiler oluşur. Hayvanlarda ise aşırı kaşıntı ile karakterize deri irritasyonları görülür. Kediler köpeklere oranla daha fazla solunum sistemine ait belirtiler gösterirler. Bir alerjik hayvanın klinik belirtileri kaşıntı, parmakların yalanması ve dişlenmesi, yüzün sağa sola sürtünmesidir. Bununla beraber kusma ve ishal gibi belirtiler de zaman zaman görülebilmektedir.
- Kedimde-Köpeğimde ne zaman alerji belirtileri izlerim ?
Bu hayvanın alerji probleminin nedenine göre değişir. Eğer polenlere karşı bir alerji söz konusu ise tüm belirtiler veya çoğu bahar ya da yaz aylarındadır. Bununla beraber eğer problem evin içerisindeki bir nedenle (ev tozu,akarlar gibi) ya da yiyecek ile ilgili ise yılın herhangi bir döneminde izlenebilir.
- Köpeklerde alerjik deri belirtilerinin en sık gözlendiği yerler:
Göz ve ağız çevresi, koltuk altı, kulak (kulak enfeksiyonları da beraber görülebilir) karın altı, anüs ve çevresindeki bölge.
- Kedilerde alerjik deri belirtilerinin en çok izlendiği yerler:
Göz altı, kulak önü, bel ve sırtın iki yanı ve enseden kuyruk sokumuna kadar olan bölgelerde deride kabartılar.
Etiketler:
alerji,
alerji asisi,
alerji belirtileri,
alerji gozlenen bolgeler,
alerji nedenleri,
alerji tedavisi,
gida alerjisi,
kedilerde alerji,
kopeklerde alerji,
saglik,
saglik problemleri,
tedavi,
teshis
2 Aralık 2010 Perşembe
Aşırı Salya ve Tükürük Üretimi (Ptyalism)
Birkaç kişi köpeklerinde aşırı salya gözlemlediğini ve bunun neden kaynaklanıyor olabileceğini sormuş. Aşağıda bu konuda yazılmış bir makale bulunmaktadır.
Köpeklerde Aşırı Salya Üretimi
Köpeklerde aşırı miktarda salya ve tükürük üretimi belli ırk köpeklerde ve belli şartlarda normal kabul edilebilir. Özellikle Great Dane, Mastif, Boxer gibi büyük ırklarda ağız ve dudak yapısına bağlı olarak salya-tükürük üretiminin fazla olması normaldir. Yemek kokusu, heyecan, sıcak-nemli hava köpeklerde salya-tükürük üretiminin artmasına sebep olur. Aşırı salya ve tükürük üretimi ırksal özellikler ve dış etkenlerden bağımsız şekilleniyor ve uzun saatler devam ediyorsa, bu bir sorundur ve etken belirlenmelidir.
Ptyalisme sebep olan etkenler;
* stomatitis—ağızdaki mukus zarının yangısı
* gingivitis—dişeti yangısı
* çürük dişler
* ağız içinde veya dilde yara, aft
* böcek (arı vb.) sokmaları
* kimyasal maddeler-yenmesi, solunması
* ağız ve dilde doku aşınması, ülserler
* ağızda veya soluk borusunda yabancı cisim, tümör
* nörolojik bir sebepten kaynaklanan çiğneme-yutma kaybı
* mide bulantısı—yenen kötü gıdadan, enfeksiyon hastalıklarından veya böbrek-karaciğer hastalıklarından kaynaklanabilir.
* metabolik hastalıklar
Aşırı salya- tükürük üretiminin yanı sıra başka belirtiler de görülebilir;
* ağızda kötü koku
* yutkunamamak, yemek yiyememek, su içememek
* bitkinlik, halsizlik
* kusma
* solunum problemleri
Tedavi;
Ptyalismim birçok sebebi olabildiği için tedavi etkene göre belirlenir. Böbrek ve karaciğer testleri, diğer kan analizleri, ağız-diş tedavisi, yabancı cisimin çıkarılması vb. tedavi yöntemleri uygulanabilir. Yangı çözücü ilaçlar, antibiyotikler kullanılabilir.
Köpeklerde Aşırı Salya Üretimi
Köpeklerde aşırı miktarda salya ve tükürük üretimi belli ırk köpeklerde ve belli şartlarda normal kabul edilebilir. Özellikle Great Dane, Mastif, Boxer gibi büyük ırklarda ağız ve dudak yapısına bağlı olarak salya-tükürük üretiminin fazla olması normaldir. Yemek kokusu, heyecan, sıcak-nemli hava köpeklerde salya-tükürük üretiminin artmasına sebep olur. Aşırı salya ve tükürük üretimi ırksal özellikler ve dış etkenlerden bağımsız şekilleniyor ve uzun saatler devam ediyorsa, bu bir sorundur ve etken belirlenmelidir.
Ptyalisme sebep olan etkenler;
* stomatitis—ağızdaki mukus zarının yangısı
* gingivitis—dişeti yangısı
* çürük dişler
* ağız içinde veya dilde yara, aft
* böcek (arı vb.) sokmaları
* kimyasal maddeler-yenmesi, solunması
* ağız ve dilde doku aşınması, ülserler
* ağızda veya soluk borusunda yabancı cisim, tümör
* nörolojik bir sebepten kaynaklanan çiğneme-yutma kaybı
* mide bulantısı—yenen kötü gıdadan, enfeksiyon hastalıklarından veya böbrek-karaciğer hastalıklarından kaynaklanabilir.
* metabolik hastalıklar
Aşırı salya- tükürük üretiminin yanı sıra başka belirtiler de görülebilir;
* ağızda kötü koku
* yutkunamamak, yemek yiyememek, su içememek
* bitkinlik, halsizlik
* kusma
* solunum problemleri
Tedavi;
Ptyalismim birçok sebebi olabildiği için tedavi etkene göre belirlenir. Böbrek ve karaciğer testleri, diğer kan analizleri, ağız-diş tedavisi, yabancı cisimin çıkarılması vb. tedavi yöntemleri uygulanabilir. Yangı çözücü ilaçlar, antibiyotikler kullanılabilir.
Animallia'dan alıntı.
23 Kasım 2010 Salı
Köpeklerde Göz Akıntısı ve Göz Yaşı Problemlerinin Sebepleri
Pekçok köpeğin gözlerinin altında oluşmuş göz yaşı akıntısı izlerini fark etmişsinizdir. Bunun ırksal ya da farklı sebepleri olabilir, sorunun kaynağı tesbit edilip buna göre önlem alınması gerekir. Gözdeki problemler hafife alınmayıp bir an önce veterinere danışılmalıdır; aksi takdirde kalıcı göz problemleri gibi ciddi boyutlara kadar gidebilir.
Önce aşırı göz akıntısının nelerden kaynaklanabileceğine bir bakalım, sonra da bu sebepleri kısaca özetleyelim.
Aşırı göz yaşının kaynaklanabileceği sebepler:
1. Irksal olarak göz akıntısı
2. Dış etkenlere bağlı göz akıntıları
3. Gözdeki bir soruna bağlı göz akıntıları
1. Irksal: Bazı ırklarda göz yaşı salgısının aşırı olması ırka has genetik bir özelliktir ve sürekli olarak görülür.
Örnek Irklar: Terrier cinsi köpekler, Persian ırkı kediler
2. Dış etkenlere bağlı göz akıntıları: Dış etkenler fiziksel, termik veya kimyasal olabilir.
> Fiziksel sebeplerin başında rüzgar ve havadaki tozlar gelir. Özellikle rüzgar önce gözlerin kurumasına, sonrasında ise yangı(conjunktivitis) ve aşırı göz yaşı salgısına yol açabilmektedir. Yine bazı ırklar göz kapaklarındaki anatomik yapıdan dolayı fiziksel sebeplere karşı daha hassastır.
Fiziksel sebeplere karşı daha hassas olan ırklar: Chow Chow, St.Bernard, Cocker, Pekingese, Buldog ve Poodle ırkı köpekler
> Termik ve kimyasal sebeplerin başında ise duman ve gazlar vardır. Bunun sonucunda da fiziksel sebeplerdeki gibi yangı, gözlerde kuruma ve göz akıntıları oluşabilir.
3. Gözdeki bir soruna bağlı göz akıntıları: Bu kapsama giren belli başlı durumlara bakacak olursak;
> göz yaşı bezinde ortaya çıkan enfeksiyon
> göz yaşı bezini etkileyen bir travma
> göz yaşı bezinden burun boşluğuna açılan kanalda daralma/tıkanma
> göz kapağı problemleri
Göz oldukça hassas ve hayati organlardan olduğu için Jessie'nin gözlerinde çapaklanma ya da kızarma gördüğümde bile panik oluyorum. Bu yüzden gözdeki her türlü problemin ciddiye alınıp sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bu konudaki bilgiler aklımızın bir köşesinde olsun, ama teşhis ve tedavi için bir an önce veterinere danışılsın ki bebişlerimiz
sağlıklı ve mutlu kalsın derim..:)
Sevgiler..
Önce aşırı göz akıntısının nelerden kaynaklanabileceğine bir bakalım, sonra da bu sebepleri kısaca özetleyelim.
Aşırı göz yaşının kaynaklanabileceği sebepler:
1. Irksal olarak göz akıntısı
2. Dış etkenlere bağlı göz akıntıları
3. Gözdeki bir soruna bağlı göz akıntıları
1. Irksal: Bazı ırklarda göz yaşı salgısının aşırı olması ırka has genetik bir özelliktir ve sürekli olarak görülür.
Örnek Irklar: Terrier cinsi köpekler, Persian ırkı kediler
2. Dış etkenlere bağlı göz akıntıları: Dış etkenler fiziksel, termik veya kimyasal olabilir.
> Fiziksel sebeplerin başında rüzgar ve havadaki tozlar gelir. Özellikle rüzgar önce gözlerin kurumasına, sonrasında ise yangı(conjunktivitis) ve aşırı göz yaşı salgısına yol açabilmektedir. Yine bazı ırklar göz kapaklarındaki anatomik yapıdan dolayı fiziksel sebeplere karşı daha hassastır.
Fiziksel sebeplere karşı daha hassas olan ırklar: Chow Chow, St.Bernard, Cocker, Pekingese, Buldog ve Poodle ırkı köpekler
> Termik ve kimyasal sebeplerin başında ise duman ve gazlar vardır. Bunun sonucunda da fiziksel sebeplerdeki gibi yangı, gözlerde kuruma ve göz akıntıları oluşabilir.
3. Gözdeki bir soruna bağlı göz akıntıları: Bu kapsama giren belli başlı durumlara bakacak olursak;
> göz yaşı bezinde ortaya çıkan enfeksiyon
> göz yaşı bezini etkileyen bir travma
> göz yaşı bezinden burun boşluğuna açılan kanalda daralma/tıkanma
> göz kapağı problemleri
Göz oldukça hassas ve hayati organlardan olduğu için Jessie'nin gözlerinde çapaklanma ya da kızarma gördüğümde bile panik oluyorum. Bu yüzden gözdeki her türlü problemin ciddiye alınıp sorgulanması gerektiğini düşünüyorum. Bu konudaki bilgiler aklımızın bir köşesinde olsun, ama teşhis ve tedavi için bir an önce veterinere danışılsın ki bebişlerimiz
sağlıklı ve mutlu kalsın derim..:)
Sevgiler..
Etiketler:
asiri goz akintisi,
fiziksel sebepler,
goz kapagi,
goz sagligi,
goz yasi bezi,
goz yasi problemleri,
irksal sebepler,
kimyasal sebepler,
medikal sebepler,
ruzgar,
saglik,
saglik problemleri
15 Kasım 2010 Pazartesi
Ağrı Kesicinin Etkisiyle Mışıl Mışıl Uyuyan Minik Bıldırcınım..:(
Minik kuşumun arka ayaklarından birine bir şey oldu. Ne oldu bilemiyorum ama ben dünden beri iki kere basmıştım..:( Birinde bugün yoldan geçen arabadaki birinin "Jessieee, gel buraya" demesi ve Jessie'min o tarafa bir adım atmasıyla bastım. Diğeri ise dün yolda yürürken kalabalık içinde arada kalmamız sonucu bir kere benim, bir de yoldan birinin basmasıyla olmuştu. Dünkünde baya viyaklamış, canı yanmıştı yavrumun, bu yüzden o an olmuş olma ihtimali daha yüksek. Tabii benim farketmediğim oynarken ya da koşarken yaptığı dengesiz bir hareketi sonucu olmuş da olabilir, bilemiyorum...
Dün akşam parkta biri "ayağı sekiyor" dediğinde, "yoruldu biraz, ondandır" demiştim ama bugün park dönüşünde yolda birkaç kişi durdurup söyledi. Son olarak ise yine yolda biri yanındaki arkadaşına "aa, olum köpeğe bak, topallıyor" deyince tepem atıp iyice inceledim. İnsan yanında yürüyünce farketmiyor ama bırakıp biraz sağa sola yürütünce hafif bir aksama olduğunu farkedip hemen veterinerimizi aradım. Erkut Bey klinikteymiş ve sağolsun yoğunluğa rağmen hemen aldı bizi.
Veterinerimiz de benim gibi ciddi bir şey olduğunu düşünmüyor, yine de yurt dışından özel sipariş üzerine yeni getirttiği, Türkiye'de bulunmayan ve bu tip durumlarda kullanılan ağrı kesici bir iğne yaptı. Biraz mide bulantısı yapma dışında yan etkisi bulunmayan faydalı bir iğneymiş. Kortizon falan içerip içermediğini özellikle sordum ve öyle bir özelliği olmadığını da öğrendim. Mide bulantısını dengelemek için ise ikinci bir iğne daha olduk.
Şu an feci baygın hallerdeyiz gördüğünüz üzere. Ancak dışarı çıktığımızda yine zıp zıp zıplayacağımızı ümit etmekteyim.
Dün akşam parkta biri "ayağı sekiyor" dediğinde, "yoruldu biraz, ondandır" demiştim ama bugün park dönüşünde yolda birkaç kişi durdurup söyledi. Son olarak ise yine yolda biri yanındaki arkadaşına "aa, olum köpeğe bak, topallıyor" deyince tepem atıp iyice inceledim. İnsan yanında yürüyünce farketmiyor ama bırakıp biraz sağa sola yürütünce hafif bir aksama olduğunu farkedip hemen veterinerimizi aradım. Erkut Bey klinikteymiş ve sağolsun yoğunluğa rağmen hemen aldı bizi.
Veterinerimiz de benim gibi ciddi bir şey olduğunu düşünmüyor, yine de yurt dışından özel sipariş üzerine yeni getirttiği, Türkiye'de bulunmayan ve bu tip durumlarda kullanılan ağrı kesici bir iğne yaptı. Biraz mide bulantısı yapma dışında yan etkisi bulunmayan faydalı bir iğneymiş. Kortizon falan içerip içermediğini özellikle sordum ve öyle bir özelliği olmadığını da öğrendim. Mide bulantısını dengelemek için ise ikinci bir iğne daha olduk.
Şu an feci baygın hallerdeyiz gördüğünüz üzere. Ancak dışarı çıktığımızda yine zıp zıp zıplayacağımızı ümit etmekteyim.
11 Kasım 2010 Perşembe
Köpeklerde Kendine Zarar Verme Nasıl Gerçekleşir ve Nedenleri Nelerdir?
Köpeklerde Kendine Zarar Verme
Bazı köpekler aşırı yalayarak, ısırarak vücutlarına (tüylerine, derilerine, deri altı dokularına vb.) zarar verirler. Bu yaralanmalar bazen hafif, bazen de çok ciddi olabilir.
Kendine Zarar Verme Sebepleri
Kendine zarar vermenin altında medikal veya psikolojik sebepler yatabilir:
1. Psikolojik sebepler: Altında medikal sebepler yatmayan, obsessive-compulsive davranış bozukluğundan kaynaklanan zarar verme şeklidir. Stres, korku bu davranışları tetikleyen etkenlerdir. Aile fertlerinden birinin uzaklaşması, eve yeni bir hayvanın gelmesi gibi dış faktörler de bu davranış sorununu tetikleyen etkenlerdendir.
2. Medikal sebepler: Kendine zarar vermenin altında medikal sebepler de yatabilir. Bunlar;
* Alerjiler: Pire alerjisi, gıda alerjisi, kimyasallar (soluma yolu ile alınan)- kaşıntıya sebep olabilirler. Kaşıntı karşısında köpek bu bölgeleri aşırı yalayıp, ısırabilir.
* Enfeksiyonlar: Bakterial enfeksiyonlar, mantar enfeksiyonları, parazitler- kaşıntı ve rahatsızlığa sebep olabilirler.
* Ağrı & Acı: Köpek ağrıyan bölgesini yalayıp, ısırabilir. Travmalar, eklem ağrıları bu davranışları tetikleyebilir.
Kendine Zarar Verme Şekilleri
Kendine zarar verme eylemi genellikle 3 formda görülür;
1. Kuyruk kovalamak & Kuyruk ısırmak: Bazı köpekler kuyruklarını sanki kendi vücutlarının bir parçası değilmiş gibi yakalamaya çalışırlar. Kuyruk kovalayan her köpek kuyruğuna zarar vermez; fakat bazı durumlarda köpekler kuyruklarını yakaladıklarında sanki avlarını yakalamışçasına kuyruklarını ısırırlar. Bu ısırma öyle şiddetli olabilir ki, köpek kendi kuyruğunu koparabilir. Bull Terrier ve Doberman köpeklerinde bu davranış bozukluğu daha sık görülür.
2. Bacak bölgesini(lacral) yalamak: Bazı köpekler saatler boyunca bacaklarını (genellikle bacaklarındaki eklem yerlerini) yalarlar. Bu yalama öyle aşırı boyuttadır ki deride ülserleşmeye ve enfeksiyonlara sebep olur. Yalamaya bağlı olarak bacaklarda şekillenen bu hastalığa Acral Yalama Dermatiti denir. Doberman, Great Dane, Labrador ve Irish Setter ırkı köpeklerde bu davranış daha sık görülür.
3. Emerek zarar verme: Bazı hayvanlar gövdelerinin yanlarını, başlarının yetiştiği bölgeleri emerler. Bu davranış bozukluğu genellikle bebek yaşlarda başlar ve devam eder. Emme o kadar ısrarlı bir davranış haline gelir ki, emilen bölgedeki tüm tüyler dökülür ve ülseratif yaralar oluşur. Bu davranış bozukluğu Doberman ırkı köpeklerde sık görülür.
Tedavi: Hastalığın tedavisi sebeplerin medikal veya psikolojik olmasına göre değişir. Medikal sebeplerden kaynaklanan vakaların tedavisi daha kolaydır. Psikolojik sebepleri ortadan kaldırmak daha zordur.
Bazı köpekler aşırı yalayarak, ısırarak vücutlarına (tüylerine, derilerine, deri altı dokularına vb.) zarar verirler. Bu yaralanmalar bazen hafif, bazen de çok ciddi olabilir.
Kendine Zarar Verme Sebepleri
Kendine zarar vermenin altında medikal veya psikolojik sebepler yatabilir:
1. Psikolojik sebepler: Altında medikal sebepler yatmayan, obsessive-compulsive davranış bozukluğundan kaynaklanan zarar verme şeklidir. Stres, korku bu davranışları tetikleyen etkenlerdir. Aile fertlerinden birinin uzaklaşması, eve yeni bir hayvanın gelmesi gibi dış faktörler de bu davranış sorununu tetikleyen etkenlerdendir.
2. Medikal sebepler: Kendine zarar vermenin altında medikal sebepler de yatabilir. Bunlar;
* Alerjiler: Pire alerjisi, gıda alerjisi, kimyasallar (soluma yolu ile alınan)- kaşıntıya sebep olabilirler. Kaşıntı karşısında köpek bu bölgeleri aşırı yalayıp, ısırabilir.
* Enfeksiyonlar: Bakterial enfeksiyonlar, mantar enfeksiyonları, parazitler- kaşıntı ve rahatsızlığa sebep olabilirler.
* Ağrı & Acı: Köpek ağrıyan bölgesini yalayıp, ısırabilir. Travmalar, eklem ağrıları bu davranışları tetikleyebilir.
Kendine Zarar Verme Şekilleri
Kendine zarar verme eylemi genellikle 3 formda görülür;
1. Kuyruk kovalamak & Kuyruk ısırmak: Bazı köpekler kuyruklarını sanki kendi vücutlarının bir parçası değilmiş gibi yakalamaya çalışırlar. Kuyruk kovalayan her köpek kuyruğuna zarar vermez; fakat bazı durumlarda köpekler kuyruklarını yakaladıklarında sanki avlarını yakalamışçasına kuyruklarını ısırırlar. Bu ısırma öyle şiddetli olabilir ki, köpek kendi kuyruğunu koparabilir. Bull Terrier ve Doberman köpeklerinde bu davranış bozukluğu daha sık görülür.
2. Bacak bölgesini(lacral) yalamak: Bazı köpekler saatler boyunca bacaklarını (genellikle bacaklarındaki eklem yerlerini) yalarlar. Bu yalama öyle aşırı boyuttadır ki deride ülserleşmeye ve enfeksiyonlara sebep olur. Yalamaya bağlı olarak bacaklarda şekillenen bu hastalığa Acral Yalama Dermatiti denir. Doberman, Great Dane, Labrador ve Irish Setter ırkı köpeklerde bu davranış daha sık görülür.
3. Emerek zarar verme: Bazı hayvanlar gövdelerinin yanlarını, başlarının yetiştiği bölgeleri emerler. Bu davranış bozukluğu genellikle bebek yaşlarda başlar ve devam eder. Emme o kadar ısrarlı bir davranış haline gelir ki, emilen bölgedeki tüm tüyler dökülür ve ülseratif yaralar oluşur. Bu davranış bozukluğu Doberman ırkı köpeklerde sık görülür.
Tedavi: Hastalığın tedavisi sebeplerin medikal veya psikolojik olmasına göre değişir. Medikal sebeplerden kaynaklanan vakaların tedavisi daha kolaydır. Psikolojik sebepleri ortadan kaldırmak daha zordur.
Animallia
Etiketler:
bacak yalama,
davranis sorunlari,
emerek zarar verme,
kendine zarar verme,
kopekler neden kuyruk kovalar,
kuyruk kovalama,
medikal sebepler,
psikolojik sebepler,
saglik,
saglik problemleri,
tedavi
7 Kasım 2010 Pazar
Eklem ve Kas Sağlığı İçin Kaliteli Glikozamin Kullanımı
Özellikle iri ırk köpeklerde görülen sağlık sorunlarından biri de kalça çıkığı yani kalça displazisi (Hip Dyplasia). Golden Retriever ve Rottweiler gibi büyük ırklarda oldukça yüksek oranda görülen bu sağlık sorunu için risk tesbitinin küçükken yapılması ve risk bulunması durumunda önlemler alınması iyileşme ihtimalini oldukça arttırıyor.
Jessie'nin küçükken kalçası baya atardı. Yürüme, koşma ya da hiperaktivite konusunda hiçbir sorun yaşamadı çok şükür. Bununla birlikte yavruluğundan beri düzenli aralıklarla Glukozamin tablet kullanıyor. Son aylarda kalçasındaki o atmayı artık gözlemlemiyorum ve içim oldukça rahatladı diyebilirim. Ancak kalça çıkığı riski 18 aylığa kadar gözlemlenmesi gereken bir süreç olduğu için gözüm hala üzerinde.
"Kalça çıkığı için alınabilecek çeşitli önlemler" konulu yazımda Glukozamin tablet takviyesinden bahsetmiştim. Glukozamin olarak kaliteli bir ürün kullanılması oldukça önemli, zira ürün yeterli kalite standartlarında değilse hiçbir fayda görmek mümkün olmayabiliyor. Genel olarak ürünlerin fiyatlarından da az çok belli oluyor bu durum. Fiyat aralığı ürüne göre çok değişken olan glukozamin'lerden en iyisinin tercih edilmesini tavsiye ederim.
Bizim kullandığımız tablet veterinerimizden aldığımız Glyco Flex 2 adlı ürün ve kullanması gerekenlere kesinlikle tavsiye ederim. Ürün detaylarını aşağıda görebilirsiniz.
Kalça Çıkığı İçin Alınabilecek Önlemler konulu yazımız BURADA.
GLYCO-FLEX 2 90 TABLET
- Yetişkin ve yaşlı köpekler için eklem koruyucu tablet.
- Glyco Flex orta dereceli eklem problemlerinde, spor yapan/ çalışan aktif köpeklerde ve ortopedik operasyon sonrasında kullanılan bir üründür. Tarım ve Köy işleri bakanlığınca onaylanmıştır.
- Tavuk aromalı lezzetli tabletler kullanımı kolaylaştırmaktadır.
- Tüm formülasyonları gibi Pernå kanalikül (yeşil dudaklı midye -protein ve mineraller için iyi bir kaynaktır-) ve kondroitin sülfat glukozamin içerir. Tablet doğal taklit kızartılmış tavuk ve yumuşak aromalı tavuk karaciğeriyle tatlandırılmıştır.
Kullanımı:
Başlangıç (4-6 Hafta)
0-13,5 Kg arası köpeklerde günde 1/2 tablet
14-27 Kg arası köpeklerde günde 1 tablet
27,5-45 Kg arası köpeklerde günde 2 tablet
45 Kg üzeri köpeklerde günde 2,5 tablet
Devam (Başlangıç periyodu sonrası kullanım)
0-13,5 Kg arası köpeklerde gün aşırı 1/2 tablet
14-27 Kg arası köpeklerde günde 1/2 tablet
27,5-45 Kg arası köpeklerde günde 1 tablet
45 Kg üzeri köpeklerde günde 1,5 tablet
1 tabletten fazla verilirse toplam dozun sabah akşam olarak bölünmesi tavsiye edillir.
Jessie'nin küçükken kalçası baya atardı. Yürüme, koşma ya da hiperaktivite konusunda hiçbir sorun yaşamadı çok şükür. Bununla birlikte yavruluğundan beri düzenli aralıklarla Glukozamin tablet kullanıyor. Son aylarda kalçasındaki o atmayı artık gözlemlemiyorum ve içim oldukça rahatladı diyebilirim. Ancak kalça çıkığı riski 18 aylığa kadar gözlemlenmesi gereken bir süreç olduğu için gözüm hala üzerinde.
"Kalça çıkığı için alınabilecek çeşitli önlemler" konulu yazımda Glukozamin tablet takviyesinden bahsetmiştim. Glukozamin olarak kaliteli bir ürün kullanılması oldukça önemli, zira ürün yeterli kalite standartlarında değilse hiçbir fayda görmek mümkün olmayabiliyor. Genel olarak ürünlerin fiyatlarından da az çok belli oluyor bu durum. Fiyat aralığı ürüne göre çok değişken olan glukozamin'lerden en iyisinin tercih edilmesini tavsiye ederim.
Bizim kullandığımız tablet veterinerimizden aldığımız Glyco Flex 2 adlı ürün ve kullanması gerekenlere kesinlikle tavsiye ederim. Ürün detaylarını aşağıda görebilirsiniz.
Kalça Çıkığı İçin Alınabilecek Önlemler konulu yazımız BURADA.
GLYCO-FLEX 2 90 TABLET
- Yetişkin ve yaşlı köpekler için eklem koruyucu tablet.
- Glyco Flex orta dereceli eklem problemlerinde, spor yapan/ çalışan aktif köpeklerde ve ortopedik operasyon sonrasında kullanılan bir üründür. Tarım ve Köy işleri bakanlığınca onaylanmıştır.
- Tavuk aromalı lezzetli tabletler kullanımı kolaylaştırmaktadır.
- Tüm formülasyonları gibi Pernå kanalikül (yeşil dudaklı midye -protein ve mineraller için iyi bir kaynaktır-) ve kondroitin sülfat glukozamin içerir. Tablet doğal taklit kızartılmış tavuk ve yumuşak aromalı tavuk karaciğeriyle tatlandırılmıştır.
Kullanımı:
Başlangıç (4-6 Hafta)
0-13,5 Kg arası köpeklerde günde 1/2 tablet
14-27 Kg arası köpeklerde günde 1 tablet
27,5-45 Kg arası köpeklerde günde 2 tablet
45 Kg üzeri köpeklerde günde 2,5 tablet
Devam (Başlangıç periyodu sonrası kullanım)
0-13,5 Kg arası köpeklerde gün aşırı 1/2 tablet
14-27 Kg arası köpeklerde günde 1/2 tablet
27,5-45 Kg arası köpeklerde günde 1 tablet
45 Kg üzeri köpeklerde günde 1,5 tablet
1 tabletten fazla verilirse toplam dozun sabah akşam olarak bölünmesi tavsiye edillir.
Etiketler:
buyuk irk sorunlari,
eklem sagligi,
glukozamin,
glyco flex tablet,
hip dysplasia,
kalca cikigi,
kalca cikigi onlemleri,
kalca displazisi,
kas sagligi,
onlem,
saglik,
saglik problemleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








