Sağlıklı ve parlak tüyler için lezzetli bir kahvaltı önerisiyle karşılarınızdayız..:)

Malzemeler
1 yumurta
5 tane minik sosis
Keten tohumu
Petag Mirra Coat O3 Deri-Tüy Bakımı Organik Besin Takviyesi (herhangi bir tüy bakım ürünü)
1 diş sarımsak

Yapılışı
- Sosisleri küçük küçük keserek tavada pişirin
- 1 kaşık kadar keten tohumu ile 1 diş ezilmiş sarımsağı ekleyerek karıştırın
- Yumurtayı karışıma kırın ve karıştırın
- Yumurta pişince karışımı soğutun.
- Omega 3 ve 6 yağları içeren tüy ve deri sağlığı takviyesi ekleyebilirsiniz. Biz şu an Petag Mirra Coat O3 Deri-Tüy Bakımı Organik Besin Takviyesi kullanıyoruz.

- Biz bu kez koymadık ama içine sebze de koyarsanız daha lezzetli ve aromatik olur. Brokoli, lahana veya ıspanak öneririm. 

Faydaları
Keten tohumu, yumurta beyazı, sarımsak tüy ve deri sağlığı için oldukça faydalı.



Ayağımı Nasıl Kırdım?

Bir türlü elim yazmaya, dilim söylemeye varmıyordu. Ama artık az da olsa alıştım sanırım; evet bacağımı kırdım, hatta kırmakla da kalmadım, daha da kötüsü ayak bileğimin yan bağlarını komple kopardım ve üstelik bir de oradaki kemikleri çatlattım. Marifetlerim saymakla bitmiyor gördüğünüz gibi. Bu kadar şeyi aynı anda nasıl yaptığımı merak ediyorsanız söyleyeyim, hiç de zor olmadı; evde dümdüz yürürken ayağımı burktum ve sonuç bundan ibaret.

Hayatımızda ve işimizde istediğimiz kadar risk analizi yapabiliriz. Yine de hayat sürprizlerini en risksiz anlarda sunmakta tereddüt etmeyecektir. Hayatımda yapmadığım extreme spor kalmadı; uzun süre dağcılık, kaya tırmanışı, orienteering, uzun mesafe koşu yaptım. Hatta bir dönem bir kaç gün süren trophy tarzı macera yarışlarına katıldım; bu yarışlarda gece gündüz demeden, yağmur çamur içinde koştum, kano, dağ bisikleti, yüzme vs. yaptım. Durmaksızın 3-4 gün süren yarışlarım oldu. Bunların dışında çeşitli extreme işlerde çalıştım; partilerde, organizasyonlarda, üniversitelerde bungee jumping yaptırdım, tırmanış duvarı kurup insanları tırmandırdım, kendim kaç kere bungee jumping yaptım sayısını hakikaten bilmiyorum.

Hayatımda spor yapmadığım hiç bir an olmadı diyebilirim. Jessie'mi almadan önce günün 3-4 saatini spor salonunda geçirirdim. Sonrasında bu 3-4 saati Jessie ile parkta koşup oynayarak geçirmeyi tercih ettim. Parktaki anlarımız da hep çok hareketli, çok maceralıydı. Parkta kaç kez köpek çarpmasının şiddetiyle havalarda uçarak düştüm sayısını bilmiyorum. Düz yolda değil, patika ve bayırlarda yürüdüm, çalılar arasında gezdim hep.

Hayatımın her dönemi hep çok hareketliydi, hatta hep şunu derdim "Jessie'ye hiperaktif olduğu için kızamıyorum, çünkü köpekler sahiplerinin aynasıdır". Bu kadar harekete, hiperaktiviteye rağmen şimdiye kadar hiçbir kırık, çıkık, çatlak gibi bir kaza yaşamamıştım. Geçen hafta evde dümdüz yürürken ayağımı burkana dek.

Haksız sayılmam değil mi; Hayatımızda ve işimizde istediğimiz kadar risk analizi yapabiliriz. Yine de hayat sürprizlerini en risksiz anlarda sunmakta tereddüt etmeyecektir.



Az önce Maçka Parkı'nda çok da hoş olmayan bir olay yaşadık. Hoş olmadığını eve gelip de minnoş kuşumun bacağındaki diş yarasını görünce daha iyi anladım malesef..:(

Saat 1:30 gibi Jessie ile evden çıktık ve önce Taksim'e yürüdük, Starbucks'ta oturup kahve keyfi yaptık. Sonrasınra ise geri Nişantaşı'na yürüyüp Maçka Parkı'na gittik. Bugün park çok kalabalıktı; köpek sahibi, çocuklu aile, çiftler, içenler, yani her kategoriden insan manzaraları görmek mümkündü. Son zamanlarda havanın soğuk olmasından dolayı kimseciklerin olmadığı parkımızı böyle şenlik alanı gibi görmek bugünlük hoştu, ama sürekli böyle olunca sıkılacağıma eminim, zira parka adım atar atmaz kadının biri nefretle bize bakıp "çocuk parkı değil köpek parkı sanki" dedi. Öyle kin dolu baktı ki anlatamam, normalde gülüp geçerdim ama dayanamayıp "hayır, herkesin parkı" dedim ve suratına bile bakmaksızın neşe içinde Jessie ile konuşarak yürümeye devam ettim. Arka yan bakışlarımla aşırı sinirlendiğini gördüm ve bu sinir katsayısıyla yetiştirdiği masum çocuğu için üzülmeden edemedim.

Minik kuşumla ilk önce parkın üst kısmında takıldık. Jessie arkadaşları ile birlikte havuza girdi, top oynadı, dişilere sarktı, vs.. Yani çok eğlendi..:) Baya bir süre orada zaman geçirdikten sonra aşağı doğru kısa bir tur atıp eve döneriz diye düşünerek aşağılara yürüdük. Parkın alt kapısının olduğu yerler ayrı bir köpek cennetiydi. Hatta Jessie'nin bebeklik arkadaşı Bobo da oradaydı. 5-6 kiloluk, inanılmaz heyecanlı ve tatlı hallerini bildiğim Bobo'nun kocaman delikanlı halleri inanılmaz güzeldi. Çok yakışıklı kahverengi bir labrador olur kendisi..:)

Jessie ve Bobo oynarken Jessie bir an 2-3 metre uzağa doğru gitti ve ne olduysa o zaman oldu. Başka bir Golden sahibi Jessie'yi sevmiş ve sahibini kıskanan köpek Jessie'ye saldırmış. Jessie durup dururken hiçbir köpeğe saldırmaz ama kendisine saldırılınca kendini çok iyi korur, gerekirse ısırarak karşıdakini durdurur. Jessie'nin dişlerini çıkarmış halini görünce birşeylerin ters gittiğini anladım, ancak köpek sahibi herhangi bir yara olmadığını söyledi, muhtemelen farketmedi o da. Çünkü kendi köpeğinin ısırmış olduğu kanayan eli ile uğraşıyordu. Adamın eli kan revan içerisinde kaldı. Ben Jessie'ye baktım, ama bir yara göremedim o an.

Eve gelip de oğluşumu temizlerken bacağındaki derin ısırık yarasını farkettim. Çok şaşırmadım, çünkü canı yanmadan o kadar diş göstermez benim oğlum. Az önce bolca biokadın sürdüm kuşumun yarasına. Yakında geçer muhtemelen, olur böyle şeyler diyorum.

Öylesine yorulmuş ki eve gelir gelmez bacaklarını dikip biraz yattı.
Biraz yemek verince kendine geldi ve şu an yanıbaşımda gülen surat haliyle bana bakmakta güzel yavrum.



Ufak boyutlarda köpeği olanlar ve köpeğinin film ya da reklam projelerinde yer almasını isteyenlere duyurulur! Yakında çekilecek bir reklam filmi için acil olarak cocker, terrier ya da ufak başka bir ırk köpek aranıyor. Sosyal, oyuncak ya da yiyeceğe karşı ilgisi olan ve az çok da olsa yönlendirilebilen bir köpek olması tercih sebebi.

Başvurularınızı bu reklam filmi dışında aktör/aktrist köpek başvurusu olarak da yapabilirsiniz. Zira bu reklam projesinin dışında yakında planlanan dizi, film oyunculuğu gibi işler için de çeşitli köpekler gerekiyor olacak.

Başvuru için köpeğinizin resimleri ve iletişim bilgilerinizi boraerbek@gmail.com'a mail atabilirsiniz.



Başlığı görünce şok geçirmeyeniniz var mı? Evet evet gerçekten de öyle, dün sabah 7'de Maçka Parkı'nda bir adamla karşılaştım ve 6 aylık olan Golden retriever cinsi köpeğini şimdiye dek sadece bir kez dışarı dışarı çıkardığını söyledi bana. Hem de öyle bir rahatlıkla söyledi ki sanki dünyanın en normal şeyi. Üstelik bir de utanmadan her sabah 7'de Maçka Parkı'na yürüyüşe geldiğini söyledi. Kendisinin ki can ama evdeki yavru can değil sanki!

Sabır gösterip adamla bir süre konuştum derdi neymiş anlamak için. Anladığım kadarıyla köpeği evde karısının can sıkıntısını gidermek için oyuncak olsun diye almışlar. Çünkü adama "bence siz o köpeği bir an önce düzgün bakabilecek birine verin" dediğimde eşinin evde onunla olmayı sevdiğini söyledi. Dışarı çıktıkları tek sefer için de yorumu şu şekildeydi "yaa, öyle çekiştiriyor ki namussuz!". Aynen cevabını verdim "Az bile yapmış, siz ona dışarıda nasıl yürümesi gerektiğini öğrettiniz mi ki çekiştirmemesini istiyorsunuz?"

Ben Jessie'yle 2-3 saat Maçka Parkı'nda takılmayı çok seviyorum. O saatlerden öylesine keyif alıyorum ki bazen Jessie yoruluyor ama benim eve dönesim gelmiyor..:) Adama da aynen şunu söyledim "ben köpeğimi 1 saat gezdirdiğimde bile az gezdirdiğim için suçluluk duyuyorum, sizin yerinizde olsam vicdan azabından ölürdüm herhalde". Adama her cümlemde o kadar yüklendim ki adam önce köpeğini ertesi sabah çıkaracağını, ben konuşmaya devam ettikçe de akşam hemen çıkaracağını söyledi. Köpek çıktı mı bilinmez ama ben bu sabah 7'de parkta adamı da köpeği de görmedim. Parkımız çok büyük gerçi, belki geldiler biz görmedik, belki de yolda çekiştirme halinde bir yerlerde takılı kaldılar.



Avrupa Birliği (AB) kriterleri çerçevesinde hazırlanan yeni Karayolları Trafik Kanunu, sadece sürücü ve yayalarla ilgili değil, hayvanları da kapsayan düzenlemeler getiriyor.

Mevcut yasaya göre, bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücüye hayvan başına 369 TL idari para cezası uygulanıyor. Zaman Gazetesi'nden Aslıhan Aydın'ın haberine göre, yeni teklif ise sürücünün çarptığı hayvanın tedavi giderlerini trafik sigortasından karşılayabilmesini içeriyor. Buna göre kaza sonucu yaralanan sokak köpeği, inek ya da ayağı kırılan atın veteriner masrafları kasko veya trafik sigortası tarafından karşılanacak.

Çevre ve Orman Bakanlığı'nın daha önce çıkardığı 5199 sayılı kanunun 21. maddesinde, "Bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır." hükmü yer alıyor. Kanuna aykırı davrananlara da hayvan başına 369 TL idari para cezası uygulanıyor. Yeni teklif ise sürücünün çarptığı hayvanın tedavi giderlerini trafik sigortasından karşılayabilmesini içeriyor. Tasarı hayata geçerse kaza sonucu yaralanan sokak köpeği, inek veya ayağı kırılan atın tedavi masrafları, zorunlu trafik sigortasıyla garanti altına alınmış olacak. Bu düzenlemeyle sürücülerin çarptıkları sokak hayvanlarını öylece kaza mahalline bırakıp gitmesi yerine, insani görevlerini yerine getirerek yaralı hayvanı en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine ulaştırması hedefleniyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı yetkililerine göre hayvan kazalarının en aza indirilmesi için ehliyet kurslarında, Hayvanları Koruma Kanunu'ndan ve ilgili ceza maddelerinden bahsedilmesi gerekiyor. Bu eğitimlerin düzenlenmesinde bakanlığa bağlı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü ya da il çevre ve orman müdürlüklerinden teknik yardım alınabiliyor. Yetkililer ayrıca sokak hayvanlarının karıştığı kazaları önlemede, belediyeler tarafından kısırlaştırılıp tekrar alındığı ortama bırakılan hayvanın, gerek yerel hayvan koruma görevlileri gerekse halk tarafından da sahiplenilmesi gerektiğine işaret ediyor.


Hürriyet



Related Posts with Thumbnails